Terapist Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Terapi, kişilerin mental sağlık sorunlarıyla baş etmelerini ve bunun yanında özgüven geliştirme, zorluklarla başa çıkabilme, çarpık düşünce sistemlerini düzenleme,  kişiler arası ilişki ve iletişim kurma, problem çözme becerilerini geliştirme, rahatsız edici duygu ve düşünceleri yeniden değerlendirme gibi durumların, alanında uzman kişilerce tedavi edilmesini sağlayan yöntemler bütünüdür. 

Terapi süresince amaç, danışana tavsiye verilmesi durumundan ziyade, danışanın yaşamına ayna tutulması ve akıldışı inançların/bilişlerin, iş birliği içerisinde düzenlenmesidir. Günümüzde, yetkin olmayan kişilerin psikoloji alanını istila etmesi ve kendilerini psikolog/psikiyatrist/yaşam koçu/ilişki terapisti/hipnozcu adı altında pazarlamaları sadece yetkin kişilerin mağduriyetine sebep olmamakta, aynı zamanda bu alanda desteğe ihtiyacı olan danışanların da beklentilerini karşılamamaktadır. Peki, terapist seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Öncelikle seçtiğiniz kişinin terapi yaptığından emin olun.

Üniversitenin psikoloji/psikiyatri/pdr bölümünden mezun herkes psikoterapi yapabilme yetkisine sahip değildir. Kişi, psikoloğa gitmenin duygusal ağırlığını henüz yeni yeni kaldırabilmişken, çiçeği burnunda ve yeterli olgunluğa sahip olmayan, bilgi eksikliği mevcut olan fakat meslek aşkıyla yanıp tutuşan, alana balıklama atlayan kişilerin kurbanı olma ihtimalini göz önünde bulundurmalıdır.

Seçtiğiniz kişinin uzman psikolog olması, klinik psikolog olduğu anlamına gelmez. 

Kişinin yüksek lisansını adli psikoloji, sosyal psikoloji, endüstri ve örgün psikolojisi, gelişim psikolojisi gibi alanlarda yapmış olması ona klinik anlamda yeterli bilgiyi kazandırmamaktadır.

Ticari olarak kişiye ”kendinin psikoloğu olabilme” fırsatını sağlayacağını vadeden afiş ve reklamlardan kaçının.

Bu tarz reklamlar kısa sürede sonuç vadetme, zaman tasarrufu sağlama, finansal olarak uygun olma gibi konularda cezbedici gelse de bilimsel temelli olmayan ve ”güzin abla” profilli kişilerce, danışanları iyi niyet sömürüsüne maruz bırakmaktadır.

Eğer içinde bulunduğunuz durumu ”sınav kaygısı” veya ”travma sonrası stres bozukluğu”şeklinde tanımlayabiliyorsanız, bu alanda özel olarak uzmanlaşmış kişilerle çalışın.

Spesifik alanlarda kendini geliştiren terapistleri seçmeniz, sürecinize olumlu yansıyacaktır.

”Pahalı olan kaliteli olandır.” yanılgısına dikkat edin. 

Alanda fiyat standardı olmaması nedeniyle oluşan bu algı, yanlış tercihler yapmamıza sebebiyet verebilir. 

Ön görüşmenin önemi.

Kendinize uygun olduğunu düşündüğünüz terapistten, terapiye başlamadan önce ön görüşme talep etmeniz, terapötik bağ kurup kuramayacağınıza dair sinyalleri önceden verecektir ve merak ettiğiniz soruları sorabilme, genel bir yol haritası çıkarabilme imkanını sağlayacaktır.


Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Kübranur Demir

1997 yılının sıcak bir yaz günü Ankara'da dünyaya gelen, tüketen insan profili olmaktan vazgeçen ve artık üretme odaklı çalışan bilim sevdalısı bir yazarım. Eğlenmeyi severim. Biraz fazla.

Kübranur Demir 3 içerik yazdı. Kübranur Demir tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir