ÖnerilerSosyal Psikoloji

Sosyal Kaytarma Nedir? Nasıl Engellenir?

Bireysel olarak birçok iş başarsak da aslında çoğu görevde, aktivitede gruplar halinde çalışıyoruz. Bu durum; iş bölümü yapabilmek, daha iyi motive olmak amacıyla bireysel tercihlerimizden de kaynaklanabildiği gibi oynadığımız oyunun kuralları gereği ya da yapacağımız işin sorumlusu tarafından istenen bir durum da olabiliyor. Okuldaki grup ödevlerinden tutun da büyük bir futbol takımına kadar olan çalışmalarda gruplar, çalışmanın temelini oluşturuyor. Peki gruplar halinde çalıştığımızda her şey gerçekten de hayal ettiğimiz gibi mi oluyor?

Sosyal Kaytarma Nedir?

İnsanlar, kolektif çalıştıklarında verimin daha çok olacağını düşünür, hatta buna uygun bir atasözümüz bile vardır: Bir elin nesi var iki elin sesi var! Ancak araştırmalar gösteriyor ki bir görevi birden çok kişi arasında paylaştırdığımızda kişi, verimini azaltıyor. Yani o işi yapabilecek başka kişilerin var olduğunu bilmek bizlerde rahatlamaya ve işimizi daha az ciddiye almaya sebep oluyor. Nijerya’ya özgü olan “Sahibi çok olan keçi açlıktan ölür.” söylemi ise bu durumun evrenselliğini ortaya koyuyor.

Reklam

Sosyal Kaytarmanın Kökeni

Sosyal Kaytarma kavramının kökeni “Ringelmann Etkisi” ile ortaya çıkmıştır. Grup büyüklüğü artıkça grup verimliliğinin düşmesine “Ringelmann Etkisi” adı verilmektedir. Ringelmann, 1913’te Fransız Tarım Bilimi Ulusal Enstitüsünde çalışan bir tarım mühendisidir. İlgi alanı tarımsal uygulamalarda kullanılan insan, makine ve hayvan işgücüne bağlı değişen verimlilik sonuçlarını saptamaktır. Yaptığı ip çekme deneyinde grup üye sayıları arttıkça toplam performansta bir azalma olduğunu fark etmiştir, bireyler grup içerisinde daha düşük üretkenlik eğilimi göstermişlerdir. Ringelmann işçilerin tek başına gösterdikleri performansın grup içindeki bu düşüşünü koordinasyon ve motivasyon kaybına bağlamıştır. Koordinasyon kaybı, üyelerin birbirlerinin hareketini engellemesi ve dikkatini dağıtmasını; motivasyon kaybı, üyelerin olanca gücüyle çalışmak için motivasyon seviyesindeki düşüşünü ifade etmektedir (1*). Ringelmann Etkisi daha sonraları insanların bireysel çabalarını gösterirken başarılı fakat bir grup olarak ya da bir grup içinde çalıştıklarında veya grupla birlikte çalıştıklarına inandıklarında çabalarının eğrisel bir biçimde azalması olarak yeniden tanımlanmıştır. Bu tanımla birlikte sosyal kaytarmanın insan ve sosyal boyutu daha net ortaya konmuştur (1*).

Latane ve arkadaşları ise gerçekleştirdikleri deneylerde gözlemledikleri sosyal kaytarmaya üç olası sebep öngörmüşlerdir: Buna göre denekler ya diğerlerinin kaytarıyor olabileceğini düşündükleri için (algılanan sosyal kaytarma), ya görevin en üst değil, optimum seviyede çaba gerektirdiğini düşündükleri için ya da kalabalıkta saklanarak kaytarmanın olumsuz sonuçlarından korunabileceklerine veya kalabalıkta kaybolacaklarından korkarak sıkı çalışmanın adil payını alamayacaklarına inandıkları için kaytarmaktadırlar (2*).

Sosyal Kaytarmayı Nasıl Engelleriz?

Yapılan araştırmalar, günlük hayatımızda yaşadığımız olaylar bize gösteriyor ki sosyal kaytarma gerçekten de var! Çevremizdeki insanlar da biz de (farkında olarak ya da olmayarak) iş hayatımızda, eğitim hayatımızda kaytarma eğilimleri gösteriyoruz ve bunun sonucu olarak da yapılan işlerde bireysel potansiyelimizin altında performans sergilediğimizden verim düşüyor ve istenen sonuca ulaşmakta zorlanıyoruz. Peki sosyal kaytarmanın önüne geçebilmek için neler yapabiliriz?

Reklam
  1. Grup olarak çalışsak da her bireyin performansını, motivasyonunu tek tek ele almalıyız. Gerekirse iş bölümünü en baştan yapmalı ve kişilere yine ”bireysel sorumluluklar” vermeliyiz.
  2. Kişinin, performansının karşısında bir ödül alacağından, tebrik edileceğinden emin olmasını sağlamalıyız. Yani verdiği emeğin grup içinde kaybolma ihtimalinin olmadığını ve olmayacağını ona garanti etmeliyiz.
  3. ”Takım ruhu”nu kişilere benimsetmeli ve birlikte çalışmayı keyifli bir hale getirmelerini sağlamalıyız.
  4. Değerlendirme aşamasında grup olarak değil de bireysel olarak değerlendirileceklerini ifade etmeliyiz.

Sosyal kaytarmanın önlenmesi, şüphesiz iş ve eğitim hayatında verimi artıracak ve kişilerin çalıştıkları/eğitim aldıkları kuruma bağlılıklarını artıracaktır.


Kaynakça:

  1. Balcı, O. (2017). Kalabalıkta Saklanma: Sosyal Kaytarma. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi 46, 373-387.
  2. Ilgın, B. (2013). Toplumsal Bir Hastalık: Sosyal Kaytarma. Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 6/3, 238-270.

Reklam

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın




Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

Gülendam Berktaş

Ondokuz Mayıs Üniversitesi psikoloji mezunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu