Psikolojide Kriminal Davranışlar

Giriş

Herhangi bir kriminal davranış türü yasaları çiğnemek için bilinçli bir seçimi gerektirir. Eğer davranış kazara ya da kasıtlı değilse kriminal değildir. Yoksulluk, suç oranları, sosyal normlar gibi çevresel faktörler ve ayrıca psikolojik faktörler de kriminal davranışların tekrarlanmasında rol oynamaktadır.

Fakat kanunları çiğneyen herkeste anormal psikolojik özellikler yoktur. Yasa dışı davranışları birçok faktör tetikleyebilir. Bununla beraber bazı insanların diğerlerinden daha fazla kriminal davranışlarda bulunma olasılıklarını arttıran belirli psikolojik özellikler vardır (1*).

Psikopati

Filmlerde ve kitaplarda gösterilen psikopatlar ve seri katiller genelde antisosyal kişilik bozukluğuna sahip kişilerdir. Fakat ”psikopati” kavramı antisosyal kişilik bozukluğunun DSM IV kavramından ayrılmalıdır. Bu bozukluğun teşhisi kriminal davranışların kayda geçirilmelerine büyük ölçüde bağlı olsa da, psikopati kriminal davranışlarla ilişkili asıl kişilik özelliklerine daha çok bağlıdır. Bu tarz özellikler arasında duyarsızlık, yüzeysel ve sığ duygular, empati yoksunluğu, sorumsuzluk, başkalarına zarar verme konusunda pişmanlık veya suçluluk duymama ve başkalarını sömürme, manipüle etme ve istismarcı davranışlarda bulunma eğilimi vardır.

Psikopat mahkumlar, psikopat olmayan mahkumlara göre çok daha ciddi ve şiddet içeren suçlar işlerler. Ayrıca hapisten çıktıktan sonra başka suç işleme olasılıkları da daha fazladır. Üstelik psikopatların dürtüsel suçlar yerine planlanmış suçları daha çok işledikleri belirlenmiştir. Michael Woodworth ve Stephen Porter’ın, cinayet işlemiş 125 mahkumla yaptıkları 2002 tarihli çalışmada, 34 psikopat mahkumun, 91 psikopat olmayan mahkuma kıyasla önceden planlanmış cinayet işleme olasılıkları çok daha fazlaydı. Psikopat mahkumların %93’ü önceden planlanmış cinayet işlerken, psikopat olmayan mahkumlarda bu oran %48’dir (1*).

Psikopatinin Yaygınlığı

Günümüzün en önemli psikopati uzmanlarından birisi olan Robert Hare, hapishanedeki mahkumların yaklaşık %50 ila %75’inin antisosyal kişilik bozukluğu kriterlerini karşıladığını, ama yalnızca %15 ila %25’inin psikopat olduğunu tahmin ediyor. Hare ayrıca psikopatların genel nüfusun yaklaşık %1’ini de oluşturduğunu tahmin ediyor. Dolayısıyla psikopati, antisosyal kişilik bozukluğundan daha ağır fakat daha seyrek görülen bir bozukluktur (2*).

Mükemmel Bir Psikopat: Ted Bundy

Seri katil Ted Bundy (1946-1989) yakışıklı, zeki ve eğitimli bir adamdı. Bundy aktif biçimde politikanın içinde yer alıyordu ve Washington eyalet valisiyle de arası çok iyiydi. Bundy’nin ayrıca iki kadınla da uzun süreli ilişkisi olmuştu ve bu kadınlar onu olduğu gibi kabul etmişlerdi. Ted Bundy en sonunda 30 kadını öldürdüğünü itiraf etti fakat çok daha fazla kurbanı olması da muhtemeldir. Kadınları arabasına binmeleri için manipüle ediyor, yalan söylüyor ve sonra götürdüğü ıssız yerlerde onlara tecavüz edip işkence yaptıktan sonra öldürüyordu. Çoğu kez kadınlara, kolu askıda, bacağı alçılı halde veya koltuk değnekleriyle yaklaşır ve onlardan yardım isterdi. Cinayetleri açıkça planlı ve hesaplıydı ve hiç de dürtüsel davranışların sonucu değildi. İnsanlara gösterdiği parlak imajı ve tehlikeli taşkınlıkları arasındaki bölünme klasik bir psikopatın duyarsız, manipülatif ve duygusal bağlantısı kopmuş kişilik özelliklerini gösterir (1*).

Seri Katillerin Psikolojisi

Neyse ki seri katiller oldukça nadirdir. Fakat kamuoyunca tanındıklarında yoğun bir medya ilgisine maruz kalırlar. Bu durum maalesef bu tarz davranışları teşvik etmeye yarayabilir. Bir katilin tam olarak ne zaman seri katil haline geldiğini saptamak zordur. Bir tanıma göre, en az dört cinayet işleyen herhangi biri seri katildir. Seri katiller genellikle tek başlarına veya bir suç ortağıyla eyleme geçerler ve genellikle yabancıları öldürürler. En önemlisi, para, güç veya politik amaçlardan çok kendi psikolojik tahminleri için öldürürler. Çoğu, ayinsel ve sadistik olma eğilimindeki suçlarından cinsel haz duyar (4*).

Adli tıp psikologları seri katillerin kurbanları üzerindeki mutlak güç hissinden motive olduklarını ve suçları hakkında hayal kurmak ve planlamak için oldukça çok zaman harcadıklarını söylerler. Seri katillerin çoğunun duygusal açıdan derinden hasar görmüş olmaları ve birçoğunun çocukluklarının travmatik ve acı dolu olduğunu söylemeleri hiç de şaşırtıcı değildir. 1988’de yapılan küçük bir çalışmada, %69’u çocukluklarında ailelerinde alkolizm sorunu olduğunu ve %74’ü de çocukken psikolojik istismara uğradığını bildirmiştir. Bununla beraber seri katiller çok dürtüsel olma eğiliminde değildirler. Aslında en başarılı seri katiller etkin bir biçimde suçlarını planlayarak on yıllarca yakalanmadan öldürmeye devam edebilirler.

Seri Katiller John Wayne Gacy ve Jeffrey Dahmer

Bir önceki bölümde belirttiğimiz gibi seri katillere genelde medyanın ilgisi yoğun olur. Hem Jeffrey Dahmer hem de John Wayne Gacy iyi tanınan seri katillerdir. Dahmer 1990’ların başlarında ve Gacy de 1970’lerin sonlarında tutuklandı. Gacy; en az otuz erkeğe cinsel saldırıda bulunup öldürmüştü ve görünüşe göre yasalara saygı gösteren yumuşak huylu bir adamdı. Ne enteresandır ki Gacy aynı zamanda bir sanatçıydı ve Disney’in yedi cücesi gibi çocuk çizgi filmleri ve tuhaf bir biçimde masum ve çocuksu doğa manzaraları resimleri yapıyordu. Suçlarının planlı ve organize yapısının yanı sıra, toplumdaki saygınlık ile özeldeki cani sapkınlık arasındaki psikopatik ayrım seri katillerin ayırt edici özelliğidir (1*).

Dahmer’in ise küçük yaşlardan itibaren uç noktalarda psikolojik rahatsızlığı mevcuttu ve alkolizm ile cinsel suç sorunları vardı. İki adam da hapiste öldü.

Suçluların Olgunlaşması

Suçluların olgunlaşma eğilimi olduğuna dair net kanıtlar vardır. Ağır şiddet içeren suçların çoğunu kırk yaşın altındaki insanlar işler. Cathy Widom ve Michael Maxfield’a göre, kriminal davranışların ana yaşı 20, 25 arasıdır. Dolayısıyla insanlar yaşlandıkça saldırgan ve pervasız davranışlarında genel bir azalma olur. Bu azalma aynı zamanda insanlar yaşlandıkça enerji ve fiziksel canlılıklarının azalmasından dolayı olabilir. Bununla birlikte suçludan minimal fiziksel özellikler gerektiren planlı kriminal davranışların yaşla birlikte azalma olasılığı daha azdır. Hare’ye göre psikopatik kişilik özellikleri yaşla birlikte azalmaz fakat zamanla dengeli hale gelir. İşte bu yüzden cani diktatörler ve organize suçların patronları gibi, antisosyal davranışlarını yürütmek için astları olan insanlar seksenlerine kadar kriminal faaliyetlerine devam edebilirler (1*).

Sonuç

Kriminal davranışların risk faktörleri hakkında büyük bir literatür vardır. Araştırmalar genetik, bilişsel, kişilik, aile ve topluluk etkileri dahil çok sayıda risk faktörüne işaret etmektedir. Buna rağmen bu araştırmalar antisosyal davranışlar ile psikopatik kişilik özellikleri arasında bir ayrım yapmaz.


Kaynaklar:

  1. Cohen, L. (2015), A’dan Z’ye Psikoloji, Visible Ink Press, İstanbul, Say Yayınları
  2. http://www.journalagent.com/adlitip/pdfs/ADLITIP_18_2_27_37.pdf
  3. https://www.ttb.org.tr/STED/sted0302/kriminal.pdf
  4. http://panorama.khas.edu.tr/kriminal-psikoloji-mi-o-ne-ki-332
  5. Öne çıkan görsel: Resim Free-Photos tarafından Pixabay‘a yüklendi

Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

WhatsApp Grubumuza dahil olup duyuruları kaçırmamak için tıklayın

Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Mehmet Poyrazoğlu

Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik/ Film, dizi ve kitap bağımlısı

Mehmet Poyrazoğlu 13 içerik yazdı. Mehmet Poyrazoğlu tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir