Pasif-Agresif (Edilgen-Saldırgan) Kişilik Bozukluğu

Saldırgan ve saldırgan olmayan kişilik özelliklerinden önce kişiliğin tanımını yapalım: Kişilik, bir insanı diğer insanlardan farklı yapan, kişiye özgü temel özelliklerdir. Bunu aile ve arkadaş ilişkileri, dini inanç, kültür ögeleri, sosyal çevre, konuşma üslubu, sorumluluklar, algı ve yorumlamalar gibi pek çok özellik belirlemektedir. Kişilik toplumsal bir kavramdır (1*). Bir bireyi çevresiyle ilişkili olarak değerlendirdiğimizde bir kişilik çizgisinden söz edebiliriz. Kişilik özellikleri kalıtsaldır fakat bunun yanı sıra aile ve sosyal çevrenin de etkisi kişiliği şekillendirmektedir.

Toplumda önemli olma çabası, üstün olma arzusu, güç ve başka insanlara egemen olma amacı bireyin davranışlarını şekillendirir ve bireyde farklı duygu-düşüncelere sebep olur. Kişilik dediğimiz şey ise bireyin duygu, düşünce, yaşam biçimi ve davranış kalıplarının dışavurumlarıdır (1*).

Günümüzde yoğun stres ve sorumluluk altında kalan bazı insanlar yakınlarına ve diğer çevresindeki insanlara karşı agresif ve saldırgan davranışlarda bulunabilmektedir. Özellikle okul ve iş hayatı rekabet, kıskançlık, yarış ortamı vb. yaratabilmektedir. Bunun sonucunda da saldırgan-edilgen kişilik dediğimiz durum ortaya çıkabilmektedir.

Pasif-Agresif Kişilik Bozukluğu Nedir?

Örtülü bir şe­kilde engelleme, erteleme, inatçılık, mazeret bulucu ve etkisiz olma ile karakterize olan, aynı zamanda olumsuz tutumların görüldüğü bir bozukluktur (2*). Bu kişilerin büyük bir kısmı çocuklukluk dönemlerinde aileleri tarafından psikolojik, fiziksel ve sosyal anlamda ihmal edilen, ailelerinin belirsiz davranışlarına maruz kalan kişiler olduğunu söylemek mümkün. Saldırgan-edilgen kişiler genellikle özgüven eksikliği ve kaygı bozukluğu yaşayabilmektedirler. Genellikle pasif-agresif kişinin dış çevresiyle güven bağını kuramadığı ve etrafına karşı şüpheci yaklaştığını ama diğer taraftan da kabul görme, yeterlilik ve beğenilme gibi ihtiyaçlarının öne çıktığı görülmektedir (3*).

Pasif-agresif kişiler tartışmacı tavırlar sergilerler ve saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Bunun yanında kendilerini dış dünyaya karşı soyutlayarak geri çekilebilir ve sosyallikten uzaklaşabilirler.

Pasif- agresif kişiler saldırgan ve saldırgan olmayan kişilik özellikleri gösterirler. Şimdi bu iki özelliği inceleyelim:

Saldırgan Kişilik Özellikleri

Saldırgan insanların gurur ve kibir gibi kendi değerlerine ilişkin bilinçli duyguları yüksek seviyelere çıkabilmektedir. Ayrıca, saldırgan kişiler genelde çevresine karşı acımasız davranırlar bunun yanında kötümserliğe de yönelim gösterirlerse sosyal çevreleriyle ilişkileri olumsuz anlamda değişir, paylaşma ve işbirliği yapma konusunda başarısız olurlar.

Güç ve egemenlik kurma çabaları kendilerini çatışma içinde bulmalarına sebep olur. Çatışmanın yarattığı etki, bu kişilerin dayanma gücünü yok eder ve bu kişiler kayıplarını telafi edemezler (1*).

Kibir ve Hırs

Kibir ve hırs insanda üstün olma çabası yaratır ve kişi sürekli başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğü sorusuyla ve dünyaya nasıl bir izlenim verdiğiyle meşgul olur. Bunun sonucunda kişi, gerçeklik duygusunu ve gerçek hayatı görme yetisini yitirir (1*). Bir insan başkalarının fikirlerini dikkate almayacak kadar kibirli olabileceği gibi hırsla toplumsal beğeni arar ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilir. Bu durum kişiye zarar verir. Kibrin yarattığı en büyük tehlike ise insanı gerçeklikten uzaklaştırmasıdır. Kibir kişiye kişisel ve toplumsal sorumluluklarını unutturur ve sosyal hayatındaki rolünü gözden kaçırmasına sebep olur.

“Ben bu işi yaparsam ne elde edebilirim, yaptığım şey çıkarlarıma uygun mu?” sorusu insanın hayatını negatif yönde değiştirir. Ayrıca pasif-agresif kişiler çeşitli yakınmalar, bahaneler ve mazeretlerle meşgul olarak sorumluluklarından kaçınırlar. Hatta genellikle bir hatanın sorumluluğunu başka birinin üzerine atabilmektedirler. Kendilerini haklı görürler diğerleri ise onlara göre hatalıdır (1*).

Kibir, ben merkezci özellikler gösterir ve kibirli kişi her şeyi yenme arzusundadır. Fakat, yaşam ve toplumla temaslarını yitirirler ve yerine getirmesi gereken görevlerden kaçarlar. Otoriteyi ciddiye almaz ve küçük görürler, aynı zamanda eleştirileri mantıklı bulmazlar ve kabul etmezler (4*).

Kibirli ve hırslı bir birey, dünyadaki herkesten daha önemli ve başarılı olmak ister ve bu amaç yetersizlik duygusunun doğrudan bir sonucudur. Hiç kimse kibirden tümüyle yoksun değildir, belli bir miktar herkeste bulunur (1*) fakat bu durum çıkarcı eğilimlere ve üstünlük çabasına sebep oluyorsa kibrin ve hırsın zararına hem kişinin kendisi hem de etrafındaki insanlar uğrayabilir.

Tanrıyı Oynamak

Günümüzde bu eğilimin birçok örneği vardır: tinselcilik, psişik araştırma, telepati vb. şeylerle meşgul olan büyük bir insan grubu insanlığın sınırlarının ötesine geçmeye meraklı, insanüstü güçlere sahip olmak isteyen, ölü ruhlarla iletişim içinde olmayı dileyen bireylerden oluşur. Dini yücelme arzumuzun kötüye kullanımıyla kibrimizin doyurulması, tanrıya benzeme çabamızda bir diğer dönüm noktasıdır (1*).

Önerilen Yazı:  Psikolojik Ağrıların Sebebi: Somatoform Bozukluklar

Kıskançlık

Çocukluk çağında üstün olma çabaları içinde kıskanç hale gelen çocuklar görürüz. Bu çocuklar aşırı bir hırsı da geliştirebilirler. Her iki özellik de (kıskançlık ve hırs) dünyaya karşı saldırgan tutuma yol açabilmektedir.

Pasif- agresif kişilerde görülebilen kıskançlık duygusu, ihmal edilmişlik, ayrımcılık ve yetersizlik duygusundan doğmuş olabileceği gibi, özgüven eksikliğinden de kaynaklanıyor olabilir. Kıskançlık kendisini özyıkımda dışa vurabilir ya da inatçılıkla kendisini gösterir. Başkalarının keyfini kaçırma, saldırgan davranışlarda bulunma, bir sürü kural koyma ve kısıtlama kıskançlığın değişken yüzlerinden bazılarıdır (1*).

Pasif- agresif kişilik bozukluğunda birey kendisini, başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğü ya da onların neyi başarmış olduğuyla meşgul eder. Başarısızlıklarını şansı olmadığı gerekçesiyle örtmeye çalışır ve diğer insanları kıskanır. Aynı zamanda bu kişiler, beğenilmemekten ve yanlış anlaşılmaktan şikayetçidirler (4*).

Açgözlülük ve Nefret

Açgözlülük ile kastettiğimiz şey para istifçiliğinde kendini gösteren açgözlülük değildir. Başka insanlara haz verme isteksizliğinde kendini gösteren bir diğer ve daha yaygın bir biçimi vardır.

Nefret ise sıklıkla saldırgan ve kavgacı olarak nitelendirilen kişilerde görülür. Genellikle çocukluk çağının ilk döneminde ortaya çıkar (1*). Nefret yerine getirmemiz gereken çeşitli görevlere, tek bir bireye, ulusa, sınıfa, ırka ya da karşı cinse yönelik olabilmektedir. Kişi nefret duygusundan ötürü etrafına karşı düşmanca tavır sergileyebilir ve meydan okuyabilir. Bunun hemen ardından yoğun bir pişmanlık duygusu içine de girebilir.

Saldırgan Olmayan Kişilik Özellikleri

İnsanlara karşı açıkça düşman özellikler barındırmayan fakat düşmanca bir yalıtılmışlık izlenimi veren özellikler saldırgan olmayan kişilik özellikleri arasına dahil edilebilir. Pasif-agresif kişiler burada, kimseye zarar vermeyen ama toplumdan kaçan, her türlü temastan kaçınan ve insanlarla işbirliği içine giremeyen kişilerden oluşur.

Geri Çekilme

Saldırgan-edilgen kişiler toplumdan kaçarak ya hiç konuşmaz ya da çok az konuşurlar ve başka insanların gözünün içine bakamazlar. Kişinin kendini bu şekilde soyutlamasının altında bir hırs ve kibir eğiliminin gizli olduğu söylenebilir (1*). Bu insanlar diğerlerinden farklı olduğunu düşünür ve bunu kanıtlamaya çalışırlar fakat ellerinde kalan tel şey hayali bir görkemdir.

Anksiyete

Anksiyete, pasif-agresif kişilerde görülebilen bir rahatsızlıktır. Anksiyete sadece titreme veya kaçma anlamına gelmez, aynı zamanda insanın bir problemle karşı karşıya kaldığında bu işi ağırdan almasına ya da ondan kaçınmak için bahane üretmesine sebep olabilir.

Utangaçlık

Utangaç kişiler ilişkilerinde temastan kaçınır çünkü aşağılık ve başkalarından farklı olma duygusu bu çocukların temas kurmaktan zevk almasını engeller (1*).

Bireysel ruhbilim bu tür sorunlar yumağını “uzaklık sorunu” olarak adlandırmıştır. Bu sorunlardan ya da yaşam görevlerinden birincisi toplumsal sorumluluklardır. Bu, ‘ben’ ve ‘sen’ arasındaki ilişki, kendisiyle diğerleri arasındaki teması engelledi mi yoksa destekledi mi sorunudur. İkinci sorun meslek sorunudur. Üçüncüsü ise evlilik sorunudur. Bir insanın bu sorunları ne ölçüde çözebildiği onun kişiliği hakkında sonuçlar elde etmemizi sağlayabilir. Bu bahsettiğimiz utangaçlık türleri kişinin kendisini yaşam görevlerinden ayırma arzusundan doğmuş olabilir. (1*).

Toplumsal Nezaket Eksikliği

Kötü huylu ya da uygar olmayan davranış biçimi olarak adlandırılan nezaket eksikliği, pasif-agresif kişilik bozukluğunda görülen bir özelliktir. Yiyeceklerini tıkıştırır gibi yeme ya da toplum içinde burnunu karıştırma vs. alışkanlığında olanlar bu sınıfa dahil edilebilirler (1*). Bu davranışların temelinde insanlarla ilişki kurmaya yönelik belirgin bir isteksizlik vardır. Uygarlaşmamış her insan kendisiyle yaşam arasına bir mesafe koymak ister, paylaşma ve işbirliği yapmaya niyetli değildir.

Pasif-Agresif Kişilik Bozukluğunda Tedavi Nasıl Olmalıdır?

Edilgen-saldırgan kişiler öncelikle çevreleri tarafından soyutlanmamalı ve gelişimlerine destek olunmalıdır. Aynı zamanda, işbirliği yapmaya teşvik edilebilir ve sosyalliklerini arttırmaya yönelik etkinlikler yapılabilir. Bunların yanında psikoterapi iyileşmede etkili bir yöntemdir (4*). Bu kişiler böyle durumlarda bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalı ve gerekli tedaviyi görmelidir. Eğer ebeveynler çocuklarında bu gibi belirtiler fark ederlerse aynı şekilde psikolojik bir destekle çocuklarının iyileşmesini sağlamalıdırlar.


Yararlanılan Kaynaklar:

  1. İnsan Doğası, Alfred Adler, Yason Yayınları, 2016.
  2. http://www.armpsikiyatri.com/kisilik-bozukluklari/
  3. https://www.dbe.com.tr/Yetiskinveaile/tr/news/pasif-agresif-kisilik-bozuklugu-nedir/
  4. https://www.psikolojik.gen.tr/pasif-agresif.html
  5. Resim Gerd Altmann tarafından Pixabay‘a yüklendi

Melike Kurt

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi / Psikolojik Danışma ve Rehberlik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Trafik Psikolojisi Nedir? Çalışma Alanları ve Uygulamaları

Modernleşen dünyada insanların ulaşım için kullandığı araçlar her geçen gün farklılaşmakta ve sayıları da artmaktadır. Geçmişte kullanılan ulaşım araçlarının en

Kapat