Öğrenilmiş Çaresizlik ve Yapılan Deneyler

1965 yılında, pozitif psikolojinin kurucularından olan Martin Seligman’ın köpekler üzerindeki deneyi ile literatüre kazandırılmıştır. İki aşamadan oluşan bu deney şu şekilde ilerlemiştir:

Seligman Deneyi ve Tanım

İlk Aşama

İlk aşama, uyaran-tepki temeline dayanan İvan Pavlov’un klasik koşullandırma deneyinden esinlenmiştir. Köpekler ile yapılan bu deneyde, köpeklere zil çalınmış ve ardından da tasmalarından bir süre elektrik şoku verilmiştir. Fakat bu deney sırasında köpeklere şoktan kaçabilmeleri için imkan verilmemiştir. Birkaç kere tekrar eden bu durumdan sonra köpekler yalnızca zil sesine tepki vermişlerdir.

İkinci Aşama

Deneyin ikinci aşamasında ise köpeklere şoktan kaçabilmelerini sağlayacak bir düzenek kurulmuş ve bu şekilde köpeklerin şoktan kaçınma davranışı gözlemlenmek istenmiştir. Hiçbir şoka maruz kalmamış, kontrol grubu olan köpekler bu aşamada şoktan kaçıp kurtulmuşlardır. Ancak, ilk aşamada “şoktan kaçılamayan koşula” maruz kalan köpekler, kontrol grubundan tamamen farklı davranmıştır. Bu köpekler, şoka maruz kaldıklarında kaçmaya kalkışmamış ve şoka maruz kalmaya çaresizce devam etmişlerdir. Bu deneyler ile şoktan kaçılamayan koşula maruz kalan köpeklerin şoktan kaçabilme kabiliyetleri hasar görmüştür. Bu durum “öğrenilmiş çaresizlik” olarak tanımlanmaktadır.

Tanımı

Öğrenilmiş çaresizlik, insanların veya hayvanların negatif bir durumdan kaçma ihtimalleri mevcut iken, edindiği deneyim ve pratiklerle bu durumdan kaçamayacaklarına inanmaları kondisyonudur.

İnsanlar Üzerinde Yapılan Deneyler

Hayvanlar üzerinde yapılan Martin Seligman deneylerinden sonra bazı araştırmacıların insanlarda da deneylerle öğrenilmiş çaresizlik olgusunun oluşturulup oluşturulmayacağı konusu üzerinde durmaları sağlanmıştır.

Konuyla ilgili ilk deney, 1971 yılında Fosco ve Geer’in matematik problemi çözmeye dayalı deneyiyle oluşmuştur. Fosco ve Geer, aynı Seligman deneyinde olduğu gibi, deneyin ilk aşamasını uyarıcı-tepki temeline dayanan problem çözme ve elektrik şoku ilişkisiyle bağlamıştır. Denek verilen problemi çözemezse bir süre şoka maruz kalmaktadır. Bu şekilde denekler, Seligman deneyindeki gibi şok karşısında davranış-sonuç ilişkisi olmadığını kabullenmişlerdir.

Deneyin ikinci aşamasında ise kontrol grubu olan yani şoka daha önce maruz kalmamış denekler ve şoktan kaçamayacağını öğrenmiş deneklere aynı anda problemler verilmiştir. Kontrol grubundaki deneklerin, önceden birkaç kez şoka maruz kalan deneklerden problemi çözme konusunda daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Bu deneyle birlikte, çözülemeyen problemlerle uğraşmanın ciddi bir başarı düşüklüğüne neden olduğu da gözlemlenmiştir. Ancak bu deney araştırmacılar tarafından çok fazla tartışmaya yol açmıştır. Bunun nedeni, bu deneydeki deneklerin problemi çözme çabalarının şoka karşı koymaya etkili olmadığını anlamasının diğer bir deyişle öğrenilmiş çaresizliğin mi; yoksa problemi çözememenin verdiği stresin mi başarısızlığa yol açtığı net cevaplarla açıklanamamıştır ve eleştirilerin hedefi olmuştur.

Hiroton’un Deneyi

Bu eleştirilere cevap vermek adına 1974 yılında, Japon asıllı Amerikalı bilim adamı Donald Hiroton’un insanlar üzerinde yapmış olduğu deney, yapılmış tüm öğrenilmiş çaresizlik deneylerinin ilk en önemlisi olmuştur.

Hiroton’un deneyi kaçma, çaresizlik ve kontrol olmak üzere üç grup ve iki aşamadan oluşmuştur.

İlk aşamaya kontrol grubu dahil edilmemiş, kalan iki gruba itici uyarıcı olarak yüksek düzey ve rahatsız edici tonda ses kullanılmıştır. Kaçma grubundaki deneklere düğmeye basarak sesi durdurabileceklerini, ancak çaresizlik grubundaki deneklere sesi durdurmak için hiçbir yolun olmayacağı bir düzenek kurulmuştur. Bu deney birkaç kez tekrarlanmıştır.

Deneyin ikinci aşamasına gelindiğinde ise, her üç grup farklı odalara alınıp, ellerini önlerindeki panelde doğru yöne ittikleri zaman sesin duracağı belirtilmiştir.

Deneyin sonucunda, çaresizlik grubundaki deneklerin sesi durdurmak için diğer iki gruba oranla, panelde doğru yönü bulmak için daha kısa bir süre çaba harcadıkları gözlemlenmiş ve bu çabanın az olması öğrenilmiş çaresizlik olarak açıklanmıştır.

İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan bu deneyler şunu göstermiştir: Laboratuvar ortamında kurulan düzeneklerle dahi insanlar ve hayvanların çaresizliği kabullenebileceği açıkça kanıtlanmıştır.


Kaynakça:

  • Hiroto, D.S., (1974). Locus of control and learned helplessness. Journal of Experimental Psychology 102, 187-193.
  • Aydın, B. (2006), “Öğrenilmiş Çaresizliğin Yordanması ve Yaşam Başarısı İle İlişkisi”, Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mersin.
  • Ersever, H . (2019). Öğrenilmiş Çaresizlik . Ankara University Journal of Faculty of Educational Sciences (JFES) , 26 (2) , 621-632 . 

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Share on Whatsapp
Whatsapp
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

İlaydanur Taşdemir

29 Mayıs Üniversitesi/Psikoloji

    İlaydanur Taşdemir 2 içerik yazdı. İlaydanur Taşdemir tarafından yazılan tüm içerikleri gör

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir