Şizotipal Kişilik Bozukluğu: Gerçekliğe Yabancılaşmak

Genel Bilgiler

Diğer insanların gözlerinde onlar, eksantrik, farklı, acayip ve garip kişilerdir. Başkalarının yanında aşırı gergin oldukları için, uzun süredir tanıdıkları kişilerden uzak durur, kendilerini öbür insanlardan soyutlarlar. Bir kısmı, tamamen kendi iç dünyasından kaynaklanan hayallerle meşguldür, duygu ve düşüncelerini dengeli biçimde ifade etmekte zorlanabilirler. Tuhaf kıyafetler giyerler, anlık duygu değişimleri vardır (3*). Kişiler arası temaslarda bulunduklarında dikkati dağınık, odaklanmakta zorlanan ve konudan konuya atlayan bir görünüm ortaya koyabilirler. Duygu yelpazeleri sınırlı olabilir ya da nesnel olaylara tamamen uygunsuz kaçan durumlar sergileyebilirler (4*). Bilimsel olarak desteklenmeyen, herkese hayal gibi gelen davranışları vardır; telepatiyle iletişim kurduklarına ya da geleceği gördüklerine inanabilirler (6*). Bazılarının algıları da aynı şekilde gariptir; örneğin uzun süre önce ölmüş akrabalarını düşünürken birden onların ruhlarının odada dolaştığını hissedebilirler. Çoğunlukla diğer insanların niyetlerine aşırı şüpheyle yaklaşırlar (2*). Bu kişiler şizotipal kişiliğe sahiptirler; yazının rahat okunabilmesi için onlardan kısaca şizotipaller diye bahsedeceğiz.

Saydığımız bu özellikleri düşünürseniz, artık çoğu araştırmacının şizotipal kişiliği şizofreni yelpazesi içinde görmesine şaşırmayacaksınızdır. Bu doğrultuda hem şizotipaller hem de şizofrenler sıkça ‘şizotipler’ olarak anılırlar. İki bozukluğun da içinde bulunduğu yelpazeye ise ‘şizotipi’ adı verilir. Normal işleyişte bir aşırılık veya abartı bulunduğunu ima eden hezeyan, halüsinasyon gibi şizotipal semptomlara, şizofreni araştırmalarıyla uyumlu biçimde pozitif semptomlar denir; kişiler arası veya motivasyonel alandaki eksiklerden ise genellikle negatif semptomlar olarak söz edilir.

Pozitif ve Negatif Semptomlar

Araştırmacılar şizofrenik sendromların semptomlarını geleneksel olarak ikiye ayırmışlardır. İlki, pozitif semptomlar; büyük oranda algısal-bilişsel yapıdadır ve normal işleyişte aşırılığa, abartıya işaret eder. Bu semptomlara örnek olarak şüphecilik, tuhaf inanışlar, büyüsel düşünceler, olağandışı algı deneyimleri, dolaylı ve yüzeysel konuşma verilebilir. İkincisi ise negatif semptomlardır. Bunların ağırlıklı olarak sosyal-kişiler arası bir doğası vardır ve normal işleyişteki eksiklikleri yansıtır. Kısıtlı veya uygunsuz duygulanım, konuşma sorunları (örneğin konuşma tutukluğu), sosyal kayıtsızlık, sosyal soyutlanma, duygusal tekdüzelik ve tuhaf davranışlar ya da görünüm negatif semptomlardan bazılarıdır (2*).

Bazı çocuklarda çocukluğun ilk yıllarından itibaren şizodimsi davranışlar görüldüğünden negatif semptomlarını ele alan çalışmalar yapılmıştır. Fakat ne yazık ki şizotipal kişiliğim pozitif semptonlarını ele alan bir çalışma henüz mevcut değildir. Küçük çocukların büyülü şeylere inanmaları ve bu tür atıflarda bulunmaları gelişimsel açıdan normal olduğu için bu semptomların şizotipal çocuklardaki gelişimini incelemek yeterli olacaktır (2*).

Vaka Örneği

Şartlı tahliyesinin bir parçası olarak Neal altı ay boyunca ruhsal tedavi görmek zorundaydı. Bir odasını kiraladığı eve polis baskın yaptığında bulundurduğu az miktarda kokain ele geçirilmişti. Uyuşturucu testi negatif çıkınca belli bir süre denetim altında tutulmak üzere salıverilmişti, psikolojik danışmanlığa yönlendirilmişti. ‘Uzun zamandır bana tuzak kurmaya çalıştıklarını düşünüyorum’ diye belirtmişti, ‘Hücrenin dışından bana bakıyorlardı. Ne kadar gizlemeye çalışsalar da benden bahsettiklerinin farkındaydım.’ Polis raporlarına göre komşular Neal’ın hiç arkadaşı olmadığını ve hatta insanlardan korkar bir hali olduğunu bildirmişlerdir. Neal’ın kefaletini ödemeye gelen olmamıştı.

Neal 32 yaşındaydı, uzun boyluydu ve neredeyse bir deri bir kemik denebilecek bir vücut yapısı vardı. Çukurlaşmış gözleri başkalarının bakışlarıyla nadiren temas kuruyordu. Hareketlerinde bir tutarsızlık vardı, sanki bedeni tamamen kendi kontrolünde değilmiş gibiydi. Görüşmenin başından itibaren en basit sorulara dahi cevap veremediği fark edilmişti. Ancak uzun süren sessizliklerin ardından ağzından bir yanıt çıkıyor, bu yanıtlar genelde gevelemeden ileri gidemiyor veya sorulan şeye ancak dolaylı bir noktadan temas ediyordu; kendi yanıtlarının ortasında serbest çağrışımla başka yerlere atlıyor gibiydi. Ayrıca duyguları da kullandığı sözcüklerle uyumsuzdu; bazen üzücü bir şeyden bahsederken gülümsediği oluyordu. Görüşmenin ‘asıl amacını’ bildiğini iddia ediyordu. Bu ‘kendisine söylenmişti’ ve ‘geleceği kısmen görmüştü’. Yanıtlarının bu patolojik yapısının, aslında sadece yanlış sözcük veya tabirler seçmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırıldığında Neal’ın tam da söylediği şeyi kastettiği anlaşıldı: Gerçekten de ara sıra geleceği görsel biçimde görebildiğine inanıyordu. Dahası, başka yerlerde neler olup bittiğini ve kendisi oraya giderse neler olabileceğini de bazen görebildiğini iddia ediyordu.

Neal’dan eksiksiz bir yaşam öyküsü almak zordu. Komşusuna göre annesi Neal’ı kırklı yaşlarındayken doğurmuştu. Babasının kim olduğu bilinmiyordu, komşusu eve bir erkeğin girdiğini hiç görmemişti. Annesinin nerede olduğu da belli değildi. Neal on iki yaşındayken annesi onu terk etmişti. Komşusu Neal’ın en azından annesi gidene dek, başarılı bir öğrenci olduğunu söylüyordu. Buna rağmen ‘Neal hiçbir zaman normal bir çocuk değildi’ diye belirtiyordu. ‘Annesi onu terk edince daha da tuhaflaştı, kıvrılıp bedenini düğümlemeye ve kendi kendine konuşmaya başladı.’ Neal’ın geçmişte bu davranışlarından dolayı tedavi görüp görmediğini bilmiyor. Şu anki tedavisi düzenli devam etse bile zor olacağa benziyor (2*).

Şizoid Kişilik Bozukluğuna Farklı Bakış Açıları

  • Biyolojik Yaklaşım: Şizofreni ile arasında genetik bir bağ olduğu ortaya konmuştur. Ama bu bağın doğası henüz net değildir (2*).
  • Psikodinamik Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre tarihte çoğu analist günümüz şizoidini, çekingenini ve şizotipalini, psikotik ucunda şizofreninin yer aldığı bir yelpazenin psikotik olmayan tarafında görmüştür (5*).
  • Kişiler Arası Yaklaşım: Bu bozuklukta üretkenlikten uzak gündüz düşleri, büyüsel düşünme süreçlerine ve mantıksız şüphelere katkıda bulunur, gerçeklikle fantezi arasındaki çizgi iyice bulanıklaşır (2*).
  • Bilişsel Yaklaşım: Şizotipallerin çoğu zaman düşüncelerini düzenlemekte zorluk yaşar gibi bir halleri vardır. Bunlar kişiliğin tarzıyla uyumlu, herhangi bir şeyin derinlemesine düşünülmesini engelleyen büyük çaplı bastırmayla bağlantılıdır (2*).

Şizotipal Kişilik Türleri

  • Sönük Şizotipal: Kendisini yabancı, yokmuş gibi hisseder; bariz biçimde donuk, durgun, ifadesiz, içsel olarak yavan, çorak, kayıtsız, umursamaz bir hali vardır. Düşünceleri belirsizdir, telepati güçleri olduğuna inanır.
  • Ürkek Şizotipal: Bıktırıcı ölçüde kuruntulu, tetikte, şüpheci, kendini korumaya alışmış, çekingendir; kendisine ve başkalarına yabancılaşmıştır. Düşüncelerini bilinçli olarak engeller, tersine çevirir ve devre dışı bırakır.

Belirtileri

DSM-V Tanı Kriterleri

Aşağıdakilerden en az beşi ile belirli olmak üzere, yakın ilişkilerde rahatsızlık duyma, yakın ilişkiye girme yeterliliğinin düşük olması, bilişsel ve algısal çarpıtmalar ve sıra dışı davranışlarla giden yaygın bir örüntünün varlığını gerektirir (1*).

  • Alınma düşünceleri
  • Alışılagelmişin dışında inançlar ya da büyüsel düşünme
  • Olağandışı algısal yaşantılar
  • Yadırganacak düşünme ve konuşma biçimi
  • Kuşkuculuk ya da paranoya
  • Uygunsuz ya da kısıtlı duygulanım
  • Sıra dışı görünüm ya da davranış
  • Yakın arkadaşlarının ya da sırdaşlarının yokluğu
  • Aşırı bir toplumsal kaygı

Ayırıcı ve Eşlik Eden Tanılar

Şizotipal kişilik, şizoid ve çekingene benzer ama yapısal açıdan kusurlu başka kişiliklerle de(yani paranoid ve sınırda kişiliklerle) ortak yüzeysel özellikleri vardır. Hem şizotipal hem paranoid başkalarına oldukça şüpheci yaklaşır ve sosyal açıdan kendini soyutlamayı tercih eder; ama tabi gerekçeleri farklıdır. İkisi de sosyal açıdan soyutlanmışlardır.

Şizotipal ve sınırda kişiliklerin ikisi de duygusal zorluklar yaşar ve geçici psikotik nöbetler geçirebilir ama bunların gerekçeleri farklıdır. Şizotipaller duygusal açıdan kısıtlı veya uygunsuzdurlar, sınırda kişiler ise duygusal açıdan dengesizdirler. Şizotipaller dünyadan ayrı durmaya çalışırlar; sınırda kişiler ise yakınlığa muhtaçtırlar ve terk edilmekten kaçarlar (2*).

Şizofreniyle benzer nörobiyolojik temelleri bulunmuştur ve aynı yelpazede yer alırlar (5*).

DSM-V Tanı Kriterlerine Göre Sorulabilecek Sorular

  • Başkaları sizi konuşuyor ya da size bakıyor gibi olduğu izlenimine kapıldığınız sık sık oluyor mu?
  • Batıl inançlarınız çok var mı? Olağan dışı ya da büyüsel olgularla uğraşıp duruyor musunuz? Olacak olayları sezme ya da başka insanların düşüncelerini okuma gibi özel birtakım güçleriniz olduğunu düşünüyor musunuz?
  • Başkalarının göremediği bir insanın olduğu ve sizinle konuştuğu gibi bir sezginizin olduğu oluyor mu?
  • Başka insanların, söylediklerinizin ya da söyleme biçiminizin olağan dışı, hatta uygunsuz olduğunu söyledikleri hiç oluyor mu?
  • Başka insanların sizi sömürdüğünü, size kötülük yaptığını ya da sizi aldattığını sık sık düşündüğünüz oluyor mu?
  • Duygusal yaşantılarınızın ve dışavurumlarınızın dar bir aralıkta kaldığını ve zamanla çok değişmediğini görüyor musunuz? Duygusal uyarıcı durumlarda, başkalarının beklediği gibi tepki vermediğinizi söyleyenler oldu mu?
  • Başkalarının, sizin davranışlarınızı ya da görünümünüzü sıra dışı veya uçuk olarak değerlendirdiği hiç oldu mu?
  • Birinci derecede akrabalarınız dışında kişisel olaylarınızı ya da sırlarınızı paylaştığınız yakın arkadaşlarınız ya da başka insanlar yok mu?
  • Özellikle tanıdık olmayan insanların bulunduğu toplumsal ortamlarda genellikle aşırı bir kaygı içinde olur musunuz?

Tedavi ve Terapi

Şizotipal herhalde ilk tespit edilen kişilik bozukluklarından birisidir ama aynı zamanda psikoterapiyle tedavi edilmesi en zor olanlar arasında yer alır. Düşünce bozukluğu ve paranoid düşüncele terapist ile aralarında güven bağının oluşmasına engel olur. Doğaları gereği kendilerini soyutladıkları için terapisti aşırı müdahaleci bulabilirler. Çoğu zaman ilaç tedavisine başvurmak gerekir (2*).

Mesafe ihtiyacına saygı duyulmalı ve onda suçluluk uyandırılmamalıdır. Kişiyi vaktinden önce zorlamamak gerekir çünkü bu kişilerin duyguları oldukça hassastır. İletişim basit, net olmalı ve çıkarımlara mahal bırakılmamalıdır. Normal bir kişiler arası ilişki örüntüsü oluşturmak tedavinin birinci hedefidir.

Genel olarak, ilaç tedavisi ile birlikte yürütülen bilişsel terapi muhtemel şizotipal kişiliğin tedavisindeki en etkili yöntem olacaktır.

Sonuç

Yapısal açıdan kusurlu kişiliklerden biri olan şizotipaller toplumda kendilerine nadiren rahat bir yaşam alanı bulabilirler. Aynı yenilgileri tekrar tekrar tecrübe ederler. Bu yönleriyle paranoid ve sınırda kişiliklerden ayrılırlar. Çoğu şizotipal kendini yeniden toparlamayı başarır. Şizofreniye kaymaya mahkum değillerdir; baş edebilen ve edemeyen haller arasında gidip gelebilir, hatta normal bir hayat bile yaşayabilirler (5*).


Kaynaklar

  1. Nussbaum, A. (2017), DSM-V Yönelimli Tanısal Görüşme, American Pscyhiatric Publishing, Ankara, Hekimler Yayın Birliği
  2. Millon, T., Grossman, S., Millon C., Meager, S. ve Ramnath, R. (2019), Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları, John Willey&Sons, Inc., İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  3. https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/kisilik-bozukluklari/#belirtiler
  4. http://www.psikoterapi.com/sizotipal-kisilik-bozuklugu/
  5. http://www.klinikpsikiyatri.org/jvi.aspx?pdir=kpd&plng=tur&un=KPD-27576
  6. https://www.psikonet.com/sizotipal-kisilik-bozuklugu_nedir-114.html

Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Mehmet Poyrazoğlu

Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik/ Film, dizi ve kitap bağımlısı

Mehmet Poyrazoğlu 8 içerik yazdı. Mehmet Poyrazoğlu tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir