Madde Bağımlılığı Sonucu İntihar

İntihar olgusu genel bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Önlenebilir ölümler arasında üst sıralarda yer alan intihar bazı diğer etkenlerle birleştiğinde oranları giderek artmaktadır. Örneğin sosyoekonomik düzeyin düşüklüğü veya madde/alkol bağımlılığı intihar oranlarını korkunç seviyelere taşımaktadır. Özellikle madde bağımlılığı incelendiğinde intihar riskinin %15’e kadar çıkabileceği kanıtlanmıştır. Bu sebeple küresel olarak madde bağımlılığı tedavilerine verilen önem giderek artmaktadır. Uzmanlar halkı bu konu hakkında uyarmak için birçok çeşitli seminerler ve eğitimler vermektedir. Ülkemizde de Yeşilay, AMATEM, ÇEMATEM ve Özel Balıklı Rum Hastanesi gibi bu konuda çalışan birçok öncü denebilecek kurum bulunmaktadır. Bu kurumlar madde bağımlılığının tedavi edilmesi sonucu intihar girişimi ve intihar sonucu ölümlerin oranlarını düşürmek amacıyla birçok çalışmalar yapmaktadır. Bu konuda yapılması gereken en önemli adım bireylerin madde bağımlılığı ve tedavisi konusunda bilinçlendirilmesidir.

Madde Bağımlılığı Nedir?

Bağımlılık, bireyin bir maddeyi kendisine ciddi zararlar vermesine rağmen bu maddeye kullanmaya devam etmesidir. DSM-4-TR’de madde bağımlılığı ve madde kötüye kullanımı arasında ayrım yapılmaktaydı. Madde kötüye kullanımı bireyin bir maddeyi kullanımı sonucu sosyal ve akademik hayatında zorluk yaşamasıdır. Günümüzde madde kötüye kullanımı madde bağımlılığından bir önceki aşama olarak görülmektedir. Birey önce bir maddeyi kötüye kullanarak hayat kalitesinin düşmesine neden olur. Daha sonra ise madde bağımlılığı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda bireyin hayat kalitesinin düşmesinin yanı sıra birey maddeye karşı tolerans geliştirmekte ve ayrıca yoksunluk belirtileri ortaya çıkmaktadır.

Bağımlılığın İki Alt Tipi

Madde bağımlılığı temel olarak fiziksel ve psikolojik bağımlılık olarak ikiye ayrılmaktadır:

  • Fiziksel bağımlılık: Bu bağımlılık türünde birey maddeye karşı fiziksel olarak ihtiyaç duymaktadır. Madde kullanımı gerçekleşmediği zaman bireyin vücudunda fiziksel olarak farklılık gözlenmeye başlanmaktadır. En sık görülen fiziksel tepkiler terleme, titreme, üşüme ve kusmadır. Bu tepkilere yoksunluk belirtileri de denmektedir.
  • Psikolojik bağımlılık: Temelde birey maddeye fiziksel olarak bağımlı değildir. Fakat maddeye ulaşmaya çalışma, maddeye alışma ve maddeyi arzulama hatta madde olmadan yapamayacağına inanma hali bulunmaktadır. Maddeye ulaşamadığı takdirde psikolojik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda depresyon ve anksiyete en sık rastlanan belirtilerdir.

Bağımlılık her ne kadar iki tipi ayrılsa da bu tipler bireyde aynı anda bulunabilmektedir. Fakat psikolojik bağımlılık fiziksel bağımlılığa nazaran daha tehlikeli bir boyuttadır. Çünkü fiziksel bağımlılıkta bireyin isteğinin yanı sıra bedeninin verdiği bir tepkidir ve tedavisi mümkündür. Fakat psikolojik bağımlılıkta birey maddeye mecbur olduğunu düşündüğünden dolayı tedaviye karşı daha dirençlidir.

Madde Bağımlılığının İntihar Girişimi Üzerine Etkisi

Madde bağımlılığı sonucu intihar incelenirken fiziksel ve psikolojik bağımlılık önemli bir etkendir. İntihar eden madde bağımlıları genellikle psikolojik bağımlı olan bireylerdir. Bu bireyler maddeye ulaşamadığı takdirde yaşamanın bir amacı olmadığı düşüncesinde olmaktadır. Bu sebeple de maddeye ulaşamadığında hayatlarına son vermeyi tercih etmektedirler. Madde bağımlısı olan bireylerin tedavisinde en önemli noktalarından birisi bağımlı bireye maddesiz de var olabileceğini anlatabilmektir. Eğer birey maddeye ulaşmaz ve doğru bir tedavi yöntemi kullanılmasa sonuç ne yazık ki intihar ile sonuçlanacaktır. Bu intiharlar genellikle halk arasında “altın vuruş” olarak geçen yüksek dozda madde kullanımı yöntemi ile gerçekleşmektedir. Bunun engellenebilmesi için bireylerin ve ailelerinin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir.

Toplumumuzda bağımlı bireyler ne yazık ki gerekli ilgiyi görmemektedir. Bağımlı bireyler sosyal hayatlardan ulaştırıldığında daha da zor bir psikolojik zorluğun içine savrulmaktadır. Genellikle evden kovulan veya ekonomik olarak herhangi bir geliri olmayan bağımlı bireyler tedavi seçeneğine de ulaşamadığında çaresiz kalabilmektedir. Bunun önüne geçebilmek için bireylerin maddeye bağımlı olmadan önce bu konuda yeterince bilgiye sahip olmalarıdır. Tüm bunların yanı sıra bir birey madde bağımlısı haline geldiğinde de toplumdan uzaklaştırmak yerine sosyal destek sağlanmalıdır. Bu sosyal destek bireyin tedavi sürecini oldukça kolaylaştıracaktır. Ayrıca bireyler ailelerinden uzaklaştığında ve herhangi bir geliri olmadığında maddeye ulaşmak için yasa dışı şeklide para kazanmaya çalışabilmektedir. Bu da toplum huzurunu olumsuz yönde etkileyecektir.

Önerilen Yazı:  İntihar Kulübü ve Durkheim'in Olgusu

Fiziksel Bağımlılığın İntihar Girişimi Üzerine Etkisi

Fiziksel bağımlılık sonucunda birey madde ulaşamadığına yoksunluk tepkileri göstermekte ve maddeye ulaşmak için yasa dışı yollara başvurmaktadır. Bunun yanı sıra maddeye karşı tolerans geliştirdiği için sürekli daha fazla dozda maddeye ihtiyaç duymaktadır. Bu durum bireyi bir çıkmaza sürüklemektedir. Bu çıkmaz sonucunda birey hayatına son vermeye karar verebilmektedir. Diğer yandan birey maddenin etkisi altında iken de intihar girişiminde bulunabilmektedir. Maddenin neden olduğu coşkun veya çökkün duygudurumu bireyin dünyaya bakış açışını oldukça etkilemektedir. Bu etkenler göz önünde bulundurulduğunda intihar girişimi oranları yadsınamaz şekilde artmaktadır.

Psikolojik Bağımlılığın İntihar Girişimi Üzerine Etkisi

Fiziksel bağımlılıktan daha tehlikeli boyuttaki psikolojik bağımlılıkta ise intihar riski daha da fazladır. Birey madde olmadan yaşamayacağını düşünmekte hatta madde olmadığında yaşamanın bir amacı olmadığını düşünmektedir. Bu durum maddenin ilk defa nerede kullandığı ile ilgili bir konudur. Birey maddeyi her kullandığında ilk defa kullandığındaki hazzı yaşamak istemektedir. Fakat buna ulaşması imkansız olduğundan kullanılan doz artırılmaktadır. İlk defa yaşanan hazzın yeniden yaşanmasının imkansız olmasının nedeni kişinin tolerans geliştirmesidir. Bedeni tolerans geliştirdiği için ilk kullanıldığında verilen tepkiler bir daha gözlenmektedir. Örneğin, esrar kullanıldığında ilk başlarda keyif vermekte fakat daha sonra sanrılara yol açmaktadır. Bu gibi etkilerin sonucunda birey maddeyi kullandığında da kullanmadığında rahatlayamamaktadır. Bunun sonucu olarak da intihar girişiminde bulunmaktadır. Burada unutulmaması gereken intihar girişimi oranlarının intihara bağlı ölümlerden daha yüksek bir orana sahip olmasıdır. Yani madde bağımlılığı sonucu intihar edip hayatını kaybedenler %15 olarak gözlense de intihar girişiminde bulunan madde bağımlılarının sayısı bundan daha da fazladır.

Madde Bağımlılığı Sonucu İntiharı Engellemenin Yolları

  • Bu konuda yapılması gereken ilk şey madde bağımlılığı ortaya çıkmadan engellenmesidir. Günümüzde madde kullanımı yaşı ilkokul çağlarına kadar düşmüştür. Bunun için özellikle ilkokul döneminden başlayarak hem aileler tarafından hem de öğretmenler tarafından çocuklara madde ve madde bağımlılığı hakkında bilgi verilmesi gerekmektedir.
  • Bireylere gerekli bilgi verildikten sonra madde kullanımından sonra neler yapılması gerektiği hakkında bilgilerde verilmelidir. Madde bağımlılığı sonucu intihar eden bireyler genellikle genç yaştaki bireylerdir. Madde kullanımı ilk olarak arkadaş ortamında merak veya baskı sonucu gerçekleşmektedir. Bu deneyimi ailesinden gizleyen bireyler daha sonra maddeyi defalarca kullanmaktadır. Fakat ilk deneyimde aileye haber verilmesi durumunda olası bir bağımlılığın önüne geçilebilmektedir. Bu konuda aileler baskıcı ve otoriter bir tutum göstermek yerine bireylerin sorunlarını açıkça belirtebileceği bir ilişki kurmalıdırlar.
  • Toplum olarak bağımlı bireyleri dışlamak onlara ve topluma daha çok zarar vermek dışında bir işe yaramayacaktır. Bağımlı bireyler sosyal hayattan koptuğunda ve diğerleri tarafından potansiyel suçlular tarafından görüldüğünde intihara daha meyilli olacaktır. Bunun önüne geçilebilmesi için bağımlı bireylere toplumdan dışlamadan bu bireylerin tedavilere yönelik destekleyici şekilde davranılmalıdır.
  • Son olarak tedavi merkezlerinin kalitesinin artırılması bu konuda oldukça önemlidir. Bu kurumlar bireylerin bağımlılığını ortadan kaldırmanın haricinde bağımlılığın tekrar ortaya çıkmasını engelleyebilmeli ve bireyleri sosyal hayata hazırlayabilmelidir. AMATEM gibi birçok kurum bağımlı bireylere yönelik birçok bireysel ve grup tedavisi uygulamaktadır. Bu şeklide bireylere kendilerini ifade etme şansı verilmektedir. Unutulmamalıdır ki hem madde bağımlılığında hem de intihar da riski artıran sosyodemografik değişkenler ve kişilik özellikleri bulunmaktadır. Kısacası her bireyin madde bağımlısı olabilme ihtimali eşit değildir. Bu yüzden her madde bağımlısı bireyi aynı şekilde tedavi edemeyiz. Her bireyin ihtiyacı bu noktada farklılık göstermektedir.

Kaynaklar

  • Şevik, A. E., Özcan, H. ve Uysal, E. (2012). İntihar girişimlerinin incelenmesi: risk faktörleri ve takip. Klinik Psikiyatri15(4), 218-25.
  • Ateşci, F. Ç., Kuloğlu, M., Tezcan, E. ve Yıldız, M. (2002). İntihar girişimi olan bireylerde birinci ve ikinci eksen tanıları. Klinik Psikiyatri5(1), 22-7.
  • Güleç, G. (2016). Psikiyatrik Bozukluklar ve İntihar. Turkiye Klinikleri J Psychiatry-Special Topics9(3), 21-5.
  • Özalp, E. (2009). İntihar Davranışının Genetiği. Turk Psikiyatri Dergisi20(1).
  • http://bagimliliktedavisi.org/


Hacer Canbazoğlu

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji bölümü lisans öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Paranoid kişilik bozukluğu nedir, nedenler, tedavisi, dsm ölçütleri
Paranoid Kişilik Bozukluğu

Kişilik bozuklukları; bireyin özel, sosyal ve iş hayatında sorunlara yol açan, değişmez düşünce ve duygulardan oluşan, kişide gerilim ve kaygı

Kapat