Biyografiler

Karen Horney (1885-1952)

Karen Danielsen, 1885 yılında Almanya’da doğmuştur. Babası dindar, mutsuz ve otoriter olmaya çalışan katı yürekli bir gemi kaptanıydı. Karen, babasının ikinci evliliğinden dünyaya gelmişti .Yani annesi, babasının ikinci eşiydi ve kocasına oranla daha sevecen, yumuşak huylu biriydi. Fakat buna rağmen Karen’in annesi ona çocukluğu boyunca kötü davranmış, abisini Karen’den üstün tutmuş ve kızını hep yok saymıştır. Babasının ona karşı davranışları da annesininkilerle benzerdi. Karen’i hep küçümserdi. Erkeklerin kadınlardan daha üstün olduğunu ve daha çok ayrıcalığa sahip olduğunu kanıtlamak için Karen’e dini vaazlarda bulunurdu. Ailesinin bu davranışları Karen’de değersizlik duygusunun oluşmasına sebep olmuştu. Babası, Karen’in abisi Berndt’in üniversite okumasını çok istiyordu ve onun için her türlü imkanı sağlamaya hazırdı. Fakat Karen’in üniversiteye gitmesini istemiyordu. Ona göre bir kadının üniversiteye gitmesi hiç doğru değildi ve oldukça gereksizdi. Sırf bu sebeple Karen, abisine karşı büyük bir nefret duygusuna sahip olmuştu. Karen, babasının bu yaptığını çok adaletsizce buldu. Bu adaletsizliğe karşı okul hayatı boyunca bulunduğu her sınıfın en başarılı öğrencisi olacağına dair kendisine söz verdi(1*;2*).

Karen Horney’in Eğitim Hayatı ve Psikanalizle İlişkisi

Karen, babasının üniversite eğitimi konusundaki itirazlarına ve isteksizliğine rağmen annesinin de yardımıyla Berlin Üniversitesi’nde tıp okumaya başladı. Orada Oscar Horney ile tanıştı, bir süre sonra da evlendiler. 1915 yılında tıp diploması ile üniversiteden mezun oldu. O tarihlerde kadınların üniversite eğitimine devam etmesi pek sık rastlanan bir durum değildi ve Karen’in hem üniversiteye gitmesi hem de tıp okuması büyük bir başarıydı. Oscar ile yapmış olduğu evlilikten üç kızı olmuştu. Evlilikleri çok sorunlu ve stresli bir evlilikti. Karen bu süreçte sürekli mutsuzdu. Kendini hep depresif hissediyordu ve buna karın ağrısı, baş ağrısı, öz kıyım eğilimi gibi durumlar da eşlik ediyordu. 1927’de Oscar’dan boşandı. Bir psikanalist olan Erich Fromm ile uzun soluklu bir ilişkisi oldu. Bu ilişki yaklaşık yirmi yıl kadar sürdü ve Karen’in en uzun, en mutlu ilişkisi Fromm ile yaşamış olduğu bu ilişkiydi. Karen ve Erich’in ilişkisi sonlandığında Karen, ağır bir depresyon yaşadı. Kendisi de psikanaliz eğitimi almıştı ve yaşadığı bu ağır depresyonu hafifletebilmek amacıyla analize girdi. Analizi yapan Freud’cular ona, içine girdiği bu bitmek bilmeyen aşk arayışının ve kuvvetli erkeklere karşı hissettiği ilginin aslında babasına karşı hissettiği Ödipal karmaşadan kaynaklandığını söylediler. Karen Horney bu söylenenlerin kendisinde işe yaramadığını, psikanalizin kendi depresyonunu çözemediğini ve bir yerlerdeki bir eksiklik sebebiyle psikanalizin yetersiz olduğunu fark etti(1*;2*).

Reklam

Karen Horney’in Freud’cu Psikanalistlerden Ayrılışı

Karen, depresyonda olmasına ve psikanalizde eksiklikler bulmasına rağmen psikanalizle ilgili mesleki çalışmalarına devam etti. Önce Berlin Psikanaliz Kurumu’nda bir süre çalıştı sonrasında ise Amerika’ya gitti ve orada da New York Psikanaliz Kurumu’nda çalıştı. Bu süre içerisinde Freud’cu psikanalizde pek çok eksiklik olduğunu fark etti ve bunu dile getirmeye başladı fakat onun bu tavrı, kurumun üyeleri tarafından olumlu karşılanmadı ve oylama ile Karen’i kurumdan çıkarmaya karar verdiler. Yapılan bir toplantıda oy birliği ile Karen’in kurumun üyeliğinden çıkarılmasına karar verildi. Karen Horney, buradan ayrıldıktan sonra Amerikan Psikanaliz Enstitüsü adını verdiği kendi kurumunu kurdu. Burada, erkek egemenliği altındaki psikanalize ve ataerkil düşüncelere karşı her zaman mücadele etti. Freud‘un ödipal kompleksle ilgili düşüncelerine, kadınların penis kıskançlığı yaşadığına dair düşüncelerine her zaman karşı çıktı.1952 yılındaki ölümüne dek kurumunun başında kaldı. Ölümünden sonra feministler Horney’in pek çok düşüncesini cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla kullanmışlardır(1*;2*).

Yani aslında Karen Horney, feminist mücadelenin pek çok düşüncesinin temelini oluşturmuş ve her zaman ataerkilliğe karşı çıkıp daha eşitlikçi bir yaşamdan yana olmuştur.


Kaynakça:

Reklam
  1. Burger, J.M.(2016). Kişilik. (E. Sarıoğlu, Çev.). Kaknüs Yayınları.
  2. Schultz, D.P. ve Ellen-Schultz, S. (2020). Modern Psikoloji Tarihi. (Y. Aslay, Çev.). Kaknüs Yayınları.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın




Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu