Sevmeye ve Sevilmeye Muhtaç Mıyız?

Neden severiz ya da birinin bizi sevmesini bekleriz? Bunu bilinçli olarak mı yaparız, severken ya da sevilmek isterken mantıklı bir nedenimiz var mıdır yoksa sadece içimizden mi öyle gelir?

Sevgi duygusunun nasıl oluştuğundan bahsetmeden önce duyguların nasıl ortaya çıktığına bir bakalım.

Duygularımız

Karşımızdaki kişinin sözlerine ve vücut diline bakarak neler hissettiğini anlama imkanımız yoktur. Çünkü duygular evrensel olarak ifade edilip tanınamazlar. İki bin yıldır süregelen görüşe göre duygular doğuştan gelir. Beynimizde duygu devreleri vardır ve zaman zaman duygular kontrol edilemez reaksiyonlara yol açar.

Nörobilimci Lisa Feldman Barrett duyguların doğuştan geldiği görüşüne karşı çıkar. Ona göre duygular, milyarlarca beyin hücresinin birlikte çalışarak oluşturduğu tahminlerden başka bir şey değildir ve bu tahminleri kontrol edebiliriz. Dolayısıyla duygular kültürden kültüre ve hatta insandan insana değişiklik gösterir. Beynimiz esnekliği sayesinde duyguları öğrenir ve kendimizce karşılık veririz. Barrett bu görüşe Kurgulanmış Duygu Teorisi (Theory of Constructed Emotion) adını veriyor.

19.yüzyılda Willam James ve Danimarkalı Carl Lange, duyguların iki etkene bağlı olduğunu açıkladı: bir uyarıcıyla karşılaştığımızda organizmamızda meydana gelen fiziksel değişimler ve bunlar hakkında yaptığımız yorumlar. Yani bu yazarlara göre fizyolojik tepki, öznel düşünceler ya da duygulardan önce tetiklenir.

“Duyguları yönetmek” derken sadece gerçekten üzücü, kısıtlayıcı duyguları kastediyorum. Duyguları hissetmek hayatı zengin kılan şeydir.

Daniel Goleman

Schachter ve Singer, tıpkı James ve Lange’ın açıkladığı gibi bedenimizin periferik fizyolojik tepkilerini yorumlarken duyguların ortaya çıkabileceğini savundu. Ancak onlar duyguların bilişsel bir değerlendirmenin sonucu ortaya çıkabileceğini iddia ettiler. Paul Ekman ise duyguların kültürel bir kökene sahip olduğunu iddia etmiştir.

Darwin’in zamanında çoktan belirtmiş olduğu bir sonuç vardı: Temel duygular doğuştan ve evrimin sonucudur. J. Tomkins; sevinç, ilgi, şaşkınlık, ıstırap, korku, öfke, utanç, küçük görme, iğrenme ve nefret olmak üzere 9 temel duygu tanımlamıştır. Bu temel duyguların her birinin kendine özgü ve doğal ortaya çıkarıcı uyaranları bulunmaktadır ve her biri kolayca şartlanabilirler.

Sevgi İhtiyacı

Sevgi sözlükte “İnsanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” olarak tanımlanmaktadır. İnsanın sevgisiz yaşayamayacağını, en büyük ihtiyaçlarından birinin de sevmek ve sevilmek olduğunu doğrulayan araştırma sonuçları vardır. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi‘ne de baktığımızda; 3. basamağında ait olma, sevme ve sevilme ihtiyacını görürüz. Ama insanlar birinci ve ikinci basamaktaki ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra sevgisiz de yaşayabilirler.

Yalnız insanların, sevgiden yoksun olduğu düşünülebilir. Fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıklara daha yatkın oldukları ve bazılarının hayatlarından memnun olmadıkları söylenmektedir. Bunun aksine yalnızlığın mutluluğun formülü olduğunu iddia edenler de vardır. Çevremize baktığımızda pek çok yalnız insanın, sevgilisi ya da eşi olanlara göre daha mutlu olduğunu görebiliriz. Gözükmekten öte gerçekten de mutludurlar çünkü onlar için hayat tek kişiliktir.

Neden Sevmek ve Sevilmek İsteriz?

Neredeyse her ortamda samimi ilişkilerimiz olduğu insanların olmasını isteriz. Çünkü insanın dışlanacağı ve yarım hissedeceği birçok an vardır hayatta. Yeni bir ortama girdiğimizde insanlarla tanışmak ve kaynaşmak isteriz. Bunu yapmadığımızda yalnız kalacağımızı biliriz.

Başımız sıkıştığında danışacağımız, maddi ve manevi destek alabileceğimiz, eve geldiğimizde günün nasıl geçti diye soran, bizle sinemaya gelen, çekirdek çitleyip dedikodu yapan birinin varlığına ihtiyacımız vardır. İnsanın şarkı dinlerken çağrışım yapması için bir nedene ihtiyacı vardır. Uzun lafın kısası egomuzu tatmin edecek bir id gerekli.

Sevdiğimiz Şeyleri Neden Severiz?

Yale Üniversitesi psikoloji profesörü Paul Bloom, Hazzın Bilimi adlı kitabında “sevdiğimiz şeyleri neden severiz?” sorusuna cevap arar. Kitaptaki temel argümanını hazzın derinliği üzerine kurgular. Eserinde “Asıl önemli olan şey duygularımızın algıladığı dünya değildir. Aksine, bir şeyden aldığımız zevk onu ne olarak düşündüğümüzden ileri gelir.” der.

Elliot Aronson da birini neden başkalarından daha çok sevdiğimizin, beynimizin neden bazı kişilerden daha çok hoşlandığının, onlara karşı sempatimizi artıranın nedenini “pratfall efekt” olarak bulmuştur. Pratfall efekt; kişinin ne kadar mükemmel değilse sevilme oranının o kadar artması anlamına gelir.

Hatalar yapan insanları, sakar kişileri mükemmel olan insanlardan daha çok severiz. Çünkü beynimiz, hata yapan insanları, mükemmel insanlardan daha sıcak ve samimi bulur.

Kendimize benzeyen insanları da daha çok severiz. Bazen sırf çevremizdeki insanların davranışları, düşünceleri, dinî inanışı, giyim tarzı bize benzemediği için nasıl onlardan uzak duruyorsak, benzediği için de onlara sempati duyabiliriz.


Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Doğrul, A.İ.(2016, Ekim). Birini neden severiz: Pratfall efekt nedir? https:///ilginc-bilgiler/birini-neden-severiz-pratfall-efekt-nedir-h6062.html adresinden alındı.
  2. Karagül, C.(2015, Mayıs). Alışmak sevmekten daha zor geliyor. http://cansukaragul.blogspot.com/ adresinden alındı.
  3. https://aklinizikesfedin.com/duygular-nedir/ adresinden alındı.
  4. http://www.olaganustukanitlar.com/duygular-nasil-olusur/ adresinden alındı.


Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Ayşe Yumuşak

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü lisans öğrencisi

    Ayşe Yumuşak 5 içerik yazdı. Ayşe Yumuşak tarafından yazılan tüm içerikleri gör

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir