Yaşamak Zor Değil

Bazıları yaşamın içinden çıkılmaz noktasına geldiğini çoğu kez ifade ederler. Artık yollar tıkanmıştır ve umudun kapıları çelikten sürgülerle kapatılmıştır. Peki nasıl olurda bu noktaya gelindiğini düşündüğümüzde hatalar gözümüze çarpacaktır. Evet, biz birer insanız hata yapmama gibi bir şey söz konusu olamaz. Ama hatalar çemberinin kısır döngüsüne girdiğimizde gerçekten bedelleri ağır oluyor sanırım. İllaki hataları yaşamaya gerek yok çevremizde birçok örneği var.

Geçtiğimiz haftalarda hastanenin aciline bir şeyler öğrenmek amaçlı gittiğimde gördüm mesela birisini. 30-35 yaşlarında evli bi bayan intihar teşebbüsünde bulunup 1. Kattan atlamış. Hafif obez olduğundan canı çok yanmıştır sanırım. Hayatımı mahvettiniz diye sayıklaması beni üzdü açıkcası keşke yapabilecek daha çok şey olsaydı. Orda daha iyi anlamıştım, hataların tıkandığı noktada çaresizlik insana neleri yaptırabiliyor. Peki böyle durumların önüne geçebilmek daha büyük yıkımların önüne geçebilmenin yolu nedir acaba? Ben çevremizdeki iyi insanlar ve irade gücü olarak görüyorum. Bu noktada hepimize; dünyanın aslında çok da yaşanmaz, kötü, anlamsız bir yer olmadığını hissettirecek insanların yanımızda, çevremizde olmasını çok anlamlı buluyorum. Eğer böyle bir çevremiz olursa yaşamın gerçekten ne kadar lezzetli ve iyilik için mücadeleye ne kadar değer olduğunu hissetmemiz ve anlamamız çok zor olmasa sanırım. Çünkü çevremiz bizim dünyaya olan bakışlarımızın bir nevi portresini oluşturur. Bunu hayatımızın çeşitli dönemlerinde bir çoğumuz yaşamışızdır. İyilerin, değer yargıları olan insanların yanında aslında insanlığın çok da kötü olmadığını, umutsuzluğun anlamsızlığını anlamışızdır.

Peki çevremizden bahsettik ya irade? Bence irade tohumları çocukluğumuzdan itibaren oluşur, güçlenir. Eğer zorluk gördüysek, biraz mücadele ettiysek, biraz gözyaşıyla suladıysak kalplerimizi ki bunlar sellerin önündeki setler gibidir her fırtınada biraz daha sağlamlaştırmışızdır hissettirmeden. Ve yıllar geçtikçe daha güçlüdür artık benliğimiz, irademiz, dayanma gücümüz. Çok fazla el bebek gül bebek büyümemeliyiz bu bağlamda hayatın gerçeklerini zamanında hissetmeliyiz yaşamalıyız, başa çıkmayı öğrenmeliyiz. Ha bir de anlık irade depoları vardır. Kimi zaman bi söz, kimi zaman bi gülümseme, kimi zaman annemizin şefkatli kolları, kimi zaman dostumuzun kocaman yüreği, kimi zamanda kısacık bir yazı. İsteğim böyle bi yazı olabilmek kendim başta olmak üzere iyilik enerjimizi tekrar depolamak, güzel insanların hatrına hatalarımıza gem vurup değer yargılarımızla daha güzel bi gelecek için el ele yaşamak.

Evet hayatta yaşamaya mücadele etmeye değer o kadar güzel şey varken neden hataların kısır döngüsüne bir neşter vurup kendimize gelmeyelim ki. Annem babam geldi mesela aklıma onların emekleri için bile iyilerden olmak kötü mü olur ki? Veya sevimli çoçuklar, güzel çiçekler, muhteşem yıldızlar için güne bi iyilik bırakmak anlamsız olamazki.

Son olarak sıkıntıların kördüğümünü açmaya çalışan güzel insanlar.

Sıkıntılar gecedir, dinlenin kederlenmeyin. Elbet sabah olacaktır.

(Mevlana)

Abdulkerim Özyurt

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
23 Numara Film Analizi

The Number 23 yani 23 Numara filmi gerilim, drama, suç, gizem kategorisine konulabilir. Film süresi, 98 dakikadır. 2007 yapımı bir

Kapat