İntihar Eğilimli Bireylere Yardım için 10 Madde

Günümüzün en büyük problemlerinden birisi olan intihar olgusu anlık bir karar değil aksine bir sürecin sonucudur. İntihar eden kişiler aniden hayatlarına son verme kararı vermemektedir. Yaşadıkları zorlukların, başarısızlıkların, kayıpların veya psikolojik sorunların sonucu olarak yaşadıkları acıya son vermeyi amaçlayarak intiharı gerçekleştirmektedirler. Kısacası gerekli tedbirler alındığında ve intihar eğilimi olan kişiye yardım edildiğinde intiharın önüne geçilebilmektedir. Bunun çeşitli yolları bulunmaktadır. Öncelikli yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

1) İntiharı Düşünceleri

İntiharı düşünenlerin %70’i bu düşüncesi hakkında etrafına mesajlar vermektedirler. Bu durumda kişinin çevresindeki insanlar bu mesajları iyi bir şekilde analiz edebilirse bu bir önlem olabilmektedir. Bu mesajlara “Artık dayanamıyorum…” veya “Ölsem de kurtulsam!” gibi cümleleri örnek gösterebiliriz. Ayrıca kişi sözlü ifade yerine davranışlarıyla da bu durum hakkında bilgiler verebilir. Eğer bir birey sosyal yaşamda kendini soyutluyorsa, etrafındaki insanlardan uzaklaşıyorsa veya yerine getirmesi gereken sorumluluklarından (örneğin okula veya işe gitmek gibi) kaçıyorsa bu durumda intihar için mesajlar verebilmektedir. Bu gibi durumlarda bireyler asla yalnız bırakılmamalıdır. Çünkü birey kendini yalnız hissederse bu intihar riskini arttırabilir. Bu durumu “kendini gerçekleştiren kehanet” ile açıklayabiliriz. Bir birey kendini yalnız, çaresiz ve depresif hissettiğinde diğer insanların onu sevmeyeceği veya beğenmeyeceği düşüncesine kapılıp insanlardan uzaklaşabilir. İnsanlardan uzaklaşıp kendini ne kadar soyutlarsa sosyal anksiyetesi de o kadar artabilmektedir. Bu durumda kendini daha çok yalnız hissedebilmektedir ve buna bağlı olarak intihar riski de artabilmektedir.

2) İntihar düşüncesi olan biriyle konuşmalı mıyız?

İntihar eğilimi olduğunu düşündüğümüz kişi ile bu durumu açıkça konuşmalıyız. Bazı kişiler biriyle intihar hakkında konuşmanın o kişinin intihar etme olasılığını artıracağını düşünmektedir. Fakat bu düşünce tamamıyla yanlıştır. İntihar eğilimi olan bireyler duygularını, çözemediği sorunlarını veya onlara intiharı düşündürten sebepleri paylaştığı zaman intihar riski azalabilmektedir. Çünkü bireyin çözümsüz olarak düşündüğü durumlarda bile bir çözümün olabileceğini ve içinde bulunduğu karmaşadan çıkabileceğini görmesi intihara sebep olan etkenlerin etkisini azaltacaktır.

3) Kullandığımız sözcükler, vücut dili

İntihar eğilimi olduğunu düşündüğümüz kişiye onun hakkındaki endişelerimizi yansıtmamalıyız. Bir önceki madde de yazdığı gibi bireyle konuşmalıyız ve neler hissettiğini öğrenmeliyiz fakat bu konuşma sırasında kullandığımız sözcüklere veya vücut diline dikkat etmeliyiz. Konuşma esnasında karşımızdaki kişiye onu anladığımızı ve bu durumun geçebilecek olacağını belli etmeliyiz. Sürekli olarak endişeli veya ölüm gibi negatif kelimelerin kullanımı intihar eğilimi olan bireyin de endişesi artırabilir ve bu durum intihar riskini artırabilir. Bunun yanı sıra dikkat edilmesi gereken bir konu da “suçluluk duygusu”dur. İntihar eğilimi olduğunu düşündüğümüz kişiyle konuşurken ona ailesi, arkadaşlarını düşünmesini söylemek veya onu üzen sebepleri küçümsemek suçluluk duygusunu artıracaktır. Bu durumda intihar riski azalmak yerine tam tersi artacaktır.

4) İntihar fikri olan kişiye yaklaşımda dikkat

İntihar hakkında konuşurken ahlak veya din kurallarını hatırlatmamalıyız. Toplumumuzda en çok görülen yanlışlardan bir tanesi budur. İntihar eğilimi olan kişiye veya intihar sonucu hayatını kaybetmiş bir kişi hakkında ahlak veya din kurallarına göre yargılamalarda bulunanlar olabilmektedir. İntihar eylemini günah, güçsüzlük veya zayıflık olarak nitelemek kişinin hem anksiyetesini hem de suçluluk duygusunu artıracaktır. Konuşmalar sırasında olabildiğince pozitif cümleler kullanılmalıdır. Çünkü negatif cümleler veya suçlayıcı cümleler kişinin intiharı engellememekte sadece belli bir zaman diliminde uzatabilmektedir. Burada yapılması gereken kişinin intihar fikrinden tamamen kurtulmasıdır.

5) Şizofreni, depresyon vb.

İntihar eğilimini artıran sebeplerden en önemlilerinden birisi psikolojik hastalıklardır. Şizofreni, depresyon veya duygudurum bozuklukları gibi hastalıklar intihar riskini artırmaktadır. Herhangi bir psikolojik hastalık tanısı almış veya psikolojik bir hastalığa sahip olduğunu düşünülen bireyleri öncelikle bir uzmana yönlendirmeliyiz. Çünkü intihar bir hastalık gibi kriz dönemleri şeklinde olabilmektedir. Bu kriz dönemlerinde intihar eğilimi artmaktadır. Psikolojik hastalıklar serotonin ve dopamin gibi beyinde salgılanan kimyasalların düzeylerini etkileyebilmektedir. Serotonin ve dopamin ruh halini düzenlemektedir. Bu iki kimyasalın düşük seviyelerde salgılanması depresif ruh haline sebep olmaktadır. Bu sebeple de intihar riskini artırabilmektedir.

6) Stres faktörü

Akademik başarısızlıklar, sınav stresi, parçalanmış aileler gibi sebepler gençlerde intihar riskini artırmaktadır. Ülkemizde özellikle lise ve üniversiteye giriş sınavı ve karne dönemlerinde genç intihar oranları artmaktadır. Öncelikle aileler bu konuda daha bilinçli davranmalıdır. Aileler sınav stresi gibi intihar riskini artırabilecek faktörleri en aza indirgemeli hatta tamamen ortadan kaldırmalıdır. Başarısız bir sınav notunun bir gencin hayatına son vermesini gerektirecek kadar hayati bir önemi olmadığı önce aileler tarafından daha sonra öğretmeler tarafından gençlere anlatılmalıdır.

7) Yaşlılıkta “Boş Ev Sendromu”

Boş Ev Sendromu”, emeklilik ve eş kaybı gibi etkenler yaşlılarda intihara sebep olabilmektedir. Boş ev sendromu çocukları büyüyüp evden ayrılan yaşlılarda görülmektedir. Bu durumda birey kendini yalnız hissedebilmektedir. Emeklilikte ise birey üreticilikten uzak kaldığı için kendini yetersiz hissedebilmektedir. Eş kaybında ise yaşanan yas sürecinde birey hayatına son vermeye karar verebilmektedir. Bu durumu engellemek adına yaşlıların ilgileneceği bir hobi bulunabilir. Ayrıca huzurevlerini ziyaret gibi etkinlikler yaşlıların yalnızlık hissini azaltacağı için intihar riskini azaltabilmektedir.

8) Toplumsal yargılar

İntihara sebep olan etkenlerden bir tanesi de toplumsal yargılardır. Bireyler bir hata yaptıklarını düşündüklerinde bu hata yüzünde tecrit edilme korkusu yaşayabilmektedir. Irvin Yalom’a göre tecrit edilme korkusu insanın varoluşunu etkileyen dört faktörden birisidir. Yaptığı hata sonucunda toplumdan dışlanacağı düşünen kişilerin intihar riski artabilmektedir. Bu sebeplerle toplumsal yargılamayı ve baskıyı en aza indirgemeliyiz. İnsanları geçmişte yaptıklarına göre yargılamamalıyız.

9) Kent yaşamının getirdiği problemler

Buna ek olarak intihara sebep olan etkenlerden bir tanesi de kentsel yaşamdır. Kent yaşamının karmaşıklığı, bireyselleşme ve insanların sürekli bir rekabet içerisinde yaşaması intihar riskini artırabilmektedir. Kent yaşamında sürekli karmaşaya, suça ve şiddete şahit olmak bireyin psikolojik durumunu etkilemektedir. Sürekli görülen bu uyaranlar kişide bıkkınlığa ve duyarsızlığa yol açabilmektedir. Bu gibi sorunların önüne geçebilmek için en azından yılın belli bir zaman dilimini daha sakin bir yerde geçirmek insanların birikmiş olan negatif duygularını boşaltması ve rahatlaması için bir seçenek olabilir.

10) Varoluşsal Krizler

Son olarak intihara neden olan önemli etkenlerden bir tanesi de varoluşsal krizlerdir. Bazı kişiler varoluşunu, hayata geliş amacını veya yaşamanın anlamını sorgulayabilmektedir. Bu sorgulama sırasında hayatın anlamsız olduğuna karar verebilmektedir ve bunun sonucunda da hayatına son verebilmektedir. Bu gibi durumlarda kişi öncelikle bir uzmana yönlendirilmelidir. Bunun dışında bu tarz sorgulamaları olan bireylerde varoluşsal terapi ve biblioterapi kullanılabilmektedir. Biblioterapi, doğru zamanda, doğru bireyle, doğru kitabı buluşturmak olarak tanımlanabilir(1*). Biblioterapi kapsamında yaşamın amacını sorgulama konusunda dünyaca ünlü Victor Frankl ve Irvin Yalom’un kitapları önerilmektedir. Ayrıca bu konuda bir çok eseri bulunan Albert Camus intihar hakkında şöyle demektedir:

Gerçekten önemli olan tek bir felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşamaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.


Kaynaklar:

  1. https://listelist.com/intihar-egilimi-konusmak/
  2. https://evrimagaci.org/insanlar-arasinda-kendi-canina-kiyma-intiharin-en-yaygin-10-nedeni-ve-yapabilecekleriniz-7405
  3. Öner, U. (2007). Bibliyoterapi.Journal of Arts and Sciences, 7, 133-150.
  4. Eşmeler, A. Ş. (2017). Kentleşme sorunlarının intihar üzerine etkisi. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 1(2), 98-116.
  5. Özgüven, H. D. (2003). İntihar girişimlerinde krize müdahale. Kriz Dergisi, 11(1), 25-34.
  6. Özgüven, H. D. ve Alıcı, Y. H. (2016). İntiharı Önleme. Türkiye Klinikleri Journal of Psychiatry Special Topics9(3), 71-76.


Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Share on Whatsapp
Whatsapp
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Hacer Canbazoğlu

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji bölümü lisans öğrencisi

Hacer Canbazoğlu 34 içerik yazdı. Hacer Canbazoğlu tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir