İmgesel Dünyada İmgesel Zevkler

Postmodern kapitalist sistemde kişisel zevklerin peşinde koşarken yarattığımız imgesel dünyada yaşıyoruz. Gerçekliğin veya ötekinin etkinliğinin nispeten az olduğunu ve kendi benliğimiz ve imajımız arasında kurduğumuz ilişkinin hayatımıza daha fazla dahil olduğunu görmekteyiz. Aynada yarattığımız imaj çok önemli. Bu imajı yaratabilmemiz için de çeşitli yollar mevcut. Örnek vermek gerekirse, vücut geliştiren bir kişiye bakalım. Spor salonunda çalışırken kendini sürekli aynada izlediğini görürüz. İşte o sırada kendisi ve ayna imgesi vardır. Kendi benliği ve imajı arasında ilişki kurmakta ve kendi imajına yatırım yapmaktadır. O sırada öteki yoktur. İmajı ile simbiyotik bir ilişki kurmuştur. Ya da görsel medyaya bakalım. İdol olarak gördüğü, hayran hayran izlediği bir kişiyi bu görsel medya araçları üzerinden takip eden kişiyi düşündüğümüzde hayran olduğu kişi aslında kendi imajıdır. Aynaya baktığında görmek istediği kişi ile karşı karşıyadır. O sırada bu imaj ve kendisi vardır. İmgesel bir dünya içinde, gerçeklikten uzak bir hal almıştır. Bilgisayar oyunlarında istediğimiz karakteri, istediğimiz özelliklerle oluşturup kendi imajımızla imgesel bir dünyada yapmak istediklerimizi yapabildiğimizi görürüz.  Madde bağımlısı bir kişi… Yaşadığı gerçeklikten uzak, olumlu duygular yaşayabildiği, her şeye muktedir. Aynaya baktığında görmek istediği omnipotant kendiliğini bulmuş vaziyette.

İşte bu şekilde kendi imajımızı zaman zaman yakalayabilmekteyiz. Gelişmiş teknoloji ile imajımıza daha çok yakınsayabiliyoruz kendimizi. İmgesel bir dünya kurmuş oluyoruz.

Merve Yerli

ODTÜ-Psikoloji

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Veronika Ölmek İstiyor Muydu?

Paulo Coelho Veronika Ölmek İstiyor isimli romanında Slovenya'da ailesiyle yaşayan genç bir kadının kendi çevresi içine hapsolmuş, kendi arzularını yansıtmayan

Kapat