Müzik Ruh Sağlığını Nasıl Etkiler?

Geçmişten Günümüze

Müziğin insanlar üzerindeki etkisi yıllardır incelenen ve vurgulanan bir konudur. Hatta öyle ki müziğin sadece insanlar değil başka canlılar üzerinde de ciddi etkileri zamanla tespit edilmiştir. Baktığımızda birçoğumuz günlük hayatın akışında bazen ruh halimize göre bazen de ruh halimizi daha iyi bir noktaya getireceğini düşündüğümüz müzikleri dinleyerek hayata katılım kalitemizi yükseltmeye ya da düzenlemeye çalışmaktayız. Hatta bazen dinlediğimiz bir müzik bizi zihnen alıp o müziği ilk dinlediğimiz zamanlara götürüp aynı duyguları yeniden uyandırabilmektedir. Müzik insanların düşünce ve duygularını sözcüklere dökebilen, farkına varmasını sağlayan önemli bir dildir.

Müziğin pozitif etkilerinin en eski incelemelerine baktığımızda antik dönemden bu yana birçok bakış açısıyla değerlendirilmiş ve farklı alanlarda kullanıldığı görülmüştür. İlkel topluluklarda olan doğaüstü konulara olan yoğun inanç yaşanan sorunların da doğaüstü olduğuna inanılmasına sebep olmuş ve bu yüzden şamanlar hastalık tedavilerinde doğanın seslerine yakın sesler çıkaran enstrümanlar kullanmışlardır (Can ve Yılmaz, 2019). Müzikle tedavi yöntemlerine baktığımızda Apollon eski yunan mitolojisinde lir çalarak insanların sıkıntısını aldığı için hem müziğin hem de hekimliğin tanrısı olarak kabul edilmiştir. O dönemlerde müziğin insanların ruhlarını eğitmede ve temizlemede en önemli tedavilerden biri olduğuna inanılmaktadır. Pisagor ise yoğun umutsuzluk yaşayan ve çabuk öfkelenen insanları melodilerin uyumuyla tedavi etmek üzerine çalışmalar yapmıştır. Pisagor’a göre insanların vücutlarındaki harmoni bozulduğunda müzik bunu dengeleyebilecek bir tedavidir. Platon ise müziğin insan ruhuna dinginlik katarak rahatlattığını belirtmiştir. Kısacası müziğin antik dönemlerde insanların psikolojik olarak yaşadığı depresyon, mani, histeri, melankoli ve tıbbi olarak afazi, felç, epilepsi gibi hastalıklarda kullanıldığı bilinmektedir (Sezer, 2009)

Orta çağda ise dinin de etkisiyle müzikle terapi daha da şekillenmiştir. 15.yy’da İtalya’da tarantulanın ısırmasıyla oluşan tarantizmin tedavisinde de müzik kullanılmış, müzik tedavisi almayanların hayatını yitirene dek korku ve dehşet halinde yaşayacakları söylenmiştir. Müzikle terapide ise hastalar bitap düşene kadar 2-3 gün gece gündüz dans ettirip sonrasında yaşanan bitkinlikle temizlenmenin tamamlandığı belirtilmiştir. Shakespeare ise Kral Richard eserinde müziğin ruh sağlığı tedavisinde etkili olduğunu söylemiştir. Fransa’da ise 14.yy’dan itibaren müzik ruh hastalıkları tedavisinde aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır (Birkan, 2014). İbni Sina ise müziğin ruh ve beden sağlığı üzerindeki etkisini

Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir

sözleriyle ifade etmiştir (Sezer, 2011 ). Türkiye’de de Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kurulmuş olan akıl hastanelerinde müzikle terapi yaygın olarak kullanılmaktaydı. Nureddin Hastanesi, Gevher Nesibe Şifahanesi, Fatih Darüşşifası, Edirne Darüşşifası gibi bu amaçla kurulmuş hastaneler bulunmaktaydı (Sezer, 2009).

Modern Çağda Müzik Terapisi

Modern çağda incelediğimizde müzik terapisi üzerine farklı farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Genel olarak pasif ve aktif olmak üzere iki çeşit müzik terapisi bulunmaktadır. Aktif müzik terapisi günümüzde geleneksel, country, metal müzikte kullanılan pentatonik müzik ile birlikte yapılan hareketler eşliğinde uygulanmaktadır. Amacı bireyi ruhsal ve fiziksel açıdan dengeleyebilmektedir. Burada kullanılacak müziği genelde terapistler belirlemektedir. Pasif müzik terapisi ise en sık kullanılan yöntemdir. Burada hastalara su sesi gibi doğa sesleri dinletilerek sese odaklanmaları istenir ve bu odaklanma sonucu hissettiklerini terapistlerine aktarırlar (Can ve Yılmaz, 2019).

Yapılan Araştırmalar

Müziğin insan psikolojisi üzerindeki sakinleştirici etkisi ilk olarak Amerika’da 1920 yılında hapishane ortamında araştırılmış ve pozitif etkileri ortaya konmuştur. Çoban’ın (2005) belirtmesine göre Müzik terapisi bireylerin davranış, düşünce ve duygularında istenen etkilere ulaşmak için belirli bir şekilde müziğin kullanılmasıyla gerçekleşmektedir. Müzik terapisine ihtiyaç duyan bireyde kendindekileri anlama ve dünyayla dengeye ulaşmada katlı sağlamaktadır. Ayrıca görsel hafızayı harekete geçirdiği için hayal gücümüzü aktifleştirerek durumları ve durumla ilgili düşüncelerimizi yeniden şekillendirmeye yardımcı olabilmektedir (Arıl, 2015).

Spielberger, Gorsuch ve Lushene’nin (1970) belirtmesine göre bireylerin yaşadıkları kaygılar durumluk ve sürekli kaygı olarak iki farklı noktadan ele alınmaktadır. Durumluk kaygı daha çok bireyin çevresel etkenleriyle tetiklenen ve bir tehditsel durumla aktifleşen kaygılardır. Kişi yaşadığı durumu kendisi ya da önem verdiği kişinin hayatı, geleceği, mevcut şartlarını tehdit edeceği, tehlikeye sokacağı şeklinde yorumladığı duruma karşı kaygı üretmektedir. Sürekli kaygı ise hayata daha yaygın ve sürekli görünen bir şekilde görünen kaygılardır. Sürekli kaygı genelde çevresel etkenlerle birlikte bireyin karakterine göre şekillenebilmektedir. Hayat içinde yaşadığı durumlara karşı olumsuz  ve stresli hissettiren tutumlar geliştirirler (Aydoğan ve Gürsoy, 2007). Müziğin kaygı üzerindeki etkisi üzerine Marshall ve Tomcala (1981) bir araştırma yapmış ve hangi türlerin nasıl etkileri olduğunu incelemiştir. Bu inceleme sonucunda dinletilen caz, rock, klasik gibi müzik türlerine göre kaygı düzeyinde birbirinden farklı bir azalma görülmemiştir. Ancak tüm bireylerde kaygı düzeylerinde anlamlı düzeyde azalma görülmüştür. Başka bir çalışmada ise klasik müzik ve kuş seslerinin bireylerin kaygı düzeylerini önemli ölçüde düşürdüğü ve dengelediği görülmüştür. Başka bir açıdan baktığımızda ise Güner’in (1998) ergenlerle yaptığı çalışmada metal ve arabesk müzik dinleyen öğrencilerin öfke ve kaygı düzeylerini arttırdığı görülmüştür (Sezer, 2011 ).

Müziğin insanın buhranları, kaygıları ve duygulanımları üzerindeki etkileriyle ilgili yapılan çalışmalara genel olarak bakıldığında bazen belirli bir müzik türünde bazen de genel olarak müzikle önemli ölçüde dengeleme ve iyileştirme etkisi olduğu görülmüştür. Öyle ki müziğin insanların endişeleri üzerine etkisi sağlıkla ilgili durumlarda da çok sık denenmiş ve olumlu etkileri görülmüştür. Bireyler bazen dinlediği müziğin tınısıyla bazen de içinde geçen sözlerle birlikte kendini daha az yalnız hissedebilmektedir. Çünkü müzikle birlikte duygusunu aktaran kişi evrene hitap etmektedir ve o müzikle aynı duyguları paylaşan birçok kişi vardır. Bu da kaygılı ya da stresli olan kişide yalnız olmadığını ve çaresiz olmadığı hislerini uyandırabilmektedir. Ayrıca dinlenen müzikle birlikte hayata karşı daha cesur olma ve kaygıların zincirlerinden kurtulma yönünde de etkileri oluşabilmektedir. Endişelerimiz bazen yaşanan durumla, bazen öğretilerimizle, bazen çaresizlik, yalnız gibi duygularla gelişebilmektedir. Bu noktalarda kendimiz için doğru müziği seçtiğimizde zihnimizi pozitif yönde etkileyebilir ve durumları bambaşka açılardan değerlendirebilme fırsatı yakalanabilmektedir.


Kaynakça:

  1. Arıl, K. (2015). Stres ve Anksiyete İçin Alternatif ve Tamamlayıcı Bir Model Olarak Müzik Terapi. İstanbul: Üsküdar Üniversitesi.
  2. Aydoğan, Y., & Gürsoy, F. (2007). Müzik Dinleme Alışkanlıklarının ve Bazı Değişkenlerin Lise İkinci Sınıf Öğrencilerinin Sürekli Kaygı Düzeyleri Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt:7 Sayı: 1, 59-67.
  3. Birkan, I. (2014). Müzikle Tedavi, Tarihsel Gelişimi ve Uygulamaları. Ankara Akupunktur ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi, 37-49.
  4. Can, Ü. K., & Yılmaz, B. (2019). Türkiye’de Müzik Terapi Konusunda Oluşturulmuş Bilimsel Yayınların İncelenmesi. Motif Akademi Halkblimleri Dergisi, Cilt:12 Sayı:27 794-812.
  5. Sezer, F. (2009). Müzikle Terapinin Sınav Kaygısı, Öfke ve Psikolojik Belirtiler Üzerindeki Etkisi. Erzurum : Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  6. Sezer, F. (2011 ). Öfke ve Psikolojik Belirtiler Üzerine Müziğin Etkisi. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1 1473-1493.

Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

WhatsApp Grubumuza dahil olup duyuruları kaçırmamak için tıklayın

Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir