Yabancı Dili Sıkılmadan Öğrenmenin Püf Noktası Nedir?

Duyuşsal Öğrenmenin Yabancı Dil Edinimine Etkisi

Sınava yönelik olmasının getirdiği akademik kaygılar eğitim sistemimizin daha çok bilişsel alana yönelik olmasına yol açıyor. Elbette bilişsel alan öğrenmelerinin bireyin gelişimindeki rolü asla inkar edilemez, ancak insan olarak kişiliğimizin duygusal boyutunu ve bu boyutu oluşturan motivasyon, inanç, tutum, özgüven, istek ve hedeflerimizi ise yok saymak doğamıza tümüyle aykırıdır. Kişilikte en büyük değişimi yaratan da işte bu duyuşsal boyutumuzdaki öğrenmelerdir.

Konuya yabancı olanlarımız için duyuşsal öğrenmeyi yıllar önce Goethe’nin dile getirişiyle açıklamak isterim. Goethe “Her şeyin içerisinde öğrenebildiklerimiz, sevdiklerimizdir.” diyerek, öğrenme sürecinin en elzem ögesini vurguluyor. Öğrendiklerimiz duygusal olarak ne kadar anlamlıysa o kadar kalıcı olur. Bu doğrultuda, eğitimcilerin de en önemli görevlerinden biri de öğrencilerin öğrendiklerini sevmesi, öğrendiklerini değerli bulması; kısacası öğrenmekten zevk alabilmelerini sağlayacak ortamlar yaratmaktır. Aynı zamanda John Dewey’in belirttiği gibi öğrenmelerin gerçek yaşamla bağlantılı olması da önem taşımaktadır. Duyuş, kişiliğin tamamını etkileyerek davranışa da yön vermektedir ( Gömleksiz, M., Kan, A. 2012). Yapılan araştırmalar öğrencilerin derse ilgi duymalarının; bilişsel öğrenme açısından da daha anlamlı ve kalıcı öğrenmeler elde etmelerini sağladığını göstermektedir ( Koç, G. 2002).

Duyuşsal Öğrenmeyi Nasıl Hayata Geçirebiliriz?

Peki bu bulgular ışığında yeni bir dil öğrenirken duyuşsal öğrenmenin ilkelerinden nasıl yararlanabiliriz? Yanıt çok basit aslında: Sevdiğimiz şeyleri yaparak. Dil öğrenimini diğer derslerden ayıran bir özellik de hayatın her alanında kullanılabilen bir araç olması. Bu nedenle:

  • Sevdiğiniz konulardaki podcastleri dinleyin, videoları ve dizileri izleyin.

Bu bir makyaj kanalı da olabilir, bir bilim kurgu filmi de. Önemli olan esas ilgilendiğiniz şeyle uğraşırken dili bir araç haline getirebilmek ve doğal bir şekilde öğrenmeyi mümkün kılmaktır.

  • Sadece dinlemek de değil tabi; sevdiğiniz ya da ilgi duyduğunuz alanda yazılar okuyun.

Bu bir hobi olabilir mesela – bahçecilik ya da seramik gibi. Ya da bir Potterhead olarak Harry Potter üzerine bütün blog ve siteleri takip etmek olabilir.

  • İlgi duyduğunuz alanlardaki sosyal medya hesaplarını da öğrenmekte olduğunuz dilde takip etmek bir o kadar faydalı olacaktır.  Bu da bizi öğrenmelerimizin gerçek yaşamımıza entegre olması ilkesine götürüyor.

Ve en önemli kısım konuşmaya gelince… Doğal olarak duygusal bağ kurabildiklerimizle konuşmak daha spontane, daha eğlencelidir. Peki bu gerçeği nasıl pratiğe dökebiliriz?

  • Eğer öğrendiğiniz dili konuşabilen yakın bir arkadaşınız varsa şanslısınız. Bu kişi sizin gibi dil öğrenme sürecinde de olabilir; ana dili İngilizce veya hedef diliniz neyse o da olabilir. Akran öğrenmesinin gücünden faydalanın. Bu bağlamda özellikle Erasmus gibi değişim programları yarattığı kültürlerarası etkileşim ile çok yararlı olabilmektedir.
  • Yakınınızda öyle biri yoksa da dert etmeyin, artık pek çok uygulama sayesinde dünyanın dört bir yanından konuşma pratiğinizi geliştirmede yardımcı olacak bir sürü insana ulaşabilirsiniz. Bu kişilerle ya da yakın çevrenizdekilerle ilgi çekici bir sohbet öğrenmede kalıcılığı arttıracaktır.

Öğrenmenin duyuşsal boyutunda plan ve amaçlarımız; bir başka deyişle öğrenmenin işevurukluğu da oldukça önemlidir. Amaçlarımız ne kadar sağlamsa, öğrenme motivasyonumuz da bir o kadar yüksek olur. Bu da bizi zorluklar karşısında pes etmekten alıkoyar. Zihninizde açık ve net bir şekilde neden o dili öğrenmek istediğinizi belirtin, gerekirse yazın.

  • Bu dili öğrenmek hangi hedeflerinize ulaşmanızı sağlayacak?
  • İyi derecede konuşmak hayatınıza şu an olmayan neyi getirecek?
  • Hayatınız bugünden farklı olarak nasıl değişecek?
  • Bu dili öğrenerek neleri mümkün kılacaksanız, dahası bu size nasıl hissettirecek?

Tüm bu soruların cevaplarının zihninizde sağlam bir şekilde yer etmesi içsel motivasyonunuzu arttırarak öğrenme sürecinizi belirsizliklerden kurtaracak; süreçte kontrol sahibi olduğunuzu hissettirerek endişelerinizi azaltacak ve öğrenmelerinizi daha verimli ve hızlı hale getirecektir.

Tabii ki bireye yönelik çeşitli teknik ve yöntemler öğrenme sürecinin olmazsa olmazı olup sistematik bir planlama gerektirmektedir. Bunun yanı sıra, duyuşsal öğrenme ilkelerini de hayata geçirmek en başta iyi oluş halimize etki edeceğinden; süreci oldukça keyifli ve etkili kılacaktır. Bu sayede süreç çok doğal bir şekilde gelişecek ve öğrenmelerinizi  “yabancı dil” değil “ikinci dil” olarak hayatınızın her alanında kullanacağınız şekilde içselleştirmiş olacaksınız.

Sevgiyle öğrenmeniz dileğiyle…


Yararlanılan Kaynaklar:

  • Gömleksiz, M., KAN, A. (2012). Eğitimde Duyuşsal Boyut ve Duyuşsal Öğrenme
  • Koç, G. (2002). Yapılandırmacı Öğrenme Yaklaşımının Duyuşsal ve Bilişsel Öğrenme Ürünlerine Etkisi

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Pınar Solakarı

İstanbul Bilim Üniversitesi psikoloji mezunudur. Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde ikinci lisansına devam etmektedir.

    Pınar Solakarı 2 içerik yazdı. Pınar Solakarı tarafından yazılan tüm içerikleri gör

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir