Kendi Kendine Psikanaliz – Karen Horney

Bu yazıda kitaptan yararlandığım notlar bulunmaktadır. İçerik olarak psikanalizle ilgili bilgi vermektedir ve bunu kendi kendine psikanalizle karşı karşıya getirip incelemektedir. Bunu yaparken de örnekler sunmaktadır. Kitap bölümlere ayrıldığı için daha anlaşılır. Bu kitap -yazıyı okuduktan sonra da anlayabileceğiniz gibi- sizin sorunlarınızı çözecek, terapi yapacak bir kitap değildir ve daha çok teknik konular barındırmaktadır.

Vaka İncelemesi: Kitapta Clare adlı vaka örnek verilerek konular anlatılmıştır. Kitabı okuyarak detaylara ulaşabilirsiniz.

Kendini Analizin Olasılığı

Baktığımızda eğer kişi kendi sorunlarını merak ediyorsa ve direnmelerine karşı gelebiliyorsa kendini iyi gözlemleyebilecektir. Yani kişi için kendini geniş gözleme fırsatı vardır. Psikanaliz uygulayan terapistte ise yöntem ve daha net bakış açısı vardır. Bu terapinin daha hızlı sonuca varması anlamına da gelmektedir.

Avantajları:

  • Kendinizle uğraşıyorsunuz birden fazla insan yok
  • Kendini geniş gözlem olanağı
  • Zaman, para ya da yerleşim nedeniyle düzenli terapiye gelemeyen insanlar için arzu edilir bir şey olacaktır (Terapilerde kullanılırsa terapi sürecini hızlandırabileceğini düşünmektedir).

Zor yönleri:

  • Bilinçdışı güçlerini görmemize engel olan çoşkusal etkenler
  • Hasta direnme döneminde ne yapacak
  • Bir sorunu yakalama ve bu bütünleştirme arasındaki dönem kendi kendine analizde uzayabilir.

Freud analitik çalışmayı cerrahi müdahaleyle kıyaslamıştır dolayısıyla tek başına bir cerrahi müdahale olamayacaktır. Yani Freud, kendi kendine psikanalize olumlu bakmamaktadır. Ama Horney kendi kendine psikanalizin olabilirliği konusunda olumlu bakmaktadır.

Bir dağda, gösterilen bir yola koyulmaktansa kendi başına bir yol bulmak, ortaya konan işin ve sonucun aynı olmasına karşın, insana çok daha büyük bir güçlülük duygusu verir. Böyle bir başarı haklı bir gurur yaratmakla kalmaz, ayrıca kılavuzsuz kendini yitik hissetmek yerine yaşamın sorunlarıyla göğüs göğüse çarpışma yetisine dayanan nesnel bir güven duygusu da yaratır.

Nevrotiklik

Nevrozdaki İtici Güçler: Bu tür güçler bizi, bilinç düzeyinde algıladıklarımızdan farklı olabilen, hatta çevremizdeki dünyayla aramızda bulunan doyurucu ilişkilere yıkıcı bir etki yapabilem eylemlere, duygulara ve tepkilere iletmektedir.

Bu bilinçdışı güçler hepimizde vardır ve her zaman rahatsızlık üretmezler. Eğer içimizdeki bir şeyler bize arayışlarımızda engel oluyor gibi gözüküyorsa, bilinçdışı güdülenmelerimizi inceleme gereği duyarız.

Bu bölümde kitapta bazı temel nevrotik eğilimler yer almaktadır. Bir maddesini aşağıya ekledim.

Yaşamın sorumluluğunu üstelenecek bir eşe duyulan nevrotik ihtiyaç: 

  • Sorumlulukları eşe yükleme
  • Sevgi bütün sorunları çözer inancı
  • Terk edilme korkusu
  • Yalnızlık korkusu

Psikanalitik Süreçte Hastanın Payı

Kendi kendine analiz, aynı anda hem hasta hem de analist olmak anlamına gelen bir girişimdir. Hastaya düşen üç temel görev:

  1. Kendini olabildiğince tam olarak açık sözlülükle dile getirmek
  2. Bilinçsiz itici güçlerinin ve bunların yaşamı üzerindeki etkisinin bilincine varmak
  3. Çevresindeki dünyayla ve kendisiyle olan ilişkisinde rahatsız eden tutumları değiştirme becerisini geliştirmek

Serbest Çağrışım: Kendini tam anlamıyla ifade etmeye serbest çağrışım yoluyla ulaşılır(Terapide kullanımı Freud’un buluşudur). Serbest çağrışım yapmak hastanın aklına gelen bir şeyi önemsiz, konu dışı, anlaşılmaz, usdışı, düşüncesiz, patavatsız, utandırıcı, küçük düşürücü olup olmadığına bakılmaksızın beliriş sırasına göre ve hiçbir şeyi saklamaksızın dile getirme çabası anlamına gelir. Serbest çağrışımda anlık düşünceler, anılar, dil sürçmeleri ve rüyalar da aktarılabilir. Bu teknik terapide çok önemli bir yer kaplamaktadır dolayısıyla gelişim için hastanın serbest çağrışımı bilmesi ve iyi kullanması gerekmektedir.

Önerilen Yazı:  Dünyayı Parmak Uçlarıyla Görmek

Psikanalitik Süreçte Analistin Payı

Analistin genel yükümlülüğü, hastaya kendini tanıması ve hastanın zorunlu gördüğü ölçüde yaşamını yeniden yönlendirmesi için ona yardım etmektir. Analistin çalışması kabaca beş bölüme ayrılabilir:

  1. Gözlem
  2. Anlayış
  3. Yorum
  4. Direnme sırasında yardım
  5. Genel insanca yardım

Analist, herhangi bir sözü konu dışı diye gelişigüzel göz ardı etmemeli, istisnasız her basit gözlemi ciddi olarak ele almalıdır. Analizdeki gerçek zorluk hastanın direnmeliriyle uğraşma sorunudur. Bu kendi kendine analizde de böyledir. Ek olarak kendi kendine analiz basit insanca yardımdan bütünüyle yoksundur. Çünkü bulguları tartışabilecek ve yorumlayabilecek bir tanıdığı kişi yoktur ve bu da kendi kendine analizi zorlu kılmaktadır.

Sistemli Kendi Kendine Analiz (Başlangıç İlkeleri)

Düzenli bir şekilde analizdir ve kendine dürüstlük önemlidir.

Yaşamın kendisi en iyi terapisttir.

Düzenlilik, kendi kendine analizde birden bırakılabilir, bu dezavantajdır.

Sürekliliğin korunması ve direnmelerin bombardıman edilmesi gerekir. Kendi kendine analiz güvenebileceğimiz iyi bir dost olmalı ve zorunluluk olarak görmemeliyiz.

Kendi Kendine Analizin Ruhu ve Kuralları

Kişi bu analizde sorumluluğu bütünüyle üstüne almaktadır. Gözden kaçan bir halkayı tahmin edecek ya da açık bırakılan bir gediği sorgulayacak olan kendisidir.

  1. Analizde, geleneğe ve standartlara göre değil gerçekten hissettiği şeyleri dile getirmelidir.
  2. Duygularına özgür bir alan tanımalıdır.
  3. Özgür çağrışım yaparken mantık yürütmeden kaçınmak temel önem taşır. Mantık, analiz sürecinde yani çağrışımdan sonra bol bol kullanılacaktır.
  4. Bir analizde insanın kazandığı her bir iç gözlem doğru olsa bile eğer iç gözlemler dağınık ve kopuk kalırsa, kişiyi kendi yaptığı çalışmanın en büyük kazançlarından yoksun bırakabilir.
  5. Bir insanın algıladığı her yeni etken, yaşamının belli alanlarına çevrilen ve o güne kadar karanlık olan noktaları aydınlatan bir spot lambası gibidir.

Direnmeler

Freud tarafından kullanılan ve çalışmayı içerden köstekleyen her şeye karşılık gelen yerinde bir terimdir. İlk ve en önemli koşul bir direnmenin iş başında olduğunu algılamaktır. Bu süreçte kör noktalara ve duygulara dikkat etmek gerekir.

Direnmeler, belirtilen yoldan ve belirtilen bir ruhla ele alınırsa, kişinin bunları anlayıp üstesinden gelme şansı -onun yapıcı iradesinden daha güçlü olmamaları koşuluyla- oldukça yüksektir. Daha güçlü direnmeler, ancak uzman yardımıyla aşılabilecek güçlükler yaratacaktır.

Son Olarak

“Kendini analiz ve içerdiği kaçınılmaz eksiklikleri ideal bir analitik terapiyle karşılaştırmak hepten doğru değildir. Terapiye şöyle bir dokunan ama daha sonra sahip oldukları oldukça ağır sorunlarla kendi başlarına başarıyla hesaplaşan insanlar tanıyorum. Her iki açıdan da dikkatli olmalıyız ve uzman yardımı olmaksızın yapabileceklerimizi küçümsemekten ya da gözde büyütmekten kaçınmalıyız.”

Yaşam bir mücadele ve arayış, gelişme ve gelişimdir. Ve analiz, bu süreçte kişiye yardımcı olabilecek araçlardan birisidir. Elbette bunun olumlu başarıları önemlidir ama ayrıca arayışın kendisi de yapısal bir değer taşır.

 


Yararlanılan Kaynak: Horney, K., Türkçe Çev. Selçuk Budak , Kendi Kendine Psikanaliz, Öteki/Psikoloji. İstanbul, 2006


 

Sizin için kaliteli içerikler hazırlamaya çalışıyoruz. Sinir hücremiz olmak için tıklayın 🙂


Ahmet Kılgi

İstanbul Kültür Üniversitesinde Psikoloji lisans öğrencisidir. Psikolojiden Oku'da araştırmalar, incelemeler ve denemeleri bulunmaktadır. Psikoloji alanında okumalar yapmakta ve bilgilerini bu platform üzerinden aktararak faydalı içerikler sunmayı amaçlamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğuna sahip kişiler uykuya dahi müdahale edebilecek ve genellikle yorgunluktan baş ağrısına ve mide bulantısına kadar değişen vücut

Kapat