Madde Bağımlılığının Getirdiği Yalnızlık

Madde bağımlılığı, bireyin vücudunun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen, maddelerin kullanılması, kullanılan maddelerden kaynaklı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

Bağımlı kişiler, genellikle sorunlarıyla baş etme yöntemi olarak maddeyi kullanmaya başlamışlardır. Kişinin bağımlılığı ve yaşadığı psikolojik problemler kısır döngüye girer. Birey madde kullandığı için problem yaşamaya başlar ama bir yandan da bu problemleri yaşadığı için de kullanmaya devam eder (2*).

Genellikle bireyler madde ya da alkolün kendilerine iyi geldiğini, sıkıntılarını azaldığını düşünerek kullanmaya başlar. Bireyler kısa bir süre kendilerini iyi hissederler fakat bir süre sonra bu etki geçer ve kişi problemlerine bir problem daha eklenmiş olur. 

Bireyin maddeyi sürekli bir biçimde kullandığına işaret eden fizyolojik, bilişsel ve davranışsal bir grup belirtinin varlığıdır.  Madde bağımlılığı aynı zamanda bireyi etkilemekle kalmadığı gibi toplumun her kesimini de etkilemektedir.  Çağımızın en ciddi ve kapsamlı toplumsal sorunlarından da biridir. Yalnızca madde kullanan bireyi değil; doğduğu aileyi, içinde bulunduğu toplumu ve ekonomik işleyişe varana kadar tüm toplumsal evreni etkilemektedir.

Madde bağımlılığı; sağlık sorunlarının yanında trafik kazaları, intihar, suça yönelme, aile parçalanması, iş hayatının bozulması, meslek kayıpları ve diğer ekonomik problemler gibi, bireye ve topluma kadar olan pek çok zararları olan ve çok geniş kapsamlı biyopsikososyal bir sorundur.

3*

Madde kullanımının en başlarında aile ve bireyin çevresindeki sosyal ağ, bireyin kullanma davranışından çok fazla etkilenmemektedir. Ancak kronik dönemdeyse, bireyin aile, iş ve sosyal ilişkilerinin tamamına yakını bozulmaktadır. Bu durumda bireyin sosyal destek sistemlerinin etkilenmesine yol açarak bireyin ilerleyen dönemlerde çaresizlik, yetersizlik, toplumdan kendini soyutlama ve yalnızlık duygusu gibi birçok psikolojik sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır.

Yalnızlık

Tanımlanması güç ve karmaşık bir durumdur. Toplumda fiziksel olarak tek başına olma durumu olarak anlamlandırılan yalnızlık, Peplau ve Perlman’a göre, kişinin var olan ilişkisi ile arzuladığı sosyal ilişkisi arasındaki fark sonucunda oluşan ve birey için hoş olmayan öznel bir durum olarak tanımlanmıştır. Ülkemizdeyse, bağımlı bireylerle yapılan araştırmalarda, bağımlı bireyin sosyodemografik ve kişilik özellikleri, sosyal destek sistemleri intihar girişimleri ve tamamlanmış intiharlar, etiketlenme sorgulanmış ancak yalnızlık duygusunun incelendiği çalışmalara rastlanmamıştır.

Madde bağımlısı bireylerde yalnızlık, yalnız kalma isteği, sosyal geri çekilme sıkça izlenen durumlar olmasına karşın, yalnızlık duygusu algısının mı bağımlılığa yol açtığı yoksa bağımlılığın mı bireyi yalnızlaştırdığına ilişkin yeterli kanıtlar bulunmamaktadır. Ayrıca bağımlı bireylerin yalnızlık düzeyleri ve etkileyen etmenlerin bilinmesiyle bu konuda erken önlemlerin alınmasını, birey ve ailenin desteklenmesi, bireyin sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi ve dolayısıyla bağımlı bireyin nükslerinin önlenmesini sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır (1*).

Madde kullanmaya başlamak ve kullanım sıklığının artması ve bunula beraber, birey için önceden önemli olan faaliyetler, hobiler, ilgi alanları ortadan kalkmaya başlar ve sosyal yaşamdan kopma yaşanmaktadır. Çoğu zaman birey, madde kullanımını destekleyen ve ona madde temin eden kişilerle birlikte olmayı ve vakit geçirmeyi tercih etmektedir. Madde kullanım süreci kişinin sosyal çevresindeki değişimle başlar.  Bireylerde madde kullanımının artması şu sonuçları doğurur: Aile ve ailenin üyeleriyle bağlar kopmaya başlar, aile ilişkileri daha uyumsuz, iletişimsiz ve çatışmalı hale gelir.

Yapılan bir araştırmaya göre;

Bağımlılığın, ailelerin beşte dördünden fazlasını sosyal ilişkiler yönünden olumsuz etkilediği belirtilmiştir. Bağımlı bireye sahip ailelerde bir arada yemek yeme, birlikte etkinlikte bulunma gibi aileyi aile yapan unsurlar değerlendirildiğinde belirgin derecede bozulmalar yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bağımlılıktan dolayı aile bireylerine yalan söylemesi, saldırgan davranışlarda bulunması ve bunların sonucu olarak ailenin baskıcı tutumu aile içinde gittikçe derinleşen yaralar açmaktadır (4*).

Tedaviye başlarken en önemli hususlardan birisi: Sorunun çözümü için doğru bir çözüm yolunun olduğunu aktarmak. Bireye doğru baş etme yöntemleri öğretmek de tedavinin bir parçasıdır. Bu nedenle bağımlı kişinin tedavisinde psikolojik desteğin önemi çok büyüktür.

Psikolojik desteğin önemi, kullanılan maddeyi bıraktıktan sonra tekrar kullanmayı önleme sürecinde de gereklidir… Bağımlılık, düzelir fakat tamamen iyileşmez. Birey kullanmadığı sürece iyidir ancak tekrar kullanırsa aynı bağımlılık süreci tekrar başlar. Bu nedenle tekrar kullanmayı önlemek için ve bunun uzun süre boyunca olmasını sağlamak tedavinin önemli aşamalarındandır (3*).


Kaynakça:

  1. Yıldırım, B., Engin, E., & Serap, Y. (2011). Alkol ve Madde Bağımlılarında Yalnızlık ve Etki Eden Faktörler. Psikiyatri Hemşireleri Derneği, 25-26.
  2. https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/madde-bagimliligi
  3. http://www.yedam.org.tr/bagimlilik-tedavisinde-psikolojik-destek-ne-ise-yarar)
  4. https://alo191uyusturucu.saglik.gov.tr/TR,53771/bagimlilikta-is-ve-sosyal-yasam.html

Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

WhatsApp Grubumuza dahil olup duyuruları kaçırmamak için tıklayın

Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir