Gelişim Psikolojisi

Kaçıncı Çocuk Olduğumuzun Karakterimize Etkisi

Kardeş sırası nedir?

Adler, kardeş sırası kavramına kuramının bir kısmında yer vermiştir. Ailedeki doğum sıramız bunu belirlerken her zaman etkili olan etken bu değildir. Örneğin iki kardeş arasında 10 ve daha fazla yaş varsa ilk çocuk büyük çocuk olarak değil, tek kardeş olarak da ele alınabilir. Ya da yaşça büyük olan tarafa ebeveynlerin tutumu daha farklı olursa bu kez roller yer değiştirebilir. Yani göreceli bir kavramdır fakat karakterimiz üzerindeki etkisi yadsınacak kadar az da değildir. Çoğu kuramcı gibi Adler de kuramını kendi yaşantısından yola çıkarak oluşturmuştur. Abisine göre daha zayıf ve çelimsiz olan küçük Adler’in evde maruz kaldığı davranışlar da bu özellikleri yönünde şekillenmiştir. Büyük, ortanca ve küçük çocuklar arasındaki çekişmelere değinmiştir. Özellikle büyük çocuk için Adler ‘tahtını yitirmiş kral’ benzetmesini yapmıştır. Çünkü ilginin tek odağı olan çocuk birdenbire sevginin bölünmesi ile karşılaşmış olacaktır. Tek çocuklar için ise yetiştirilme tarzına göre daha kıskanç ve bencil olabileceklerinin altını çizmiştir. Ortanca çocukların daha çok kendilerine has özellikleri bulunduğunu, diğer çocuklardan bu yönleriyle farklılaştıklarını belirtmiştir.

Peki bu sıra hayatımız boyunca bizi etkiler mi? Yoksa değişim mümkün müdür?

Doğum sırasının kişilik özelliklerini yordayıp yordamadığını araştıran çok sayıda çalışma mevcuttur. Bir araştırmada, araştırmacılar çocukları incelemenin yanı sıra ebeveynlerinden çocuklarının kişilik özelliklerini anlatmalarını istemişlerdir. Çiftler benzer şekilde ilk doğan çocuklarının “ciddi, duyarlı, sorumlu, endişeli ve yetişkin-odaklı,” son doğan çocuklarının ise “bağımsız, neşeli ve isyankâr” olduğuna inandıklarını belirtmişlerdir (J. Harris’den akt. 1*). Katılımcılar ilk doğanları “başarılı, saldırgan, hırslı, duyarlı, baskın, bağımsız, lider, anaç, şefkatli, sorumlu ve düşünceli,” tek çocukları “bağımsız, ben-merkezci, bencil ve şımarık,” ortancaları “başarılı, girişken, hırslı, duyarlı, cana yakın, sempatik ve düşünceli,” son doğanları ise “bağımlı, cana yakın, sempatik, pasif, şımarık ve düşünceli” olarak anlatmışlardır. Aynı zamanda tek çocukların “en uzlaşmaz-inatçı” olanlar olduğunu bildirmişlerdir. Son doğanlar ise “daha yaratıcı, duygusal, dışadönük, itaatsiz, sorumsuz ve konuşkan” olarak görülmektedirler (Herrera ve diğerlerinden akt. 1*).

Reklam
1*

Tüm bulguların yanında psikologlar yetiştiğimiz sosyal bağlamın ve tabii ki mizaç özelliklerimizin de kişiliğimizde yer edindiğini vurgularlar. Yani belli sırada doğan çocukların kaçınılmaz bir biçimde belirli kişilik özelliklerine sahip olacağı iddia edilmemektedir. Ailedeki sıramız dışında kişiliğimizi oluşturan, bizi biz yapan daha bir sürü faktör vardır. Yani kardeş sırası önemli olsa da daha da önemli olan nokta yaşımız değil, aile içinde sıramızın nerede olduğudur.


Kaynakça:

İlgili Makaleler
  1. Deniz Canel Çınarbaş, Gözde Nilüfer. ”Adler ve Sulloway’in Doğum Sırası Kuramları ve Görgül Bulgular ile İlgili Bir Derleme.” DTFC dergisi 59.1 (2019): 125-151.

Reklam

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın




Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

Bir Yorum

  1. Neredeyse herkesin hayatına bir yerden dokunan bir sorunu ele aldığınız yazınızı keyifle okudum. Diğer yazılarınızı okumayı heyecanla bekliyor olacağım :’)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu