Hope Filminin Analizi

Film Hakkında Bilgi ve Özet

Güney Kore yapımı olan film 2013 yılında vizyona girmiştir. Joon-ik Lee tarafından yönetlien filmin başrollerinde Kyung-gu Sol Ji-won Uhm ve Re Lee oynamaktadır. Filmin orijinal adı So-won iken İngilizce’ye Hope olarak Türkçe’ye ise Umut olarak çevirilmiştir. Filmin ana karakterindeki So-won 8 yaşında küçük bir kız çocuğudur. ebeveynlerinin ikisi de bütün gün çalışmaktadır. Buna rağmen ekonomik sıkıntılar çekmektedirler. Bir sabah yaşanan o korkunç olay ailedeki tüm bireylerin yaşamını alt üst etmiştir. 8 yaşındaki bir kız çocuğunun başına gelen bu olay anne ve babasının yaşamları hakkında bazı olayları sorgulamalarına neden olmuştur. Aile olarak bu olayın üstesinden gelmeye çalışırken arkadaşları ve komşuları en büyük destekçileri olmuştur.

Gelişmeler ve Travma

Annesi her sabah So-won’u okula bırakıp kalan işlerini bundan sonra yapmaktaydı. Yaşıtları beraberce okula giderken So-won’un annesi çocuğu için endişelenmekte ve onu tek başına göndermeye razı olmamaktadır. Fakat bir sabah okul saati geldiğinde annesi okula gidememiştir çünkü hamiledir ve hastalanmıştır. Hamile olduğundan yakın arkadaşı dışında kocasının bile haberi yoktur. O gün okula tek başına gitmek zorunda kalan So-won başına geleceklerden habersiz bir şekilde okula doğru yürümeye başlamıştır. O gün çok fazla yağmur yağmaktadır. Okula yaklaştığı bir sırada karşısına bir adam çıkmıştır. Adamın şemsiyesinin olmadığını farkeden So-won ona yardım etmek istemiştir. Fakat adam bu iyi niyeti suistimal edip onu izbe bir barakaya kaçırmıştır. Yardım etmek istediği adamın istismarına uğrayan So-won baygın bir şekilde oradan geçen kişiler tarafından bulunup ambulans ile hastaneye kaldırılmıştır. Olayın haber verildiği anne ve babası hastaneye gittiğinde sedyede yatan kızlarını görünce yıkılmıştır. Ağır yaralı olan So-won birçok kez ameliyat edilmek zorunda kalmıştır. Fakat yaraları oldukça ağır olduğu için tedavi işe yaramamıştır. Bundan sonraki hayatında vücudunda sürekli olarak bir torba takılı olmalıydı çünkü bağırsakları işlev göremez hala gelmişti.

İlk travmayı atlatan aile basının olayı öğrenip hastaneye gelmesiyle ikinci kez sarsılmıştır. Çocuklarını kameralardan korumaya çalışan aile aslında onu toplumdan ve toplumun iğrenç damgalamalarından korumaya çalışıyordu. Bu kaçırma sırasında So-won’u kucağına alan babası onu hızlı bir şekilde hastanenin farklı bir yerine taşımıştır. Fakat bu taşıma sırasında So-won yaşadığı korkunç olayı hatırlayıp babasının kendine yaklaşmasını istememiştir. Filmin en güzel yanı istismara uğrayan çocuklara nasıl davranılması gerektiğini göstermesidir. Bunun yanı sıra yaşanılan olayın sadece mağduru değil tüm aileyi etkilediği bu filmde açık bir biçimde gösterilmiştir. Kızının kendisinden korkması babası için oldukça travmatik bir olay olmuştur. Kızına yaklaşmak ve onu iyileştirmek isteyen baba vazgeçmemiş ve kızı içi her türlü fedakarlığı yapmıştır. İlk tedavi süreci bittiğinde polisler suçluyu bulmak amacıyla So-won’unun ifadesini almak için gelmişlerdir. Potansiyel suçluların fotoğraflarına bakan çocuk her defasında olayı tekrar hatırlamaktadır. Bunu duruma engel olmak isteyen babası bu mahkeme süreci boyunca So-won’a destek olmak için bir danışmanla anlaşmıştır. Bu danışman hem So-won’un iyileşme süreci hızlandırmış hem de babasının tekrar kızına yaklaşması için neler yapacağı hakkında yol göstermiştir. Bu danışmanın bazı sözleri özellikle topluma bu tarz bir travmaya maruz kalmış çocuklara nasıl davranılması gerektiği hakkında ders vermiştir. Özellikle çocukların tedavisi hakkındaki şu sözü aileler ve toplum için önemli bir öneridir:

Çocuklar ağlayarak ya da yazarak değil oyun oynayarak iyileşirler.

Yetkin bir danışman ve sevgi dolu bir aile ile iyileşmeye başlayan So-won olay hakkındaki düşüncelerini ifade etmeye başlar. Babasına söylediği şu ifade ise toplumun bazı suçlayıcı tavırlarına dikkat çekmek açısından önemli bir ders niteliğindedir:

Herkes benim suçlu olduğumu söylüyor ama kimse yaptığım iyiliği söylemiyor.

Bu söz aslında günümüz toplumu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bir çocuk tanımadığı bir adamın yağmurdan ıslanmaması için şemsiyesini paylaşmayı teklif ederken yabancılarla konuştuğu için toplum tarafından suçlu görülmektedir. Gerçek hayatta da maalesef bu iğrenç suçlamalara şahit olmaktayız. Bir çocuk yabancılarla konuşmaması gerektiği hale konuştuğunda suçlu olarak görülmekte ve asıl suçlu hak ettiği cezayı almamaktadır. Bu tarz bir suça mağdur olmanın hiçbir nedeni olamaz. Her ne olursa olsun istismar olaylarının tek bir nedeni vardır o da suçlunun kendisidir. Film mahkeme kararının açıklanmasıyla sonlanmıştır. Alkollü olduğu için yaptığı davranışlar üzerinde tam bir yetkisinin olmadığı öne sürülen suçlunun cezasında indirim uygulanmıştır. Hatta aileyi tehdit ettiği halde sadece 10 yıl ceza alan suçlu mahkeme salonundan memnun bir biçimde ayrılmıştır. Bir çocuğunun ve ailesinin tüm yaşamını etkilemenin cezası sadece 10 yıl olarak belirlenmiştir. Filmde ki şu cümle ise insanlık için verilmiş bir ders gibidir:

Adalet ve hukukun farklı şeyler olduğunu bir kez daha gördük.

Çocuk İstismarı

Günümüzün en iç acıtıcı suçlarından biri çocuk istismarı evrensel olarak tüm dünyada giderek artmaktadır (Erdoğan, 2010). Bu suç ilk başta mağdurun daha sonra ailesinin en son olarak da buna şahit olan tüm insanların hayatını etkilemektedir. Çünkü öncelikle bu suça mağdur olmuş olan çocuk psikolojik ve fizyolojik olarak etkilenmekte ve bu sonuçlar bazı durumlar da hayatı boyunca sürmektedir. Ailesi için de bu durum yıpratıcıdır. Yaşanılanlardan dolayı insanlara karşı güvenleri sarsılan aileler çocuklarını hem suçluya karşı hem mahkeme sürecine karşı hem de topluma karşı korumak zorunda kalmaktadırlar. Ülkemizde her ne kadar çocuk istismarı haberlerine karşı duyarlılık olsa da bire bir insan ilişkilerinde ne yazık ki gerekli sosyal destek sağlanmamaktadır. Bu süreçte başlıca sorunlar bulunmaktadır. Öncelikle işlediği suçun karşılığı olan cezayı alan suçluların oranı çok azdır. Bu tür davalarda medyanın önemli bir payı vardır. Medya tarafından halkın dikkatinin çekilmediği davalarda genellikle suçlular ya çok az ceza almakta ya da hiç ceza almadan özgür kalmaktadır.

Önerilen Yazı:  Beyza'nın Kadınları Film Analizi

Bunun yanı sıra mahkemelerin sonuçlanması uzun bir süreç olmakta ve bu süreçte çocuktan sürekli olarak ifade alınmaktadır. Sürekli olarak yaşadığı travmayı anlatan çocukta sekonder travmatizasyon görülme riski artmaktadır (Aktepe, 2009). Aynı şeyi sürekli tekrar anlatmak zorunda kalan çocuk veya suçlu ile aynı ortamda bulunmak zorunda bırakılan çocuk olayın etkisinden kurtulamamaktadır. Hatta bazı durumlarda bu durumlarda çocuğun hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. İzmir’de yaşayan 9 yaşındaki bir çocuk arkadaşının dedesi tarafından tacize uğramış ve ailesi polise şikayette bulunmuştur. Mahkeme için dört ay sonraya tarih verilmiştir. Bu dört ay boyunca içine kapanan ve stres bozukluğu yaşayan küçük kız mahkemeye iki gün kala kalp krizi geçirip hayatını kaybetmiştir. Ailesinin ifadesine göre mahkemede tekrar o adamı görecek olması küçük kızı çok korkutmuş ve üzmüştür(1*).

Bu gibi durumların önüne geçebilmek için çocuktan her seferinde ifade alıp, mahkemede suçluyla yüzleştirmek yerine psikolojik olarak zarar görmemesi adına bu mahkeme süreçlerinden uzak tutulmalıdır. Çocuğun ilk ifadesinde olay hakkında bilgiler alınmalıdır, bundan sonraki ifadelerde çocuğa sorulan sorular o olayı tekrar hatırlamasına neden olmaktadır. Ayrıca çocuk istismarı davalarında suçlunun cezasının azaltılmasına yönelik bazı indirimler vardır. Öncelikle bu gibi indirimlerin kaldırılması gerekmektedir. Hope filminde de suçlu olay sırasında alkollü olduğundan dolayı zihinsel yetileri tam işlev göremediği için cezası azaltılmıştır.

Bu süreçte diğer önemli bir etken ise toplumdur. Her ne kadar bu tarz haberlerde suçlu kişi tepki alsa da gerçek hayatta tacize veya tecavüze uğrayan çocuk damgalanabilmektedir (Aktepe, 2009). Toplum tarafından damgalanan çocuğun psikolojisi kötü yönde etkilenmektedir. Damgalanan ve dışlanan çocuk iyice içine kapanıp toplumdan uzaklaşmaktadır. Bu gibi durumlar için toplum bilinçlendirilmelidir. Toplum çocuğun psikososyal gelişimi için neler yapması gerektiğini öğrenmelidir. Bunun yanı sıra çocuk ve ailesi psikolojik destek görmelidir.


Kaynaklar:



Hacer Canbazoğlu

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji bölümü lisans öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Oyunun Çocuk Gelişimine Faydaları

Boş zamanları doldurma çocuğu oyalama aracı olarak kullanılsa da, temel gereksinimler kadar önemli olan oyun çocuğun hayatında büyük önem taşır.

Kapat