Sen kimsin? Ne istiyorsun?

Başkalarına sorarken asla çekinmediğimiz soruları kendimize yöneltmek o kadar kolay olmuyor ne yazık ki. Çoğumuz ne aradığımızı, kim olduğumuzu ve ne yapmak istediğimizi bilmeden bir yaşam sürdürüp gidiyoruz. Bize sunulan bu hayatın, öğretilen kalıpların kendi isteklerimizi ve benliğimizi sorgulamadan sürdürdüğümüz bu yaşamın mutsuzluğumuzun asıl sebebi olabileceğini hiç düşündük mü? 

Doğduğumuz andan itibaren öğrendiğimiz, yapmamız gerektiği savunulan şeylerle bir hayat kurmaya çalışıyoruz. Ailemizin bizim için karar verdiği sporlar, meslekler ve hayat tarzını benimsiyoruz. Mutlu olmak Kavramını bile onlardan öğreniyoruz. Bunu yaparsan mutlu olursun, bu seni mutsuzluğa iter. Onu yapma yanlıştır, doğrusu budur bunun. Peki kime göre? Diye sorduk mu hiç? ’’Beni ne mutlu eder?’’ dedik mi? Mutluluk getireceği savunulan durumlarda mutlu olmadığımızda neden direk kendimizi suçladık mesela? Biz sadece mutlu olmamız gerektiğini öğrendik, nasıl olacağına veya o hissin gerçekten ne olduğunu asla bilmedik, öğrenemedik. ‘’Bunu yapanlar bak çok mutlu, sen de yaparsan mutlu olursun! Kalabalıktan ayrılma, öğretilen yerde ara mutluluğu, yoksa kaybolursun’’ dediler bize hep. Kısacası kendi hislerimize ve isteklerimizin ne olduğunu sorgulayamadan, bilemeden bize sunulanları kabul ettiğimiz bir hayata atıldık. Çoğu insanın mutsuzluğunun temel sebebi belki de budur. Kendi hislerinden, benliğinden çok farklı bir hayatta olduğunu bilmeden mutsuz bir şekilde sürdürüyordur hayatını. 

Örneğin; belirli meslek kalıpları var hayatımızda, onlar dışında mesleklerin daha az değer gördüğü, daha ‘’başarısız’’ diye adlandırıldığı bir hayattayız. Bu yüzden çoğu insan hayallerini gerçekleştirmekten korkuyor. Bunun nedeni, hayallerinin çoğu insan tarafından saçma ve başarısız olarak nitelendirilmesidir. Hayalleri yerine, sunulan hayatı seçmek zorunda kalıyor belki de çoğu insan. 

Sorgulamayan, kendini tanımayan “tek tip” insan yetiştirmeye çalışmak diyebiliriz buna. Herkesi belirli mesleklerde, ideallerde, hayallerde toplamak, bunları mutluluk ve başarıyla özdeşleştirmek ne kadar doğru? Kişi, bunları yapamadığında elbette ki kendini başarısız ve mutsuz hissedecektir belki de bulunduğu ortama uyum sağlayamayacak hale gelmesine bile sebep olacaktır. 

Mutluluğu öğretilen yerde arama, kaybol.

Hiçbirimiz aynı şartlarla dünyaya gelmiyoruz ve hepimiz bunun farkındayız. Peki neden aynı hayallere koşturuyoruz? Neden ‘’mutluluk’ ‘’başarı’ ’ve ‘’huzur’’ bizim için aynı şeyleri ifade etmek, aynı davranışlarda hayat bulmak zorunda? Neden spor yapan insanı başarılı görüyoruz da yapmayanı yargılıyoruz mesela? Neden avukat, doktor, psikolog, mimar vb. mesleklere sahip olunduğunda ‘’başarılı’’yız insanların gözünde? Diğer meslekleri daha değersiz, başarısız yapan ne? Hiçbir şey. Bunlar, sadece öğrendiklerimiz ve yapmamız gerektiğini düşündüğümüz şeylerdir. Âmâ bunların hiçbiri belki de biz değiliz. Hiçbirini severek yapmıyoruz. Olması gerektiğini düşündüğümüz için yapmışızdır belki de bunca zaman. Artık bir şeyleri değiştirmenin, mutsuzluğumuza bir çare aramanın; yani sorgulamanın ve kendimizi tanımamızın vakti gelmiştir. Kendi hayallerimizi, ideallerimizi bulmanın zamanıdır artık. “Mutluluk” bile bizim için herkesten çok daha farklı anlama gelebilir, bunca zamandır bildiğimiz şey olmayabilir.

Ama ilk önce ne anlama geldiğini bulmak gerekir.

Sorgulamak, kalıplaşmış ve dayatılmış kavramlardan uzaklaşıp, o kavramların herkesin kendi içinde ne anlama geldiğini fark etmek gerekir.

Kendi gerçekliğimizle tanışmak, belki de kalabalıktan uzaklaşıp, kaybolmak gerekir. 

Hep başkalarını tanımaya çalışıyoruz, şimdi sıra kendimizde.

Kendini tanımaya başlamanın en iyi yolu kendine sormaktır -yazmanın düşünmenin en iyi yollarından biri olduğu gibi. Bu yüzden kendimize soracağımız birkaç soru, belki de hayatımızın bundan sonraki gidişatını çok daha farklı yönlere çekecektir. Başkasıyla sohbet eder gibi, yeni bir insanı tanımaya çalışır gibi kendimizi tanımaya çalışacağız. 

  • Verdiğin kararlar sana mı ait? Öyle olması söylendiği için mi yapıyorsun? 
  • Olman gerektiği söylenenler, sokulduğun kalıplar bunların dışında sen ne istiyorsun? 
  • Başarılı olmak, herkesin elde ettiklerine sahip olmak mıdır? 
  • Başkalarının yargıları, senin hayallerinden daha mı değerli? 
  • Başkalarının isteklerini yapmak, kendini reddetmek değil midir? 
  • Sen neyi seviyorsun? 
  • Senin hayalin, idealin ne? 
  • Sen kimsin? 

Kendini tanı, fark et. Sen değiş ki hayatın değişsin. Mutsuzluğunun da çözümü sensin, senin içindeki potansiyelin. 

Helin Sude Yaşar

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Helin Sude Yaşar

Bahçeşehir Üniversitesi/Psikoloji

    Helin Sude Yaşar 3 içerik yazdı. Helin Sude Yaşar tarafından yazılan tüm içerikleri gör

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir