Kişisel GelişimÖneriler

İngilizce Konuşma Becerisini Geliştirmede Bir Kaç İpucu

İngilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum, biraz konuşabiliyorum veya nasıl ingilizce konuşurum? diyorsanız gelin birkaç ipucu verelim size.

“Anlıyorum ama konuşamıyorum.” Bu cümleyi yıllardır pek çok kişiden duyuyoruz, belki siz de onlardan birisisiniz. Akıcı İngilizce konuşmayı çok istiyor, ancak yıllarca çabalamanıza rağmen hala konuşmakta güçlük çekiyorsunuz. Bu noktada işinize yarayacak bir kaç tavsiyemiz var.

1- Dinlemek

Konuşma becerisinden önce edinmemiz gereken ilk beceri dinlemek. Nasıl ki küçükken ailemizden duyduklarımızı dinledik, sonra konuşmaya başladıysak yeni bir dil öğrenirken de o dile zengin ve aktif bir şekilde maruz kalmamız gerekiyor. Gelin zengin ve aktif derken ne kast ettiğimizi biraz daha açalım:

Reklam

Dinlediğimiz içerikler günlük yaşamdaki pek çok durumu kapsayan, zengin cümle yapısı ve kelime çeşitliliğine sahip olmalı. Oxford ve Cambridge gibi yayınların dinleme setlerinin yanı sıra, BBC gibi haber kanallarının sıklıkla tavsiye edilmesinin bir sebebi de içerik olarak zengin olmalarıdır. YouTube üzerinden bu kanallara ulaşabilir, belirli konularda podcastler dinleyebilirsiniz. Tabii daha eğlenceli bir yaklaşım olarak, günlük hayattan çok fazla sahneyi barındıran komedi dizilerini de izleyebilirsiniz. Kendim de eğitim öncesi dinleme becerimi Friends izleyerek geliştirdiğimi söylesem yalan olmaz. Gülmek, konuşulan dille duygusal bağ kurmanızı sağlayacaktır.

Ya aktif dinlemek? İşte burası en çok sorumluluk almanız gereken nokta. Bu da bizi ikinci tavsiyemize götürüyor.

2- Vurgu ve Tonlamaya Dikkat

Dinlediğiniz içerikte vurgunun artıp azaldığı, tonlamanın değiştiği yerlere dikkat edin. Kelimelerin, cümle ögelerinin vurguları farklılık gösterir. Bu farklılıkları özümsemek hem dinlememizi hem de konuşmamızı olağanüstü geliştirecektir. Sadece vurgu ve tonlama olarak değil, telaffuzları da fark etmek ve kulağımızı alıştırmak, konuşma sürecimizi daha doğal hale getirecektir.

Reklam

Elbette İngilizce konuşanların olduğu bir ortamda bunu geliştirmek çok daha kolay olabilir. Ancak etkili bir şekilde dinlemek, kişinin tek başına da yapabileceği bir şeydir. Gereken emeği verdiğiniz takdirde, tek başınıza çalışıp çok iyi bir şekilde konuşmanız mümkündür. Şimdi küçük bir alıştırmaya bakalım. Bu aynı zamanda Shadowing tekniği olarak da geçmektedir.

Diyelim ki Youtube üzerinden bir video izliyorsunuz. Bu videonun ilk aşamalarda 5 dakika kadar olması yeterlidir. Önce baştan sona dinleyelim. Daha sonra en başa dönüp ilk 30 saniyesini dinleyelim ve durdurup tekrar edelim. Rol yapar gibi düşünün, olabildiğince aynı aksan, vurgu ve tonlamayı vermeye çalışın. Bu şekilde ilerledikten sonra bir de video oynatılırken hemen arkasından duyduklarınızı tekrar etmeyi deneyin. Sanki anlatıcı sizmişsiniz gibi. En başta videonun İngilizce altyazısını açıp tekrar etmek, bilmediğiniz kelimeleri fark etmeniz açısından da faydalı olacaktır. Bilmediğiniz kelimelere mutlaka bakın, telaffuzlarını bir kaç kere dinleyin. Cümle içerisinde konuşan kişinin verdiği duyguyu vererek tekrar edin. Hatta jestleri de taklit edebilirsiniz. Özellikle hareket belirten fiilleri cümle içinde kullanırken. İşte o zaman farkı göreceksiniz.

3- İç Sesinizi İngilizceye Çevirin

Aslında bu da yine dinlemeyle otomatik hale gelen bir süreç ancak bu süreci aktif rol alarak hızlandırmak elinizde. Beynimize yeni bir dili kabul ettirmenin en güzel yolu o dilde düşünmek. Çok karmaşık olmasına gerek yok; o gün ne giyeceğinizi, sınavınızın nasıl geçtiğini, hangi filmi izlemek istediğinizi düşünürken iç sesinizi olabildiğince İngilizce yapın. Olabildiğince basit ve kalıplar halinde düşünün. Düşünceleriniz, bilmediğiniz bir kelimeye mi takıldı? Hiç sorun değil, geçin ve devam edin. Günde bir kaç dakikanızı bile buna ayırmak yüksek ölçüde etkili olacaktır. Akabinde o an aklınıza gelmeyen kelimeye bakın ve cümlenizin içine yerleştirin. Spontane olmasına da gerek yok. Dilerseniz kendinize bir konu belirleyin ve onun üzerinde düşünün. Bir süre sonra yüksek sesle de konuşun. Hazırlanırken, ders çalışırken aklınızdan geçenleri İngilizce olarak dışa vurun.

Reklam

Gerçek şu ki beynimiz doğal olanı daha çabuk kabul eder. O yüzden olabildiğince dili içselleştirin. Belki yavaş ama keyif alarak ve aktif bir şekilde.

Ücretsiz 15 Dakika İngilizce Pratiği

Bir yazarımızın kullandığı ve özellikle konuşma pratiği olsun diğer alanlarda da sizi geliştirecek bir platform olan Cambly’den bahsetmek istiyoruz. Cambly bu içeriğe sponsor olmadı. Ancak bizim cambly referans kodumuzu kullanırsanız bize destek olabilirsiniz. Cambly Nedir? Yazarımız neden kullandı? Cambly tamamen yabancı eğitmenlerle İngilizce konuştuğun bir platformdur. Ücretli bir sistemdir. Ancak 15 dakika ücretsiz bir şekilde istediğiniz hoca ile konuşabilirsiniz.

Reklam

Cambly üzerinden ücretsiz konuşma dakikalarını kullanmak için yapmanız gerekenler sırasıyla:

  • Siteye kaydol: http://cambly.com/invite/pskoku
  • Uygulamada sağ alt, web sitesinde sağ üst kısımda yer alan profil fotoğrafına tıklanmalı
  • Açılan alanda referans kodu başlığına tıklayarak, PSKOKU referans kodu girilmeli.

Yazarımızın Cambly’den aldığı sertefika ve detaylı bilgi: https://www.psikolojidenoku.com/cambly/

Yazarımız Neden Cambly Kullandı?

Kendisi şöyle anlatıyor: “Birçok kez kurslara gittim ve hocayla birebir etkileşimimiz az oluyordu. Cambly’den dersler aldım ve düzenli bir şekilde o dersleri takip ettim. Bu dersler speaking üzerineydi. Size tavsiyem eğer IELTS’e hazırlanıyorsanız IELTS’te uzman hocalarla çalışmanızdır. Diğer türlü pek verimli olmayabilir çünkü hedefiniz IELTS olacaktır (Hedefiniz neyse ona yönelik hoca seçmekte özgürsünüz). Hoca karşınızda olduğu için konuşmama gibi bir durumunuz da olmuyor. Bu durumla yüzleşiyorsunuz. Zamanla daha pratik oluyorsunuz. Her ders sonrası görüntülü konuşma kaydınızı izleyebiliyorsunuz. Bu imkandan büyük oranda faydalandım. Telaffuz hatalarımı analiz ettim ve çözmeye çalıştım. Görüşme yaparken not almak vakit kaybettireceği için videodan izlerken not aldım.”

Ama çok pahalı?

Pahalı olabilir ancak iyi değerlendirirseniz verdiğiniz paraya değecektir. Diğer yandan yüzyüze speaking için yol, yemek ve zaman harcıyoruz. Böyle düşündüğümüzde hesaplı olacaktır.

4- Psikolojik Bariyerleri Kaldırmak

Hata yapma korkusu konuşmanın önündeki görünmez engel desek yanlış olmaz. Bunun pek çok sebebi olabilir ve her bir sebep de ayrı bir yazı konusu oluşturacaktır. Psikolojik sebeplerin üzerine gitmek sadece İngilizcede değil hayatınızın pek çok alanında karşılaştığınız problemleri aşmanızı sağlayacaktır. Nedenlerin kendileri ve şiddeti kişiden kişiye çok değişkenlik gösterdiği için, konunun dışına çok fazla çıkmamak adına işinize yarayacak bir taktik vermek istiyorum. Odak noktanızı korkunuza değil, dinlediğiniz kişiye verin. Biraz mindfulnessdan esinlendiğimi itiraf etmeliyim sanırım. Dikkatinizi anda toplamak, konuşan kişinin söylediklerine odaklanmanın kendi konuşmanız üzerinde de faydaları var. Öncelikle can kulağıyla dinlemiş olacağınız için o kişinin telaffuz, vurgu ve tonlamalarını edinmeniz çok daha kolay olacaktır. Yeni kelimeler öğrenecek, bildiğiniz kelimelerin cümle içinde nasıl kullanıldığını tespit edeceksiniz. Bir nevi etkili bir dinleme gerçekleştireceksiniz. Bu zaten başlı başına konuşmayı geliştiren bir faktör. En temelde karşınızdaki kişiyi daha iyi anlayacaksınız.

İkinci olarak ise kendiniz konuşurken yine odağınızı değiştirin. “Hata yapar mıyım?” a değil “Kendimi en iyi nasıl ifade edebilirim?” ya da daha basit haliyle “Ne anlatmak istiyorum?” a odaklanın. Bu odak değişimi korkularınızı sahneden çekip, yerini anlaşılma odaklı bir diyaloğa bırakacak. Bunun en önemli faydası da kelimelerinizi, cümlelerinizi diyaloğa göre düzenleme ve geliştirme imkanı vermesi. Yani süreç içerisinde konuşmanızı etkili bir şekilde ilerletebileceksiniz.

Bitirirken

Son olarak, tıpkı çocukken nasılsa yabancı dil öğrenirken de direkt kraliyet İngilizcesi ile konuşmamız mümkün değil. Kırıp dökmek öğrenmenin parçası olmanın ötesinde olmazsa olmazı diyebilirim. Hata yapmanın olduğu yerde gelişim ve öğrenme vardır. Hatalarınız başarısızlık göstergesi değil, öğrenme fırsatınızdır. Bir diğer aklımızdan çıkarmamamız gereken şey ise dil öğrenmenin ömür boyu sürecek olmasıdır. Keza bu ana dilimiz için de böyledir; hem zamanın değişimine hem de meslek, ilgi ve akademik öğrenmelerimize bağlı olarak kullandığımız dilin içeriği de değişmelere uğrayacaktır. Öğrenme hayat boyu devam edecektir.

Aktif olun ve emek verin. Değişime ve ilerlemeye açık olun. Hayatınızda bundan sonra hep sizinle olacak yeni bir dile yer verin ve bu yeni dille gelen öğrenmelerin tadını çıkarın.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın




Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

Pınar Solakarı

Boğaziçi Üniversitesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu