Kültürel Coğrafyada İnsanlar

Kültürel Coğrafya Bireylerin Düşünce Yapısını Nasıl Etkiliyor?

Kültürel coğrafya, en basit tanımıyla kültürün özünü oluşturan insanla coğrafyanın temel öğesini barındıran mekanın etkileşimi sonucunda ortaya çıkan bütünlüğü ifade eder.

Belirli formlar dahilinde oluşan bu bütünlük; oluşum aşamasında üzerinde oluştuğu toplumun kültürel değerlerini diğer bir deyişle inançlarını, gelenek ve göreneklerini, yaşam tarzını, davranış biçimlerini baza alır ve bunlar dahilinde şekillenir.

Dikkate alınan bu değerler, belirttiğimiz bütünlüğün temel öznesi olan bireyin kişiliğinin oluşmasında etkin bir role sahiptir. Nasıl mı? Değerler, öznel ve nesnel olup sözler ve hareketler yoluyla gösterilir. Söylenenler ya da yapılan eylemler insanların değerlerini ifade eder. ABD merkezli Gallup Araştırma Şirketi yaptığı araştırmada “en dostane” ülkenin Myanmar olduğunu kayıtlara geçerken “Myammar halkı için yardımseverlik önemli bir değerdir ve bütün bireyler bu değer çerçevesinde bir bütünlük oluşturur.” diye de belirtti.

Kültür – Kişilik İlişkisi

Kültür en genel tanımıyla, bir toplumun paylaştığı ve üyelerine yaydiğı  değerler ve algılardır; bu görüş ve algılar, davranışı  yorumlamada kullanılır ve davranışa da yansır. Kültür biyolojik kalıtım yoluyla değil, toplumsal olarak yapılandırılarak edinildiği için tüm toplumlar kültürlerini kuşaktan kuşağa aktarır. Kuşağın ilk kısmını temsil eden ebeveyn, içinde bulunduğu toplumun kültürüne göre çocuğunu yetiştirir. İnsan grupları belirli kültürel kurallara göre yaşadığı için çocuk da yaşamını sürdürebilmek için kendi toplumunun kurallarını öğrenir.

Geniş aile kültüre sahip coğrafyalarda, verilen görevin  yapılmasını ve bireylerin grup içinde tutmayı sağlamak için çocuk yetiştirme geleneği bağımlılık eğitimi üzerinden verilir. Geniş aile kültüründe yetiştirilen bir kız çocuğuna annesine yardımcı olması için evdeki küçük işlerinin yapımı, diğer küçük çocukların bakımı gibi görevler üstlendirilir. Bu kültürde yetiştirilen kız çocuğu almış olduğu sorumluluklardan ötürü daha dikkatli, daha uysal ve başkalarının isteklerine karşı daha dikkatli olmak zorundadır. Şartlandırılan davranışlar, bireyin daha yardımcı, ve sorumluluk sahibi bir kişiliğe bürünmesini sağlar.

Diğer bir taraftan ise çekirdek aile kültürüne sahip toplumlar; bireyin bağımsızlığına, kendine güvenmesine ve kişisel başarıya vurgu yapan çocuk yetiştirme geleneğini bağımsızlık eğitimi üzerinden verilir. Kuzey Amerikalı anne ve babalar, bebek doğduktan kısa bir süre sonra hazır mama vermeye ve bebeği ayrı bir odada muhafaza etmeye başlarlar. 15 haftalık bebeklerine günün %20’sini şefkat gösterip geri kalan günün %80’inde kendi başlarına bırakırlar. Çocuklara belli bir yaşa gelene kadar sorumluluk duygusu kazanmaları için herhangi bir görev verilmez. Bireysel irade, girişkenlik hatta saldırganlık için cesaretlendirilir. Bu kültürlenme sonucunda çocuğun benliği daha narsist bir benlikte oluşur.

Sözün özü; kültürlenme sürecinde her birey kendi kültürünün davranışsal özellikleriyle karşılaşır. Karşılaşmalar ise kişinin kendini birey olarak tanımlama, kendi üzerine düşünme ve kendini değerlendirme yetisi yani kendilik bilinci kazanmasını sağlar.

Kişilik – Düşünme İlişkisi

Kişilik(personality) sözcüğü Latince maske sözcüğünden gelmektedir. Maske ise herkesin yaşam sahnesinde kendine düşen rolü oynaması gerektiği görüşünü yansıtır. Kültürlenme sürecinde çocuğun yüzüne koyulan maske dışardan yaptırılmış gibi durmayana denk, adım adım çocuğu biçimlendirmeye başlar. Bahsettiğimiz başlangıç aslında  kişiliğimizin oluşum sürecidir. Oluşumunu tamamlayan her kişilik benimsediklerini dışarıya sözel veya eylemsel olarak ifade eder.

Daha önceden bahsettiğimiz Myanmar halkının başka bir insana faydası dokunacak işler yapması ve bunun önemli bir değer olarak düşünmesi, her ne kadar bizi halkın yardımsever bir kişilikte olduğu görüşüne götürse de asıl sebep toplumun kültürel değerleridir. Kültürel bir öğe olan inanç Myanmar halkı için şu şekildeydi: Yaptığın tüm hayır ve hasenatlı işler ikinci bir kez dünyaya geldiğinde senin son derece konforlu bir hayat yaşamanı sağlayacaktır.

Kendi toplumumuza baktığımızda ise kültürümüzün bir gereği olarak

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Dizeleriyle büyütülen bizler vatansever bir kişiliğe bürünmüşüzdür. 15 Temmuz günü 7’den 70’e herkesin canını ortaya koyma düşüncesi de buradan kültürel değerlerimizden gelmektedir.

Badegul Gulesci

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde Psikoloji bölümü 2.sınıf öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Görünmez Çapa – Bahaneler

Hepimizin yandaşı ve en sevmediği ama sevmemesine rağmen onlarsız yapamadığı bir konuya değinmek istedim; bahaneler. Nedir sizce bahaneler? Her birimizin

Kapat