Terapi Ne İşe Yarar?

Sözlük anlamında ‘iyileştirme, sağaltım, tedavi’ anlamlarına gelen terapi, aslında tek kelimenin altında büyük oluşumları barındıran özel bir alandır. Terapi kendimizi dışarıdan görme, ruh halimizin, duygu ve düşüncelerimizin farkına varma, bakış açımızı genişletme, çarpıtmalarımızı fark etme gibi birçok işlevselliğe sahiptir. En önemlisi de terapinin sonunda bu olguları kontrol edebilmeyi öğrenerek yaşamımız üzerinde söz sahibi oluşumuzdur (1*).

Kimileri yaşamlarını etkileyen bir sorunla karşılaşıp çözemediğinde terapiye başlamak yerine beklemeyi tercih edip, zamanla düzelebileceğini düşünüyor. Fakat vaktimiz değerli! Problemin kendiliğinden geçmesini beklemek anlamlı bir hareket olmayacaktır demek çokta yanlış olmaz.

İnsan sosyal bir varlıktır. Bunun pek çok avantajı ile dezavantajı bulunmasına rağmen birbirimizle iletişim kurmak ve uyum sağlamak bizi hayatın içinde tutan, ihtiyacımız olan olgulardır. Bu noktada terapinin işe yaramasına dair yapılan bir araştırmadan bahsetmek istiyorum.

Meraklı bir araştırmacı topluluğu ‘beklemek’ yerine ‘terapi almanın’ kısa sürede ne kadar etkili olduğunu merak ederek meta-analiz yöntemiyle konuyu araştırmış.

Meta-analiz: Araştırılan konuya dair literatür taraması gerçekleştirilerek ortaya çıkan sonuçlar birleştirilir ve tek bir data üzerinden istatistiksel analiz yapılır.

Vardıkları sonuç ise terapinin kısa sayılabilecek sürede kişi üzerinde etkili olduğudur (2*). Tabii psikoterapi ne kadar etkili olursa olsun kaydedilen gelişmeler kişiye göre farklılık gösterebilmektedir. Bu farklılığın temel faktörlerinden biri ise, terapiye başlayan kişinin de gelişim görmeyi istemesi ve terapistle iş birliğine açık olmasıdır.

Terapistlerin Yakınlarımızdan Ne Farkı Var?

‘Ailem, arkadaşım, komşum vs. konuşuyorum işe yarıyor. Terapiye gitmeme gerek yok…’ tarzı cümleleri duymuşsunuzdur. Terapisti arkadaşınızdan, ailenizden ve ‘sizi seven’ insanlardan ayıran en büyük olgu alanında uzmanlaşmış bilimsel yöntemleri kullanarak terapi uygulayan kişiler olmalarıdır. Terapist sizi eleştirmez, küçük görmez, yargılamaz, yadırgamaz. Sizi olduğunuz gibi kabul ederek nötr yaklaşır ve işin sonunda dışarıdan kendinize bakabilmenizi sağlamayı amaçlar. Terapi çoğunlukla ilaç tedavileri kadar etkilidir. Fakat bu süreçte de dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Nasıl ki kullandığımız bir ilacın etkisini görebilmek için bitene kadar sabırla kullanıyorsak aynı şey terapi süreci içinde geçerlidir. Gelişimi görmek için dikkat edilmesi istenen esas nokta ‘sürekliliktir’. İlgilendiğimiz, üzerine düştüğümüz her alanda olduğu gibi terapide de aynı özeni gösterip devamlılık sağlamamız gerekir. Terapi süreklilik ister.

Peki Herkese Aynı Terapi mi, Uygulanıyor?

Elbette hayır. Kişilerin terapiye geliş problemleri, terapistin yaklaşımı, var olan terapileri kullanışı farklılıklar gösterir. Ama bu sizi endişelendirmemelidir. Terapistiniz size en uygun terapi yöntemini kullanacaktır.

Sayısından emin olmadığımız onlarca psikoterapi yöntemi bulunmaktadır. Kısaca en çok kullanılan yöntemlerin birkaçından bahsetmek gerekirse şu şekilde sıralama yapabiliriz.

  • Psikanaliz: Bu psikoterapi yöntemi, bilinçdışının varlığından söz eder. Tehlikeli ya da tehdit edici arzu ve düşünceleri bastırdığımızı fakat bunların bilinçdışımızda bulunmaya ve hayatımızı etkilemeye devam ettiğini savunurlar. Terapi sürecinde ise bilinçdışınızın düşünce ve davranışlarınızı nasıl etkilediği üzerine çalışılır.
  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): ‘Bilişsel terapinin ‘olumsuz, çarpıtılmış, sağlıksız düşünce kalıplarının’ değiştirilmesi ile davranış terapisinin ‘uygun olmayan, bozucu davranışların’ değiştirilmesi için her iki terapinin birleştirildiği terapi yöntemidir. Bunun için danışana yeni beceriler kazandırılmaya çalışılır ve kişinin daha işlevsel olması için gayret edilir.’
  • EMDR: Göz Hareketleriyleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme. Kişilerin zihinlerine hapsolmuş; hayatlarını etkileyen yaşanmışlıklar, travmatik yaşantılar ortaya çıkarılarak duyarsızlaştırılması ve kaliteli bir yaşam sağlanması hedeflenen terapi yöntemidir (3*).
  • Oyun Terapisi:  Çocuklar duygularını, onları etkileyen yaşantıları en sevdikleri yöntemle sessizce dile getirirler. Oyun! Alanında uzman kişilerce gerçekleştirilen oyun terapisi ‘çocukların duygularını ve yaşadıkları sorunları dışavurmalarına, çocuğun kendisini etkileyen durumlarla ilgili farkındalığın artmasına yardımcı olur’ (4*).
  • Aile Terapisi: Bütün aile bireyleriyle yapılan terapi yöntemidir. “Bu terapide amaç, aile bireylerinin duygularını yapıcı bir şekilde ifade etmesi, tıkanan iletişim kanallarının açılması, çatışmaların uzlaşmayla çözümlenmesi ve her üye için daha doyurucu bir aile içi etkileşimin sağlanmasıdır” (5*).

Kaynakça:

  1. Uluhan, F. (2017). Antalya Psikiyatri Psikoterapi ve Danışma Merkezi. Erişim adresi http://www.psikoterapi.pro/psikoterapi/psikoterapi-nedir-ne-ise-yarar
  2. Atkinson , R., Atkinson, R., Smith, E., Bem, D., & Hoeksema, S. N. (2015). Psikolojiye Giriş. Ankara: Arkadaş Yayınları.
  3. (2013). Madalyon Psikiyatri Merkezi. Erişim adresi https://madalyonklinik.com/blog/emdr-terapi
  4. Güler, E. (2016). Okan Üniversitesi Hastanesi. Erişim adresi
  5. Oyun Terapisi Nedir?, Erişim Adresi: https://okanhastanesi.com.tr/oyun-terapisi-nedir
  6. Masaroğulları, G. ve Koçakgöl, M. (2011). Psikoloji Sözlüğü. Nobel Yayıncılık.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir