İş Hayatındaki 9 Etkileyici Sendrom

Giriş

İş hayatı; ömrümüzün büyük çoğunu geçirdiğimiz, çoğu zaman ailemizden daha fazla zaman ayırdığımız ve dönem dönem yoğun stres yaşadığımız bir süreçtir. Esasında geçimimizi sağlayabilmek ve hayat kalitemizi standardize etmek ya da yükseltebilmek için hemen hemen her birey çalışmak zorundadır. Bu mecburiyet sebebiyle de dayanışma içinde bir çalışma hayatı kültürü oturmuş olması gerekirken yapılan çalışmalara ve deneyimlerimize baktığımızda hiç de öyle olmadığı görülmektedir. Çalışma hayatına yerleşmiş olan mobbing kültürü; modern çağın getirdiği tek düze para kazanma odaklı sistem bireylerde ve kurumlarda çeşitli sendromlara sebep olmuştur.

İş hayatındaki sendromlar temelde 3 sebepten ortaya çıkmaktadır. Bunlar bireyin karakterinden, işin niteliğinden ve örgüte yerleşmiş kültürden kaynaklanabilmektedir1. Bu sebeplerden ya da başka bir dinamikten oluşan mobbing ve sendromlar insanları hem zihnen hem bedenen hırpalayabilmektedir. Bilindiği üzere günün böyle büyük bir çoğunluğunu kapsayan ve hayati önemi olan sürecin stres altında geçmesi bu stresin beden sağlığını da etkilemesine sebep olabilmektedir.

1) Cam Tavan Sendromu

Kadınların iş hayatındaki rolü her ne kadar geçmişe nazaran artmış olsa da yönetimsel ve idari kadrolarda beklenen noktaya gelinememiştir. Bu noktadan hareketle cam tavan sendromu; bireylerin cinsiyet, ırk gibi özelliklerinden sebeple potansiyellerinin yettiği mevkilere gelmesinin önündeki gözle görülemez psikolojik engeldir. Başka bir deyişle genelde kadın merkezli ele alınan bu kavram, kadınların iş hayatında yükselmesindeki mantıksal olmayan engellerdir. Bu gizlice ya da açıkça kadını eksik gören yaklaşım neticesinde kadının hak ettiği yönetici pozisyonuna gelmesinde, görünürde hiçbir engel yokken o pozisyona gelemez. Kadın her ne kadar ihtiyaç duyulan yönetim kadrosu için doğru kişi olsa da sadece kadın olduğu için o mertebeye uygun görülmez ve iş yeri o kişinin sunacağı faydayı bertaraf eder2.

2) Helen (Kleopatra) Sendromu

Geçmişteki birçok tarihi rivayetlere ya da hikayelere baktığımızda kadın çoğunlukla kötülüğü getirenle özdeşleştirilmiştir. Buna kısa bir örnek olarak Zeus’un kadınların dünyaya, insanlığa ders vermek için gönderildiğini betimleyen pandora hikayesinden bahsedelim. Kötülüğün ve kadının mitolojik temsili olan Pandora, yanında bir kutuyla birlikte intikam için tanrıların ateşini çalan Prometheus’a gönderilir. Bu kutuyu asla açmaması tembihlenen Pandora merakına yenilip kutuyu açtığında kötülük, kin, öfke, hırs, kıskançlık, nefret gibi duygu ve düşünceler dünyaya yayılmaya başlamıştır. Pandora’nın son anda kutuyu kapatmasıyla insanlığın bu kötülüklere dayanma gücü ve umudu kutunun içinde hapsolmuştur. Bu hikâyeden sebeple günümüzde bile insanlar kötülükle ilgili konulardan bahsedecekken “pandoranın kutusu açıldı” deyimini kullanmaktalardır. Tarihimizde fazlaca olan bu hikayelerden sebep kadınların hep bir kötülük getireceği, erkek için cezaya ya da olumsuz gelişmeye sebep olacağı yaygın inancı vardır.

İş hayatında da iyi bir pozisyona gelmiş kadının bunu emeği ya da potansiyeliyle değil de güzelliğiyle, erkeği efsunlayabilecek diliyle geldiğine dair inanç olarak ortaya çıkmaktadır. Hatta bu yakıştırma sadece erkeklerden kadınlara yapılmamaktadır. Aynı şekilde kadınlar da iyi noktaya gelmiş başka bir kadını değerlendirirken takdir ve iyi duygulardansa bedensel ya da etik dışı sebeplerle oraya gelmiş olma ihtimalini öne sürebilmektedir. İşte buna Helen sendromu denmektedir3.

3) Testosteron Zehirlenmesi

Erkeklerin testosteron hormonunu fazla salgılanması sonucunda daha saldırgan, anormal davranışlar sergileyen, baskın, basit bir konuda dahi konunun kendisinden çok ayrıntılarına odaklanan duruşlar sergilediği birçok bilimsel çalışma sonucunda kanıtlanmıştır. Bu durum literatürde testosteron zehirlenmesi olarak geçmektedir. Bu zehirlenme, biyolojik olmaktan ziyade daha çok davranışsal bir zehirlenmeyi kastetmektedir. Testosteron etkisindeki erkek iş yaşamında da aynı baskınlığı ve saldırganlığı göstermesi sonucu kendini özellikle de kadın karşısında yüceltebilmektedir. Testosteron zehirlenmesi halindeki bu bireyler iş hayatında da mühim mertebelere ve yöneticiliğe sadece erkeklerin gelebileceğini, yönetici vasfının sadece erkeklerde olduğuna inanmaktadır. Bu sebeple kadınların üst mertebelere gelmesine kesinlikle karşılardır ve bir kadının yöneticilik yapmasını büyük bir hata olarak görmektelerdir. Bu düşünceye göre kadınlar daha pasif ve geleneksel roller benimsemelilerdir3.

4) Midye Sendromu

Midyelerin varoluşsal süreçlerine baktığımızda bu dünyada var olduktan sonra tek gayeleri kendilerini konforlu bir kayaya yerleştirebilmektir. Aradığı konforu bulduğunda kendini oraya çimentolar ve başka bir konfor arayışına düşmez. Bazı insanlar da iş hayatında bu tarz bir tutum sergileyebilmektedir. Gerçekten de baktığımızda iş hayatında yeniliğe ve değişim yaratmak üzere gelecek olana karşı çok katı tutumda olan insanlar sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bu kişiler hayatları boyunca tıpkı midyeler gibi sabitlenir ve onları değiştirecek olan her gelişmeye sonuna kadar direnirler. İş hayatında bu tutumlar her zaman için negatif etki yaratmışlar. Hele ki lider konumundaki bir midye sendromlu, bulunduğu kurumdan ona bağlı olan kişilere kadar birçok kişiyi gelişimsel anlamda olumsuz etkileyebilir4. Psikolojik olarak yeniliğe bu kadar kapalı olmak bazı çalışmalarda anksiyeteyle ilişkilendirilebilmektedir. Bireylerin yetiştirilirken hayatla ve getirdikleriyle nasıl baş edeceklerine dair yeterli donanıma sahip olmadıklarında ömürleri boyunca yeniliklere karşı kendilerini eksik ve çaresiz hissettikleri için tepkili tutum geliştirebilmektelerdir.

5) Dinozor Sendromu

Kurumların ve yöneticilerinin değişimlere karşı gösterdiği yoğun karşıt tutumu içermektedir. Burada kurum kültürü ve yönetim takımı değişimleri takip etmez, incelemez, neden sonuç ilişkisi kurmaz ve kendilerinden mutlaka uzak tutarlar. Hatta ortaya çıkan değişim fikrine çok yoğun tepkiler göstermektelerdir. Alışılagelmiş ve standart olan onlar için daima vazgeçilmezdir5.

6) Kırık Cam Sendromu

Bu sendromun temeli 1969 yılındaki Zimbardo deneyine dayanmaktadır. Deneyde iki adet araç bir tanesi suçlu profilin ağırlıklı olduğu bir bölgeye diğeri ise sosyoekonomik olarak daha üst tabakanın yaşadığı bir bölgeye bırakılmıştır. Suçlu profilin yüksek olduğu yerde, 3 güne kalmadan araç tamamen yağmalanırken elit kesimdeki arabaya hiçbir şey olmamıştı. Bunun üzerine Zimbardo, aracın bir camını taşla kırdıktan sonra o üst tabaka da aynı şekilde aracı yağmalamıştır. Bu deneyin sonucunda Zimbardo “hiçbir zaman ilk cam kırığına izin verilmemelidir. Aksi halde kötü gidişat engellenemez” demiştir.

İş yaşamında da bireyler zaten kötü örgütlenmiş, haksızlık üzerine bir kültürle yerleşmiş örgütün içine girdiklerinde, sorumluluklarını yerine getirmediklerinde ya da bir suç işlediklerinde kendilerini suçlu hissetmemektelerdir. Çünkü zaten o kurum onların gözlerinde daha önce de yağmalanmıştı. Onların yaptığı sadece bir cam kırığı daha eklemektir. Bu yanılgı sonucu insanlar daha rahat suç işleyebilmektelerdir6.

7) Aşil Sendromu

Aşil, 720 yılında Homeros’un yazdığı İlyada destanının baş kahramanıdır. Destana göre Aşil bir tanrı ile faninin çocuğu olarak dünyaya gelir ve annesi onu da kendi gibi ölümsüz yapmak için ölümsüzlük nehrine sokar. Aşil nehirden çıktığında nehre girdiği sıra tutulan ayak topuğu dışında tamamen ölümsüz olmuştur. Ancak ayak topuğu hep korkusu ve en hassas yeri olmuştur. Nitekim tam ayak topuğuna denk gelen zehirli bir ok sonucu ölmüştür. Bu rivayette Aşil’in topuğu her insanın kişiliğinde bir kusurun olabileceğini simgelemiştir.

İş hayatındaki Aşil sendromunda da bireylerin başarı konusundaki tatminsizliğini ve gizli-yoğun başarısızlık korkusunu içermektedir. Bu sendromu yaşayanlar hiçbir zaman tatmin olmaz, içten içe başarılı olduklarına inanmaz, ütopik hayallerde ve ulaşılması imkansıza yakın olan başarı rüyalarının ağırlığında boğulurlar. Tıpkı Aşil’deki gibi onları kasıp kavuran topukları başarısızlık korkusudur. Bu yüzden dışarıdan çok iyi noktada görünseler de içten içe hep yoğun bir bitkinlik, hayal kırıklığı, tükenmişlik hissetmektelerdir7.

8) Kurumsal Stockholm Sendromu

Bu sendromda çalışan, onu yıpratıcı ve yıldırıcı psikolojik şiddete rağmen işvereni ve kurumuna gözü kapalı bir şekilde bağlanma yaşamaktadır. Uğradığı yoğun baskı ve mobbinge rağmen onlar sayesinde geçinebildiği ve onlara hayati bir önemle bağlı olduğu için işverenin çok küçük olumlu hamlesini bile gözünde büyüterek hayranlık duyabilmektedir. Zihninde sürekli olarak işverenini aklama eğilimindedir ve bunun savaşını verir8.

9) Kariyer Sendromu

Kariyerine elinden gelen tüm emeğini ve zamanını veren bireyin çok önemli sayılabilecek yolları katettikten sonra bir anda aslında hayal ettiği işi yapmadığını, özünde hiç de mutlu olmadığını fark etmesi durumudur. Verilen emeklerin ve harcanan zamanın hayatını çizmek istediği ya da mutlu olabileceği yoldan çok uzak olması sonucu derin mutsuzluk, çaresizlik hissederek psikolojik durumunun etkilenmesidir8.


Kaynakça:

  1. Anonim. (tarih yok). Kigem. www.kigem.com: https://www.kigem.com/sizin-sendromunuz-hangisi.html adresinden alındı
  2. Tahtalıoğlu, H. (2016). Türkiye’de Yükseköğretim Kurumlarında Cam Tavan Sendromunun Kadınlar Üzerindeki Etkisi. Niğde Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 89-105.
  3. Gündüz, Ş. (2018 ). İş Yaşamında Erkekte Ortaya Çıkan Ancak Kadını Tehdit Eden Sendromlar. Karadeniz, 145-157.
  4. Altan, S. (2018). Eğitim Örgütlerinde Midye Sendromu. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi , 35-45.
  5. Gökbunar, R., & Gülgün Ünal, A. (1999). Yönetimde Dinazorlaşma Sendromu ve Kamu Yönetiminde Değişim. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi , 45-58.
  6. Güçlücan, Z. (2012, Şubat 2). Psikiyatri Nöropsikiyatri Portalı. https://www.e-psikiyatri.com/: https://www.e-psikiyatri.com/kirik-cam-teorisi adresinden alındı
  7. Tekin, Z. (2018). Yöneticilikte Aşil Sendromu ve Mesleki Tükenmişlik İlişkisi. Avrasya Uluslararası Araştırma Dergisi, 544-562.
  8. Yenici, H. (2018). Yöneticilik Sendromları ve Cam Tavan Sendromunun Örgütlerde Uygulanmasına Yönelik Bir uygulama. İstanbul: İstanbul Gelişim Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

İş Hayatındaki 9 Etkileyici Sendrom” için bir yorum

  • 11 Ekim 2020 tarihinde, saat 00:41
    Permalink

    Kariyer Sendromum olduğunu farkettim.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir