Yalanın Rengi Var Mıdır?

Yaşamımız boyunca kimi zaman gerçeği saklamak için, kimi zaman karşımızdaki insanları üzmemek için en az birkaç defa yalan söyleyenlerimiz mutlaka olmuştur. Hatta genelde, karşımızdaki kişinin iyiliğini düşündüğümüzü söyleyerek ‘’pembe’’, ‘’beyaz’’ gibi renkli yalanları söylemek bizi içsel olarak da rahatlatabilmektedir. Sonuçta kendini yalancı olarak etiketlemek veya etiketlemelerine izin vermek kimin hoşuna gider ki?

Yakın bir arkadaşınızın veya sevdiğiniz birisinin doğum gününüzde aldığı hediyeyi beğenmediğinizi fark ettiğinizde yine de ‘’çok güzel, tam benlik’’ diyor musunuz? Cevabınız evet ise siz şu anda beyaz yalan söylüyorsunuz demektir. Peki, bir suç işlediğinizde, ‘’Ben yaptım! Suçlu benim’’ der misiniz? Yoksa olmamış gibi davranıp suçun sorumluluğunu almamak için suçu inkâr mı edersiniz? Aslında hem birinci örnekte hem de ikinci örnekte yalan söylendiğini görmekteyiz. Fakat bu yalanlara yüklenen anlam topluma/kültüre göre değişebilmektedir. İyilik anlamında söylenen yalana beyaz yalan adı verilirken suçu saklamak için söylenen yalana gerçek yalan denilmektedir. Peki, nereye gidiyor bu yalanın sonu?

Yalan Nedir?

Yalan, kişinin bir başkasında yanlış bir inanca yol açma amacıyla söylenen sözel ifade olarak tanımlanabilir (Talwar ve Corssman, 2011). Yalan söyleme, yalnızca sözel olarak değil, çeşitli mimik ve vücut hareketleriyle de kendisini gösterebilmekte ve kişinin istemediği bir olaydan kaçınmak amacıyla yaptığı davranışlar olabilmektedir. Yalan söylemek çoğu kişi için masum olarak algılanırken bazen bu durum hastalık derecesine gelebilir. Dürtü ve kontrol bozukluğu sınıflamasında yer alan yalan söyleme hastalığına ‘’mitomani’’ denilir. Bu hastalığa sahip olan kişiler, çevresindeki insanlara amaçsız ve sebepsiz şekilde, sürekli olarak yalanlar söyler, alışkanlık haline getirirler.

Kültürün ve Toplumun Yalan Üzerindeki Etkisi

Çocuklara nazik, kibar veya efendi olmaları gerektiği söylenerek yalan söylemelerine sebep olunabiliyor. Kültürün yansıttığı bu nazik olma davranışı birçok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Genelde bu yalanlara beyaz yalan denilir. Fakat çocuk uyarı almaktan çekindiği için veya karşısındakini incitmemek için yalan söylediğinde bu durum alışkanlık haline gelebilir. Kibar olmak için her yalan söylediğinde ödüllendirilen çocuk bir zaman sonra yalan söyleme konusunda pekiştirilmiş olacağından bu bir hastalık derecesine kadar çıkabilir. Ebeveynlerin ufak yalanları önemsememesi ve çocuklarına bunun iyi bir şey olduğu düşüncesini yerleştirmesi ilerde ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir.

Yalanın Psikolojik Rahatsızlıklarla İlişkisi ve Nedenleri

İnsanlar yalancı olarak doğmadıkları gibi sonradan yalan söylemeyi öğrenmektedirler. Bu olumsuz ve istenmedik davranış birçok psikolojik rahatsızlığa da eşlik edebilmektedir: Antisosyal, histrionik, narsisistik, borderline (sınır) ve obsesif- kompulsif kişilik bozuklukları gibi.

Yalanın nedenleri arasında; suçluluk duygusu, aşağılık duygusu, küçümsenme, dışlanma, korku, baskılanma, kıskanma, saldırganlık, çekingenlik gibi faktörler yer almaktadır. Ayrıca, çocuğun sevgi ve ilgi ihtiyacının ebeveynler tarafından yeteri kadar karşılanmaması, başta ebeveynler olmak üzere çocuğun çevresindeki insanların olumsuz rol model olması ve yalan söylemeleri, kardeşler arasında kıyaslama yapmak ve ayırımcılık yapmak, çocuğa katı ve sert cezalar uygulanması gibi nedenler de çocuğun yalan söylemesine neden olabilmektedir.

Yalanı Durdurmak Mı? Önlemek Mi?

Yalan söyleme davranışını durdurmaya çalışmak, önlemekten daha güçtür. Bu sebepten dolayı, en başta çocuğu yalan söylemesini gerektirecek durumlar içerisinde bırakmamak gerekir. Öncelikle çocuğun dikkat çekmek için mi yoksa cezalandırılmaktan kaçmak için mi yalan söylediğini anlamak gerekir. Çocuk dikkat çekmek için bu davranışı yapıyorsa ebeveynler bu konuda hakkında detaylıca düşünmeli ve nerelerde eksiklik veya hataların olduğunu algılamaya çalışmalıdırlar. Aile burada çok kritik rol oynamaktadır. Dolayısıyla, çocukla yalan söylediğinde ya da doğru söylediğinde ne gibi sonuçların olacağını net bir biçimde değerlendirmek ve belirlemek gerekir. Anne babanın çocukta olumlu rol model olması en önemli adım sayılmaktadır. Annenin babaya veya babanın anneye yalan söylemesi çocukta olumsuz gözlemler sonucu aynı davranışın tekrarını ortaya çıkarabilir. Bunlara ek olarak ceza istenmedik davranışların oluşmasına sebep olabileceğinden çocukta yalan söyleme davranışı zorunluluk halini alabilir. Bütün bu durumlar aile ilişkilerinin çok önemli ve kritik olduğunu göstermektedir. Eğer çocuk sadece yalan söylemekten zevk duyduğu için bu davranışı yapıyorsa çok yakından takip edilmeli ve ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.


Yararlanılan Kaynaklar:

  • Akçay, E. (2012). Yalan Söyleme Kabiliyeti ve Hafıza: Cinsiyetler Arası Karşılaştırma.
  • Bilgin, B., Çevik, A., Özpolat, A. Yalan ve Yalancılar: Aldatmanın Psikiyatrik Yönü., Mayıs 1988 syf. 554-562.
  • Baştemur, Ş. (2020). Yaşam Dönemleri Uyum Sorunları. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Melike Kurt

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi / Psikolojik Danışma ve Rehberlik

Melike Kurt 37 içerik yazdı. Melike Kurt tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir