Kişilik Bozukluklarıyla İlgili 3 Vaka Örneği

Çekingen Kişilik Bozukluğu

Üniversite birinci sınıf öğrencisi Selim’in kimseyle doğru dürüst bir ilişkisi yoktu. Klinik görüşmede temas kurmak istiyor gibiydi ama sık sık kekeliyor, bu da utanarak kendisini geri çekmesine neden oluyordu. Bunun haricinde neredeyse hiçbir duygu ifade etmiyordu.

Kişilik bozuklukları olan çoğu hastada sorunlarının özü kişiler arasıdır ve bu sorunları gözlemleyebileceğimiz en iyi alanlardan biri terapötik ilişkidir.

Jeffrey Young

Öncelikli sorunu, ikinci bilgisayar programlama dersiydi. Çeşitli bilgisayar dillerine hakimdi ama hocası grup çalışmaları yapmasını istemiş, tek büyük bir projenin farklı parçalarını gruplara bölüştürmüştü. Bu durum Selim’i korkutuyordu. ”Çalışmaya gayret ediyorum ama konsantre olamıyorum” diyordu. Sesi giderek kısılmış, neredeyse fısıltıya dönmüştü. ”B… b… beni aptal sanacaklar.” Bulduğu çözüm, dersi bırakmaktı. Bu son projeye kadar dersi yüksek not ortalamasıyla götürmüştü. Hatta notları genel olarak yüksekti. Ne var ki Selim tek bir kişiden bile arkadaşı olarak bahsedemiyor, bu durumu ”İnsanlarla tanışma konusunda çok başarısızım. Beni sevmezler gibi geliyor. Biraz tuhaf birisiyim. Beceriksizim. Öyle pek ilginç bir yanım yok herhalde. Ama bilgisayarlarla aram iyidir” diye anlatıyordu.

Terapinin ilk birkaç seansında içinde tuttuğu çok şey varmış izlenimi veriyordu; sürece dair beklentileri boşa çıkarmamak için danışanın üstüne düşenleri anlamaya çalışır gibi bir hali vardı. Bu aktarım meselelerini konuşmak ilk başta kolay olmadı ama nihayetinde bir sıçrama yapılmasını sağladı: Selim, geçmişiyle şu anıyla arasındaki bağı gördü ve duygularını serbestçe ifade etmeye başladı.

Selim’in sorunlarının kökeninde babası vardı. İyi kazanan bir doktor olan babası aynı zamanda geliştirdiği önemli ameliyat tekniğiyle tanınıyordu. Annesi utangaç bir kadındı, evlenmeden önce lisede öğretmen olarak çalışmıştı. Selim doğduğu günden itibaren sıra dışı bir bebek olmuştu. Durmaksızın ağlıyor, emme ve uyku saatleri bir türlü düzene girmiyordu. Daha da kötüsü keyfi çok çabuk kaçıyor, annesi hariç herhangi birini görür görmez ağlıyordu.

Selim’in okul performansı ağabeyinden kötü olmakla beraber yine de ortalamanın üzerindeydi. Buna rağmen babası, diğer çocuklar iyi tıp fakültelerinde okurken Selim’in anca hemşirelik okuyabileceğini söyleyerek onunla alay ediyordu. Selim’in de bizzat farkında olduğu üzere, programlama grubundaki diğer erkeklerle boy ölçüşme korkusunun temelinde evde maruz kaldığı, canını yakan bu tür nice olumsuz kıyas yer alıyordu.

Obsesif Kompülsif Kişilik Bozukluğu

Hakan kendinden şüphe ettiğini, suçluluk duyduğunu, uzun süren dağınık kaygıları olduğunu söylüyordu. Her ne kadar taşıyamayacağı düzeyde olmasa da bu duyguları kontrol etmekte zorlanmaya başlamıştı. Artık geceleri uyumakta sıkıntı çekiyor, işte de karasızlığı giderek artıyordu.

Çocukluğunda şiddetli istismara uğramış insanlarda ağır kişilik bozuklukları gelişebilir. Belirli his, düşünce ve eylemlerin farkındalığında çarpıcı bir eksiklik yaşanır .

Lisa J. Cohen

İki erkek kardeşin küçüğü Hakan’ın ağabeyiyle arasında üç yaş vardı. İki ebeveyni de işlerinde yüksek pozisyondaydılar; ikisini de etkili, katı ve düzenli kişiler olarak tarif ediyordu. Ev hayatı her zaman ”oldukça planlıydı”; ortak kullanım alanlarına asılan tablo ve takvimlerde temizlik görevleri, randevular, hatta yıllık muayeneler tüm detaylarıyla yer alırdı. Hiçbir şey şansa bırakılmazdı. Hakan ve ağabeyi bu hayatta neye bel bağlayabileceklerini ve karşılığında ne beklemeleri gerektiğini biliyorlardı. Beklentilere karşılık veremediklerinde yaramazlık yapmış muamelesi görürlerdi. Hiç gecikmeyen, ağır bir cezaya çarptırılırlardı. Ebeveynlerin ikisinin de aile içinde öfkenin ifadesine tahammülü yoktu. Hakan ağabeyinin her şeyden ”paçayı sıyırdığını” düşünüyordu, duygularını yalnızca onu gammazlayarak bir nebze olsun açığa vurabiliyordu ki bundan da büyük keyif alıyordu. Hakan bunun ”kurallara uymakla” ilgili olmadığını, ağabeyine duyduğu kıskançlıkla baş edebilmek için böyle bir yol izlediğini, ancak çok sayıda seansın sonunda fark edebildi.

Hakan 27 yaşında doktorasını bitirmiş, ”iyi bir aile kızı” ile evlenmiş, küçük bir üniversitede ders vermeye başlamıştı. Birinci sınıftaki lisans öğrencilerine yaptığı danışmanlıkta çıkardığı ”ince iş” sayesinde birinci sınıfların dekanı olarak görevlendirilmiş, nihayetinde de tüm öğrencilerin dekanı olmuştu. ”Kurallara uymaya” o kadar özen göstermesine rağmen, gerçek bir insanın şefkatinden yoksun, doldurulmuş bir gömlekten ibaret olmakla itham ediliyordu. Dahası kuralları biraz olsun esnetmeyi reddettiğinden bölüm başkanları da ona sık sık öfkeleniyorlardı. Ölçülü davranmayan herkes onun gazabına uğrayabilir, birtakım formlara ve yönetmeliklere boğularak dizginlenebilirdi. Samimiyetten nasibini almamış olması ve öğrencilerle ilgili ara sıra verdiği ağır kararlar sebebiyle görevden ayrılması istenmişti.

İnsanlar “hissedildiğini hissettiklerinde” ve anlaşıldıklarında sakinleşirler ve kişilik bozukluğu olanlar çoğu kez etkili duygu düzenlemesi için az gelişmiş bir kapasite sergilerler.

James F. Masterson

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Bakım onarım biriminin sorumlusu olan Ahmet, ilişkilerdeki sert ve buyurgan tarzı nedeniyle üniversitenin çalışan destek programına yönlendirilmişti. Daha önce aldığı iki randevuyu kaçırmıştı. Bugün de yirmi dakika geç gelmişti. İş arkadaşlarıyla uzun süredir tartışmalar yaşıyordu ve bunların sıklığı giderek artmıştı. İşe nadiren vaktinde gelmesine rağmen son üç maaşında nasıl olduysa üniversiteden ek mesai ödemesi almayı başarmıştı; mesai kartları dolandırıcılık şüphesiyle incelenmekteydi. Hem müdürüne hem de altında çalışanlara karşı kavgacı bir tutum sergiliyordu. Diğer personelden nefesinin içki koktuğuna dair defalarca şikayet gelmişti.

Ahmet 33 yaşında, yaklaşık 1.85 boylarında, orta yapılı, esmer, yakışıklı bir adamdı. Sürekli diken üstünde bir hali vardı, her an patlamaya hazırdı ve yerinde zor duruyordu. Kendisini buraya getiren olaylar üzerine konuşurken için için kaynıyordu. Hemen mağdur pozisyonuna geçip hayatın kendisine nasıl da acımasız davrandığına dair yürek burkan bir hikaye anlatmaya koyuluyordu. Annesi hastanede yatıyormuş, çok hastaymış, vefalı biricik oğlundan başka kimsecikler yokmuş. İşi aksatması da hep bundanmış, annesi ile ilgilenmek zorundaymış. O ek mesai ücretini de zaten tedavi masraflarını ve annesinin kirasını ödemek, ayrıca alkolik kardeşine ve onun ayağına giyecek ayakkabısı dahi olmayan sekiz çocuğuna yardım etmek için kullanmış. Bunlar ilginç iddialardı zira annesinin altı yıl önce vefat ettiği biliniyordu ve bekar kardeşini iki yılı aşkın süredir görmemişti.

Kişilik bozukluğu olan biri, sürekli savunmacı tutumunun uyumsuz sonuçlarını inkar eder.

James F. Masterson

Bir müddet sonra Ahmet’in hikayesi yavaş yavaş açığa çıkmaya başladı. Türkiye’ye dört yaşındayken kaçak gelmişti. Ailesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki tarlalarda mevsimlik işçi olarak çalışarak geçinmişlerdi. Ebeveynlerinden küçümser bir dille bahsediyor, olmadıkları bir şeymiş gibi davrandıklarını belirtiyor, hiç evlerinin olmadığını, fazla çocuk yaptıklarını, genelde sularının bile akmadığını ve eve hiç uğramadıklarını anlatıyordu. Ailesi ona titiz davranmasını, saygılı olmasını, yanlarında taşıdıkları kitaplardan dersini güzelce çalışmasını tembihliyormış. Oysa Ahmet’in otorite alerjisi her tür öğrenme fırsatını baltalıyordu. Arada bir ebeveynleri isyan edip otorite koymaya kalksalar da, bu ancak kısa ömürlü oluyordu. Ergenlik yıllarında, ağırlıklı olarak okuldan kaçma ve fiili saldırı suçlarından defalarca ıslah evine girip çıkmıştı.

Ahmet’in soğukkanlı ve ölçülü bir konuşma tarzı vardı. Öfkesinin güdümüne girmeyen davranışları ne kadar planlı olsa da altta yatan hiddet ara ara kendini belli ediyordu. Ona göre dünya düşmancıl bir yer olduğundan bazı durumlarda savunmaya geçmek, bazen ise saldırmak gerekiyordu. İntikam planları sorgulandığında donuk gözlerini kırpmadan ”kendileri kaşındılar” yanıtını veriyordu.


Kaynaklar:

  1. https://1000kitap.com/kisilik-bozukluklari–33823/alintilar
  2. Millon, T., Grossman, S., Millon C., Meager, S. ve Ramnath, R. (2019), Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları, John Willey&Sons, Inc., İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  3. https://www.dbe.com.tr/Yetiskinveaile/tr/psikoloji-konulari/kisilik-bozukluklari/
  4. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/629410
  5. Resim Gerhard G. tarafından Pixabay‘a yüklendi

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Mehmet Poyrazoğlu

Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik/ Film, dizi ve kitap bağımlısı

Mehmet Poyrazoğlu 13 içerik yazdı. Mehmet Poyrazoğlu tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir