İntihar: Sessiz Bir Yardım Çığlığı

Son günlerde gündemi meşgul eden konulardan birisi olan “Momo” oyunu nedir ve gençleri nasıl intihara sürüklemektedir? Momo oyunun etkileri ülkemizde belirgin bir şekilde olmasa da dünya genelinde yankı uyandırdı. Özellikle Avrupa ülkelerinde gençlerin intiharları ile ilişkilendirilen Momo aileleri ve yetkilileri endişelendirmektedir. Kısa bir zaman önce aynı etkiye sahip bir oyun olan “Blue Whale” (Mavi Balina) birçok çocuk ve gencin ölümüne neden olmuştu. Bu oyunların yapımcılarının antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler olduğu iddia edilmektedir. Kurbanıyla temasa geçmeden yüzlerce kişiyi öldürebilmektedirler. Peki, insanlar hayatlarına son vermeye nasıl karar veriyorlar?

İntihar Nedir?

İntihar, bireyin açık veya örtük ölüm niyetiyle uyguladığı, ölümle sonuçlanan yıkıcı bir eylemdir (Ünlü, Aksoy ve Ersan, 2014). İntihar küresel olarak birçok ülkede önemli bir sağlık sorunu halinde gelmiştir. Yapılan araştırmaların sonucuna göre bir yılda ortalama 873.000 kişi intihar sonucunu hayatını kaybetmektedir. Bu sayının büyük bir çoğunluğunu gençler oluşturmaktadır. Birleşik Devletlerde 1960’tan günümüze kadar intihar oranı %200 artmış durumdadır. Ülkemizdeki durum da pek iç açıcı değildir. İntihar edenlerin %45’i gibi büyük bir nüfus 15-24 yaş arasındaki gençlerden oluşmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bu verilen oranların sadece intihar sonucu hayatını kaybeden kişiler olmasıdır. Çünkü bu insanlar intihar girişiminde bulunmuş ve girişimlerinde başarılı olmuş insanlardır. Bunun dışında intiharın başka unsurları da vardır. Geçmişte intihar düşüncesi olan, şuan intihar ile ilgili düşünceleri olan, intihar etme şekliyle alakalı düşünceleri ve başarısız girişimleri olan bireylerin oranı, intihar sonucu hayatı kaybetmiş kişilerin oranından çok daha fazladır. Ayrıca bu grup potansiyel intihar riski taşıyan kişilerdir. Peki, neden insanlar intihar etmektedir? İnsanlar bazen problemlerini çözemez. Bu süreçte kendilerini yalnız ve çaresiz hissedebilirler. Bu gibi durumlarda hayatın amacını veya neden var olduklarını sorgulamaya başlarlar. Sorunlarını çözemedikleri ve kendilerini tek hissettikleri için var olmamayı tercih edebilirler. Bu duruma en iyi örneklerden birisi ünlü Avusturyalı yazar Stefan Zweig’tır. Zweig, 2. Dünya Savaşı zamanlarında insanların işkence çekmelerine ve ölümlerine şahit olmuştur. Bu durum onun ruhunda derin yaralar açmıştır. Bu acılara daha fazla dayanamayan Zweig ve eşi intihar etmiştir. Zweig’in intihar etmesindeki etkenlerden birisi de okuduğu şiirlerdir. Hayranı olduğu Montaigne’in şu sözünde kendini bulduğunu söylediği iddia edilmektedir:

En gönüllü ölüm, ölümlerin en güzelidir.

Görüldüğü gibi şahit olduğu ölümler Zweig’i etkilemiştir. Fakat bu konu hakkında yapabileceği bir şey olmaması nedeniyle bu olayların yaşandığı bir dünyada var olmak istememiştir.

Bazen de intihar hayata son vermek değil sessiz bir yardım çığlığıdır. Kişi kendini öldürmeyi istemez ama bulunduğu çıkmazı etrafındakilere göstermek amacıyla böyle bir girişimde bulunabilir. Özellikle gençlerde akran zorbalığına uğrayan, akademik alanda başarısız olan veya aile içi sorunları olanlar ailelerinin dikkatini çekmek amacıyla intihar girişiminde bulunabilmektedirler. Ayrıca günümüzde sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla gençler, özellikle de ergenler istismara veya şantaja maruz kalabilmektedir. Bu gibi sorunları aileleri ile paylaşamayan gençler ikilemde kalmakta ve çözümü intihar etmekte bulabilmektedir. Böyle durumlarda gençler, aileleri ile her türlü sorununu paylaşabileceğini bilmelilerdir. Gençler ve aileler bu konu hakkında bilinçlendirilmelidir. Bilinçlendirilmiş bireyler başlarına gelen olaylarda kendilerini suçlu görmeyecekleri için intihar düşüncesine de daha az rastlanılabilir.

Bazı insanlar ise geride kalan insanlara ceza çektirmek için intihar edebilmektedir. Yine gençlerde yaygın olan bu tür intiharlar, istediği yapılmayan veya ebeveynleri tarafından yüklenen sorumluluklarda başarısız olan bireylerde gözükmektedir. Geride kalan insanlara ömür boyu vicdan azabı bırakmak isteyen gençler kendi hayatlarına son verebilmektedirler. J. Paul Sartre:

İntihar, var olmanın başka bir yolu mudur?

tespitiyle, aslında intihar ederek sürekli hatırlanmayı amaçlayan insanlardan bahsetmektedir. Bu tespiti ünlü şairimiz Nilgün Marmara şu şekilde açıklamaktadır:

Şairler ölmek istemezler, çünkü ölmek unutulmak, yok olmak demektir. Şairler ölmek isterler, çünkü ölerek yaşamak onlar için hep daha cezbedici bir duygudur! Bu açıdan bakıldığında şair belki de son hamlesini, hayata sınırlar koyan, onu basitleştiren bütün yaşam koşullarına şiirlerin ölümsüz dizeleriyle “ölüm” diye bağırarak yapar.

İntiharda Risk Faktörleri

İntihar için belirli bir profil yoktur. fakat bazı özelliğe sahip insanların intihar girişiminde bulunma olasılığının diğerlerinden daha fazla olduğu kanıtlanmıştır. Bu özelliklerden bazıları şunlardır:

  • Kalıtsal özellikler
  • 15-24 yaş arasında olma (genç olma)
  • Yaşlı olma: yaşamı sürdürmeye dair inançlara daha az önem vermek
  • Sağlık durumunun kötü olması
  • Yas/Aile üyesi kaybı
  • Ümitsizlik ve depresyon
  • Agresyon
  • Aile işlevlerinin bozuk olması
  • Rol kargaşası
  • Sosyal sorumluluk: Evli ve çocuk sahibi bireylerde intihar oranı daha düşüktür.
  • Cinsiyet: Kadınlar, erkeklere göre daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadır. Fakat erkeklerde ölüm oranı daha yüksektir. Kadınlar daha çok ilaçla veya iple intihar etmeyi denerken erkekler daha çok ateşli silah kullanmaktadır.

İntihar düşüncesi olan kişilere nasıl yardımcı olabiliriz?

İntihar özellikle gençlerde yaygın olan bir olgu olduğu için internetin bu konudaki etkisi oldukça büyüktür. İnternetten intiharı araştıran kişi sayısı oldukça fazladır. Bu araştırmaların konusu genellikle intiharın hangi yollarla yapılabileceği hakkındadır. Fakat daha tehlikeli bir boyut vardır ki, bazı siteler intihara özendirmektedir. İntihar eden ünlülerin sözlerini veya hayatlarını efsanevi bir dille anlatıp intihar etmenin aslında cesurca bir davranış olduğunu ifade etmektedir. Bu gibi siteler her ne kadar yasaklanmaya çalışılsa da hala ulaşılabilen siteler mevcuttur. İlk olarak bu gibi durumlarda ailenin kontrolü çok önemlidir. Eğer bir aile üyesinin intihar düşüncesi olduğu düşünülüyorsa bu konu ailece konuşulmalıdır. Toplumumuz bu konu da yanlış inanışlara sahiptir. Çoğu kişi intihar hakkında konuşmanın tehlikeli olduğunu düşünmektedir. “İntihar etmeyi düşünüyor musun?” gibi bir soru karşısında kişinin intihar etme olasılığının daha çok olacağı gibi yanlış bir algı bulunmaktadır. Öncelikle hiçbir birey intihar etmeyi düşünüyor musun sorusu karşısında intihar etme fikrini düşünüp bunu uygulamaz. İntihar genel olarak bir anda verilen bir karar değildir. Yapılan araştırmalar intiharın uzun bir süreç olduğunu göstermektedir. En temel güdülerinden birisi yaşama içgüdüsü olan insan, hayatına son verme eylemini bir anda gerçekleştirmemektedir. Birey bu eylemi gerçekleştirmeden önce çevresindekiler intihar mesajlar vermektedir. Bu nedenle intihar önlenebilecek bir ölüm nedenidir. İlk olarak aile içinde veya arkadaş grubunda depresif duygular taşıyan bireylerle konuşmalı ve bir uzmana yönlendirmeliyiz. Çünkü depresyon, intihara sebep olan nedenlerden önemli bir tanesidir. Birey depresyonda iken kendini yalnız ve değersiz hissetmektedir. Eğer tedaviye başvurulmazsa birey içinde bulunduğu durumdan kurtulamayacağı düşüncesi ile intihar girişiminde bulunabilir.

İkinci olarak bireyin hayatına son verme isteğine neden olan etkenler araştırılmalıdır. Okul baskısı, akran zorbalığı veya aile içi sorunlar gibi etmenler özellikle gençler üzerinde aşırı bir strese neden olabilmektedir. İntiharı engellemek için öncelikle bu stres sebeplerini ortadan kaldırmak gerekmektedir. Yalnızlık, sağlık sorunları ve ölüm korkusu gibi etkenlerde yaşlılarda intihara neden olan stres sebepleridir. Yaşlılar özellikle ölüm korkusu hakkında aşırı bir anksiyeteye sahip olabilmektedir. Fakat bu konu hakkında konuşabileceği bir kişi bulmak oldukça zordur. Bu sebeple ölüm korkusu olan bireylerinde bir uzmana yönlendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca bir toplum içinde intihar hakkında konuşurken kullanılan sözcüklere dikkat edilmelidir. Bu konu hakkında toplumumuzda bazı önyargılar ve etiketlemeler bulunmaktadır. İntiharın bir korkaklık veya güçsüzlük olduğu gibi söylemler hem intihar düşüncesi olan bireyleri hem de intihar sebebiyle birini kaybetmiş bireyleri oldukça üzecektir. Tam tersi intiharın bir kurtuluş veya geride kalanlara verilen bir ceza olduğu gibi söylemlerde özellikle genç bireyleri intihara teşvik edebilir. Son olarak bu konu hakkında okullarda veya devlet tarafından alınması gereken bazı önlemler bulunmaktadır. Eğer intihar riski taşıyan bireyler önceden tespit edilirse önlem almak daha kolaylaşacaktır. Buna ek olarak birçok ülkede bulunan intihar koruma programları ülkemizde de uygulanabilir. Hatta bu programlar intiharın en çok araştırıldığı internet üzerinden yapıldığında gençlere ulaşmak daha kolay olabilmektedir. Ayrıca internet üzerinden intihara özendiren içeriklerin yasaklanması gerekmektedir. Örneğin, Avustralya’ da 2006 yılından beri intihara özendirici içerikler yayınlamak suç kabul edilmektedir. Ülkemizde de her ne kadar bu tarz içeriklere erişim engeli getirilse de herhangi bir caydırıcı ceza yoktur.

Özetle, intihar düşüncesi olan bireyle bu konu hakkında konuşulmalıdır. Bu düşünceye neden olan etkenler birlikte çözülmelidir. Bireye kendini yalnız ve değersiz hissettirilmemelidir. En önemlisi de intihar düşüncesi olan bir bireyleri bir uzmana yönlendirmeliyiz.

İntihar Salgınları

İntihar, bazen bir hastalık salgını gibi bir kişiden sonra aşırı artış gösterebilmektedir. Bunun birkaç örneği vardır. Bunlardan biri bizim geçmişimizdendir. Osmanlı kültüründe intihar kavramı hoş karşılanmamaktadır ve intihar girişimlerine sık rastlanılmamaktadır. Bu durum Beşir Fuad’ın intiharı ile değişmiştir. Beşir Fuad 1852-1887 yıllarında yaşamış bir fikir adamıdır. Döneminin aydın kimselerindendir. Beşir Fuad, 35 yaşında bileklerini keserek intihar etmiştir. Onun intiharını sıra dışı kılan ise bileklerini kestikten sonra gerçekleştirdiği intiharı bir araştırma yapar gibi ölüm anında hissettiği duyguları yazmasıydı. Fuad’ın intihar anına ilişkin birkaç satırlık bir tasviri mevcuttur. Böylesine sıra dışı bir ölüm Osmanlı halkının yabancı olduğu intihar kavramına karşı geniş bir ilgi uyandırdı. Bu dönemden sonra İstanbul’da bir intihar salgını başlamıştır ve intihar sonucu ölümler artmıştır.

Bu gibi duruma bir örnek ise Goethe’nin 1774 yılında yazdığı Genç Werther’in Acıları kitabıdır. Bu kitap yayınladığı dönemi tasvir etmekte olup genç bir adamın yaşadığı aşk sonucu girdiği bunalımı anlatmaktadır. Kitabın yayınlanmasından sonraki dönemde intihar oranlarına ciddi bir artış görülmüştür. Hatta bu ölümler yüzünden kitabın yazarı olan Goethe’nin bu kitaptan nefret ettiği iddia edilmektedir.

Diğer bir örnek ise 1993 yılında  Macar besteci Rezső Seress tarafından bestelenen  “Glommy Sunday” şarkısıdır. Şarkı 1. Dünya Dönemi’nin kasvetini ve hüznünü yansıtmaktadır. Dikkat çeken nokta ise şarkının yayınlanmasından çok kısa bir süre sonra şarkının ithaf edildiği kadın başta olmak üzere, birçok kişi hatta bestecisi Seress bile intihar etmiştir. Yaşananlardan sonra şarkı yasaklanmıştır.

Görüldüğü gibi yaşanan olaylar, okunan kitaplar hatta dinlenilen şarkılar bile bir intihar salgını başlatabilmektedir. Sürekli olarak sosyal medyada “Blue Whale” veya “Momo” görülmesi, ayrıca bunlar sonucu intihar edenlerin haberlerinin görülmesi bile bir intihar salgını başlatabilir. Özellikle intihar konusunda risk taşıyan gençler açısından bu konuda bir koruma gereklidir. Bu koruma öncelikle ebeveynler tarafından daha sonra ise devlet tarafından birtakım önlemler alınarak yapılmalıdır.


Kaynaklar:

  1. https://listelist.com/genc-wertherin-acilari/
  2. http://www.yasamaugrasi.com/kultursanat/intihar-ve-stefan-zweig.html
  3. Bayam, G., Dilbaz, N., Bitlis, V., Holat, H. ve Tüzer, T. (1995). İntihar davranışı ile depresyon, ümitsizlik, intihar düşüncesi ilişkisi: intihar davranış ölçeği geçerlilik, güvenirlik çalışması. Kriz Dergisi, 3(1), 223-225.
  4. Palabıyıkoğlu, R., Azizoğlu, S. ve Özayar, H. (1993). İntihar girişimi olan ve olmayan depresiflerin aile işlevselliği. Kriz Dergisi, 1(3).
  5. Ünlü, G., Aksoy, Z. ve Ersan, E. E. (2014). İntihar girişiminde bulunan çocuk ve ergenlerin değerlendirilmesi. Pamukkale Tıp Dergisi, (3), 176-183.
  6. Gürkan, B. ve Dirik, G. (2009). Üniversite öğrencilerinde intihar düşünce ve davranışları ile ilişkili faktörler: Yaşamı sürdürme nedenleri ve baş etme yolları. Türk Psikoloji Yazıları12(24), 58-69.
  7. Harmancı, P. (2015). Dünya’daki ve Türkiye’deki intihar vakalarının sosyodemografik özellikler açısından incelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 1.
  8. Sakarya, D., Güneş, C. ve Sakarya, A. (2013). İnternette intiharı aramak: internet sitelerinin intihar ile ilişkili içeriklerine göre değerlendirilmesi. Türk Psikiyatri Dergisi, 24(1), 44-48.
  9. Tatlılıoğlu, K. (2012). Sosyal bir gerçeklik olarak intihar olgusu: sosyal psikolojik bir değerlendirme. AİBÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12(2), 135-157.   


Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Hacer Canbazoğlu

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji bölümü lisans öğrencisi

Hacer Canbazoğlu 31 içerik yazdı. Hacer Canbazoğlu tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir