Vaktinden Önce Yaşlanma!

Cahit Zarifoğlu – Yaşamak adlı kitabından bir sözle başlayalım:

İnsan gittikçe daralan dünyasında neden mutsuz? Herkes artık gereğinden fazla büyüyor da onun için mi? 17 yaşlarında ki delikanlıların bile iki kat yaşlıların ki kadar yürekleri dolu.

Bunu okurken bir zamanlar dinleyip aklımda yer edinen Souad Massi’nin “Le Bien Et Le Mal” şarkısının şu sözleri geçti birden bire aklımdan: “Kaderlerine ağıt yakanlar var. Yaşarken kendi mezarları başlarında ağlayanlar var. Vaktinden önce yaşlananlar var.” Bu sözleri dile getirirlerken nelerden yakınmışlardı acaba? Cevabını beraber arayalım. Haydi dönüp bakalım etrafımıza, insanları bir bir izleyelim. Anlatmakla bitiremeyeceğimiz kadar iç geçiren, boynu eğik, kaşı çatık, hiç olmadığı kadar yeryüzünün hengamesine kapılan kişileri görürüz. İnsanız ya sitem edip dururuz. Yüreğimize iyi gelebilecek şiirlere, yağmura, güneşe, mevsime, birilerine, hep bir şeylere… Hep mükemmeli isteriz ama işin kötüsü, bulamama ihtimalimizi hep dağların ardına yollarız. Ufacık bir sıkıntıda dünya yerle bir olmuş gibi davranırız. Çoğu vakit sadece insan olduğumuzu unutuyoruz. İnsan hayatın gereği olarak dertlerle, sıkıntılarla karşılaşabilir. Bazen karamsarlığın en felaket hali vuku bulabilir. Zor zamanlar geçirilebilir.

Peki bu tür zamanlarda neler yapmalıyız?

Cevabı kendi içimizde bulabiliriz. Var oluşumuzun asıl nedenini hatırlayarak, yaşama dair olan enerjimizi gereksiz yere sömürmemeliyiz. Yaşamımızda bir dengesizlik oluşturmamalıyız. Yani yaşamın tümüne değil belirli bir yönüne odaklanıp, okul başarısı, iş başarısı, meslek başarısı gibi bir saplantı geliştirip ve orada saplanıp kalmamalıyız. Yaşamın bir bütün olduğu bilincini canlı tutmalıyız. Ayrıca şunu da bilmeliyiz ki alemde ki her duygu zıttıyla var olur. Hüzün, kırgınlık gibi duygular da insan için yararlıdır. Çünkü bunların varlığıyla mutluluk ve sevinç anlam kazanır.Üzüntülü olmanın verdiği iç sıkıntıları bilmezsek mutlu zamanlarımızın kıymetini gereğince bilemeyiz ki! Bir diğer yapmamız gereken ise mücadele etmek! Hiçbir şeyin çözümsüz olmadığını bilmeliyiz. Kendimizi bırakmadan mücadele etmeliyiz. Hem mücadele etmeden teslim olsak, hemencecik pes etsek yaşamanın ne anlamı kalır ki? Bir dakika sonra yaşayacak olmaya bile delilimiz yok iken fark edebiliyor muyuz hem çok hem de ne gereksizce büyütüvermişiz her şeyi. Hani diyor ya Franz Kafka

Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında

Tam yüzyıl önce savaş sürerken Stefan Zweig şunları yazmış günlüğüne :

Ne olursa olsun hayat yine de güzel! Daha yapacak, okunacak, öğrenecek ne çok şey var!

O halde azıyla, çoğuyla her şeyimizle var olalım. Vakti gelmeden yaşlanmayalım. Dertlerimizi de suya, toprağa, doğaya bırakalım, gitsinler…

Önerilen Yazı:  İntihar Eğilimli Bireylere Yardım için 10 Madde

Bahsettiğim şarkı:

 


Yazar: Sümeyra BOZYİĞİT – Gaziantep Üniversitesi

Yararlandığım Kaynaklar:

  1. Doğan Cüceloğlu, Başarıya Götüren Aile, 2016, Remzi kitabevi

 


Vaktinden Önce Yaşlanma!” için bir yorum

  • 24 Kasım 2018 tarihinde, saat 22:32
    Permalink

    Etkileyici bir yazı olmuş.Başarılarınızın devamını dilerim.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Savunma Mekanizmaları

Klasik psikanalitiğin ele aldığı anne ve babaya duyulan nefret, eşe duyulan saldırganlık, ensest düşünceler, sarsıcı çocukluk anıları ve benzer konular

Kapat