Sevgi ve Onay Bağımlılığı Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?

Günümüzde sosyal, psikolojik ve fizyolojik etkenler kişinin davranışlarını ve düşüncelerini etkileyebilmektedir. Hatta bu etkenler kişinin kendisine ve çevresine karşı algısını da değiştirebilmektedir. Örneğin, saç rengini değiştirmek isteyen bir kişi bunu düşünürken bir yandan da acaba insanlar beğenir mi yoksa alay ederler mi diye düşünüyorsa burada sevgi ve onay bağımlılığından söz edebiliriz. Çünkü, istediği ve sevdiği şeyleri başkalarının onayına ve sevgisine göre yapıyorsa bu durum kişinin özel hayatını kendine göre değil başkalarına göre şekillendirdiğini gösterir. Tabii burada şu notu düşmekte yarar var: Birey, sevdiği ve değer verdiği insanlardan tavsiyeler alabilir ve fikirlerini sorabilir. Bu çok doğal ve olağan bir durumdur. Fakat kişi kendini iyi hissedebilmek için sadece başkalarının onayına ihtiyaç duyuyor ve onay alamama durumunda kendini yoksun hissediyorsa burada sorun var demektir. Çünkü kişi, “Birisi bana onay vermezse başkaları da onay vermez. Bu durum benim yanlış şeyler yaptığımı gösterir” düşüncesine sahipse bağımlılıktan söz edilebilir.

Hepimizin hayatında olumlu geri bildirim almak önemli ve normal bir durumdur. Fakat, gün içinde duygudurumumuzu yükseltecek olanlar sadece başkaları olmamalıdır. Öncelikle birey kendini onaylamalı ve sevmelidir ki kendini iyi hissedebilsin.

Onay Bağımlılığı

Onay bağımlılığı kişi için tehlikeli bir durumdur. Çünkü kişi, kendi değerini başkalarından aldığı onaya göre belirliyorsa bu sağlıksız bir durumdur. Onay bağımlılığının bir sonucu olarak kişi başkalarının düşüncelerine aşırı duyarlı olacaktır. Bunun sonucunda ise çevresi tarafından reddedilme veya aşağılanma korkusuyla kişi başka insanların taleplerini sürekli yerine getirmeye çalışır ve bu durum kişinin kendinden ödün vermesine sebep olabilir. Kişi duygusal olarak çökkünlük yaşayabileceğinden bütün bu etkenler kişide depresyon ve anksiyete sorunlarına yol açabilmektedir.

İnsan hayatında elbette hatalar yapabilir. Bu çok insani bir durumdur. Bu hatalardan bazıları ise kişinin onay alamamasına sebep olur. Bu durum da çok doğaldır. Fakat kişi bu onay alamama durumu sonucunda yaptığı, söylediği, düşündüğü bütün şeyleri değersiz, olumsuz ve negatif görmemelidir. Çünkü, bir insan tamamen mükemmel ya da tamamen kötü değildir. Bu onay alamama durumu sadece o anda olan özgül bir duruma yöneliktir. Bunu farkında ve bilincinde olmak çok önemlidir.

Onayın insanı rahatlattığı ve mutlu ettiği açıktır. Bunda yanlış bir şey yok fakat her zaman onay alma beklentisi, kişide değersizlik hissi yaratır ve reddedilme korkusu yaşatır. Ayrıca, birisi onay vermediğinde bu durum onun da sorunu olabilir. Dr. Davis Burns bu durumun sebebini şu cümleyle açıklamaktadır: “Onay vermeme davranışı genellikle diğer insanların mantık dışı inançlarını yansıtır” (1*).

Başkalarının onayına bağımlı hale gelmek özgürlüğümüzü elimizden alır.

Onay Bağımlılığının Kaynağı Nereden Gelmektedir?

Çeşitli sebepleri olabilir. Çocukluk yaşantılarından kaynaklanıyor olabilir. Ebeveynlerin yanlış tutumları sebep olabilir. Örneğin, çocuğun en ufak hatasında çocuğa “Hiçbir şey yapamıyorsun, asla öğrenemeyeceksin!” denilmesi çocukta özgüven eksikliğine ve değersizlik/aşağılanmışlık hissini yaşamasına sebep olabilir. Bu eğilimler çocukken kazanılsa bile kişi yetişkin bir birey olduğunda bu durumu daha gerçekçi ele alabilmeli ve özgül duyarlılıktan vazgeçmek için gerekli adımları atabilmelidir (1*). En başta da kendini sevmeli ve kendine değer vermelidir.

Onay Bağımlılığıyla Nasıl Başa Çıkılabilir?

  1. Reddedilme ve onaylanmama sonrasında duygusal hasar yaratan kendi düşüncelerimiz olduğundan dolayı bu düşüncelerimizle yüzleşmeli ve kendimizin çarpık biçimde kullanılmasına direnirsek üzüntümüz ve değersizlik hissimiz geçecektir (1*).
  2. Olumsuz düşüncelerinizi kağıda yazabilir ve çarpıtmalara işaret koyabilirsiniz. Ve bu çarpıklıkları mantıksal tepkilerle yer değiştirebilirsiniz. Bu durum kısmi kontrol sağlamanıza ve benlik değerinizin artmasına yardımcı olabilmektedir (1*).
  3. Onay bağımlılığındaki en temel sebep altta yatan varsayımlardır. Bundan dolayı kişi, “Evet onaylanmamak beni rahatsız ediyor olabilir fakat bu durum benim değersiz olduğumu ve tamamen yanlış yaptığımı göstermez” diyerek olumsuz varsayımı olumluya çevirebilir.
  4. Kişi benlik bütünlüğünü sağlayarak tüm gücün kendi düşünceleri ve inançlarında olduğunu bilmelidir. Ayrıca, kişi kendi özsaygısını kazanmalı ve kendini her zaman için değerli görmelidir.
  5. Kişi, “elalem ne der” düşüncesinden kurtulmalı ve kendi hayatını kendisine göre şekillendirmelidir.

Sevgi Bağımlılığı

İnsanın, kendini mutlu hissedebilmek için “sevgi isteğinde” ya da “sevgi ihtiyacında” olması “bağımlılık” olarak adlandırılır (1*). Sevgi bağımlılığında sadece romantik ya da cinsel ilişkilerden bahsetmek yanlış olur. Çünkü, kişi bir arkadaşına, köpeğine, annesine, öğretmenine ya da bir film yıldızına da sevgi bağımlılığı gösterebilir (5*). Bir sevgi bağımlısının temel isteği, bağımlı olduğu kişinin onun problemlerini çözebilmesi, ona her zaman koşulsuz olarak olumlu saygı göstermesi ve onunla sürekli olarak ilgilenmesidir. Bu gerçekçi olmayan ihtiyaçlar karşılanmadığında, sevgi bağımlıları kendilerini kırgın/mutsuz hissedebilir ve başkalarıyla ilişkilerinde çatışma yaşayabilirler.

Bu bağımlı kişiler terk edilme korkusu yaşarlar. Ayrıca, kronik bir özlem duygusu burada kişiye hakimdir ve kişi en ufak bir olumsuz tartışmada kendini tamamen güvensiz ve tehdit altında hissedebilir. Bu kişiler genellikle mükemmeliyetçi özellik de gösterebilmektedirler. Çünkü, günümüzde sosyal medyanın da büyük bir etkisiyle kusursuzu arama çabası bu kişilerde sıklıkla görülebilir ve sonsuz bir mutluluk (!) isteyebilirler.

Sevgi bağımlılığında kişi, kendi duygularına rağmen başkalarını ön planda tutar. Kişi, ihtiyaçlarını karşılayabilmek, korku ve acıdan korunabilmek, sorunlarını çözebilmek için kendine değil, başkalarına güvenir. İnsanlarla olan ilişkilerinde kendi pasif kalarak tüm kontrolü karşıya verir. Bu kişiler özellikle, karşısındakini hayal kırıklığına uğratmaktan, başarısız olmaktan, reddedilmekten, yalnız kalmaktan, hastalık ve ölümden korkarlar. Bundan dolayı güvenebilecekleri birisine ihtiyaç duyarlar. Böyle birisiyle karşılaşınca da sağlıklı olmayan bir ilişki içine girerler ve anormal biçimde bağlılık gösterirler. Kompulsif davranışlarla karşısındaki kişileri yorabilirler ve hem kendilerini hemde onları sıkabilirler.

Bağımlılık olumlu bir durum olarak gözükebilir fakat durum çok daha ciddidir. Çünkü, bağımlılık olgunlaşmanın bir göstergesi asla değildir. Kişi bağımlı olduğu zaman karşısındaki bireyin özgürlüğünü kısıtlar ve onu köleleştirmeye çalışır. Bu durum özellikle ikili ilişkilerde sağlıksız bir iletişime yol açabilir.

Sevgisiz bir ortamda/ailede büyüyen çocuklar, yetişkinliğe geçerken bir iç güvenden yoksundur. Birçoğu için bunun sebebi çocukluktaki ihtiyaçların düzenli bir şekilde karşılanmamasıdır. Yetişkinlikte ise sevgi bağımlılığı genellikle eksik özgüven ile birlikte “Yeterli olamamak” gibi hislerle bağlantılı olarak devam eder.

Hem onay bağımlılığı hem de sevgi bağımlılığı kişinin hayatını negatif yönde etkiler ve çevresiyle ilişkilerinde sağlıksız bir durum ortaya çıkarır. Kişi, en başta benliğinin farkında olmalı ve kendini sevmelidir. Ayrıca, psikolojik destek almaktan kaçınılmamalıdır.


Yararlanılan Kaynaklar:

  1. İyi Hissetmek-Yeni Duygudurum Tedavisi, Dr. Davis Burns, Psikonet Yayınları, Mart 2018.
  2. https://www.psychologytoday.com/us/blog/what-would-aristotle-do/201510/are-you-addicted-approval
  3. https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_9322.htm
  4. http:// http://www.milliyet.com.tr/pembenar/uzman-klinik-psikolog-ipek-gokozan/onay-bagimliligi-2173870
  5. https://psychcentral.com/blog/what-is-love-addiction/
  6. https://www.psychologytoday.com/intl/blog/healthy-connections/201012/how-break-the-pattern-love-addiction


Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Share on Whatsapp
Whatsapp
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Melike Kurt

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi / Psikolojik Danışma ve Rehberlik

Melike Kurt 24 içerik yazdı. Melike Kurt tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir