Histeri Nevrozunda Ödipal Saplantılar ve Savunmalar

Tüm psikanalitik çalışmaların temeli olarak düşünülen histeri, Freud tarafından ilk defa Anna O. vakasıyla beraber bilinçdışı fantezilerinin varlığını keşfetmesiyle ortaya çıkmıştır ve histerinin ana sebebinin yasaklanmış ve dile getirilememiş fanteziler olduğu belirtilmiştir (1*). Bu durumda kavramın tanımında bastırma ve dürtüler görüyoruz. Öyle ise histeride saplantılar ve savunmalar ve ödipal dönemin etkileri nelerdir?

Histeri, nevrozlu hastanın öteki kişiyle kurduğu ilişkisel bir bağ ile ve gözlemlenen belirtilerin açıklanması ile tanımlanabilir. Freud; histerinin dışarıdan gelen bir agresyonun psişik izi ve cinsel içerikli bir veya birkaç çocuğun dışında gelişen travmatik olayın yattığını ve çocukluk çağında yaşadığı travmanın dışarıdan kaynaklı bir saldırı olmadığını fakat saldırının psişik izi olacağını söyler. Öte yandan Freud histerinin sebeplerinden bir diğeri olarak bastırmadan bahseder. Kişi bir yandan aşırı hissetme yüklü bir simgeleme ile diğer yandan ise bu simgelemeyi daha da güçlendiren ‘bastırma’ arasında çıkan çatışma ile yaşamaktadır. Freud histeriye savunma (bastırma) histerisi ismini vermiştir. Daha sonra bununla da yetinmeyen Freud histeri de bastırma mekanizmasının başarısızlığı sonucu dönüştürme ile ortaya çıkacağını söyler ve dönüştürme terimini ortaya atmış olur. Şahsiyetinde yatan çatışma ile karşı karşıya kalındığında bu çatışma bir taraftan fazla enerjiyi boşaltmaya çalışırken bir simge ile diğer yandan da bu simgeyi yalıtan ve boşalmasını engelleyen bastırmanın varlığı ile devamlı bir baskı arasında kalır (2*).

Histeriyonik kişilik bozukluğunda, hastalar diğer insanlara karşı tepkilerinde abartılıdırlar; dikkat çekici olma, olayları abartılı şekilde anlatma ve duygusal yaşanımlar ve hızlı etkilenme gibi özelliklere sahiptirler. Bu duygulara karşın karşı cinsin ilgisini çekmek onlar için önemlidir ve bunun için gösterişli ve çekici olmaya çalışırlar. Bu isteklerinin olmaması durumunda histeriyonik kişilikler etrafı suçlayabilir, ağlayabilir ve sinir krizi geçirebilirler (3*). Çevreden ise histeri hastaları yüzeysel, bencil ve rol yapan kişiler olarak algılanabilirler. Buna karşın, tutumları olan, sıcakkanlı, enerjik ve sezgiseldirler. Heyecan yaşamaya neredeyse bağımlı hale gelmiş olduklarından dolayı hayatlarında birçok kriz vardır (4*).

Histeride Savunmalar

Histerik kişilik sergileyen kişiler ‘bastırma, cinsiyetlendirme ve gerileme’ savunmalarını kullanırlar. Ek olarak; dissosiyatif savunmaları kullamaktadırlar (4*).

Bastırma

Bilişteki ana zihinsel süreç olarak görülen bastırma, Freud için yeterince etkileyici bir olguydu ve bildiğimiz şeyleri nasıl unutabildiğimize dair bir teori kurmasına sebep oldu. Freud ilk kuramında bastırmayı tesadüfen yaşanan bir yanılma değil de etkin bir güç olarak görmüştür. Çalışmalarında hipnoz ve hipnotik olmayan telkin yöntemlerini kullanarak hastalarını gevşemeye, zihinlerini anılarının gelmesi için açık bırakmaya isteklendirerek bütün uğraşlarını bastırmayı kaldırmaya çevirmiştir. Bu emeklerin sonunda bilince gelen anılarla bağlantılı olarak histerik sorunların da ortadan kalktığını öğrenen Freud, bastırmayı kaldırmayı birinci terapötik amaç olarak görmeye başlamıştır. Sonuç olarak; histerik hastaların anımsadığı hatıraların gerçekte fantezi olduğunu kabul etti ve çocuksu kuramların acı veren duygulanımlarından bastırılmasına gitti (4*).

Cinselleştirme

Çocuk cinselliği kuramına göre, kişi her zaman cinsel dürtülere sahiptir, fakat cinsel deneyim çocukluk amnezisi dolayısıyla bastırılmıştır (Mullahy, 1948). Histerik bireylerin cinselliğinde meydana gelen düzensizlik, histerinin kaynağı olan fantasmaların direkt ortaya çıkan somatik bir dönüşümüdür (2*). Örneğin; psikanalitik tanı kitabında verildiği gibi, cinsel açıdan uyarılmış olmayı kötü bir eylem olarak yorumlayan bir birey, mastürbasyon yapmak istediğinde elinde his ve hareket kaybı yaşayabilir. Bu dinamik id ile süperego arasındaki çatışma olarak görüldü. Bu durumun aksine histerik bireyler cinselliği baştan çıkarıcılık olarak kullanabilirler (bastırılışın geri dönüşümü) ve aynı sürede davranışlarının cinsel yakınlaşmaya davet olduğunu fark etmeyebilirler ve genellikle erotik bir zevk almazlar. Histerik kişilikte çoğu zaman payı olan etkenlerden biri, bireyin cinsel kimliğinin sorunlu olduğu duygusudur (4*).

Gerileme

Bastırma ve cinsiyetlendirme savunmaları arasındaki etkileşimsel süreçlere ek olarak, histerik kişiler gerileme savunmasını da kullanmaktadırlar (4*). Bu süreçte yaşanılanların birincil nesne kaybı, fiziksel stres ve dışarıdan gelen dayanılması güç etkenlere karşı bir savunma olarak ortaya çıktığı savunulmaktadır (5*). Güvensiz oldukları, reddedilmekten korktukları veya bilinçdışı suçluluk ve korku duygularının bireyi zorlayıcı olduğu zamanlarda, tehlikeli gördükleri kişiler için onları tesirsiz kılacak ve sorundan kurtulacak bir yöntem olarak çocuksu ve çaresiz bir hale girerler.

Gelişimin Ödipal Dönemi

Ödipal süreçte egonun eylemlerini değerlendirmek üzere ortaya çıkan süperego, ahlak ve toplum kurallarını simgeleyen yapıdır. Savunmalar kendini dürtülere ya da duygulanımlara karşı olarak gösterebilir. Üç ve altı yaşları arasında gerçekleşen oidipus kompleksi, cinsellik falliktir ve genital organlarda toplanmıştır ve bu süreç içerisinde çocuğun libidinal birikimleri ebeveynlerden birinedir. Diğer ebeveyn ise bu birikimi yasaklayan bir rakip gibi düşünür ve çocuğun saldırgan isteklerinin nesnesi haline gelir (1*). Kastrasyon karmaşasının, bu dönemde yaşandığı düşünülerek, erkek çocuklar için anneye duyduğu istek sonucu babası tarafından hadım edilme kaygısı; kız çocuğu için ise babaya duyulan istek sonrasında yaşanılan penis imgelemine imrenme duygusunun yerini babadan çocuk sahibi olma isteğine bırakmasıdır. Freud’a göre histeride, birey kabul edilemeyen ensest isteklere ve ebeveynlerle zıt özdeşim kurmaya karşı bilinçdışı bir çatışma deneyimlediğinde kendi isteklerini bastırır. Bastırılan materyal, isteğin bir ifade edilme hali olan vücuttaki fiziksel belirtiler olarak geri döner (1*). Anneyi değersizleştirerek oral dönemden çıkmış ve ödipal döneme gelmiş olan çocuk, karşılanmamış olan oral ihtiyaçları; ödipal dinamikleri kuvvetlendirerek, yoğun sevgi duygusunu, heyecan verici bir nesne olan babaya yöneltir. Fakat annesi ile aynı anda özdeşleşip aynı anda anneye rakip olarak ödipal çatışma nasıl olağan bir çözüme kavuşur? (4*). Aynı cinsiyetten ebeveyn ile özdeşleşme ve süperegonun gelişmesi ödipal çatışmanın çözümlenmesi olarak görülmektedir (1*).  Erkek çocukta, hadım edilme korkusunun, Ödipal evreden kurtulmasını sağlayan üst benlik olduğu ileri sürülmüştür (6*). Bu ikilemler kız çocuğunu ödipal dönemde tutsak bırakır ve bunun sonucunda kız çocuk; erkekleri heyecan verici, güçlü görürken, kadınları güçsüz, zayıf ve önemsiz olarak görür ( Bu duruma bilinçdışı bir şekilde kendisini de dahil eder.). Gücü erkeklere atfeden histerik kadınlar aynı zamanda erkeklerden de nefret ederek ve haset duyarak ambivalans yaşayabilir ve erkeklere yakınlık kurarak içindeki yeterlilik duygusunu ve özsaygısını arttırmaya çalışırken aynı zamanda içten içe erkeği cezalandırmak isterler. Burada erkeğe atfedilen gücü elde etmek için güç aracı olan kadınsılığını kullanan histerik hastalar, cinselliği burada savunma olarak kullanırlar (4*).


Kaynakça

  1. Canbolat, F. (2017). Nesne İlişkileri Kapsamında Freudyen Konseptler üzerine bir Literatr Taraması:Oral Saplanımlı bir Histeri Vakası ve Terapi Süreci. AYNA KLİNİK PSİKOLOJİSİ DERGİSİ, 24-36.
  2. Nasio, J. -D. (2013). Histeri-Psikanalizin Güzel Çocuğu. Say Yayınları.
  3. Akman, C. (2006). Postpartum başlangıçlı depresyonun sosyodemoğrafik özellikler ve kişilik  bozuklukları ile ilişkisi(Doctoral dissertation, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi).
  4. McWilliams, N. (2017). Psikanalitik Tanı-Klinik Süreç İçinde Kişilik Yapısını Anlamak. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
  5. Eren, N. (2010). Ağır Kişilik Bozuklukları ve Hemşirelik Girişimleri-Bölüm II. Psikiyatri Hemşireliği Dergisi1(2), 86-95.
  6. Salman, S. (2018). Psikanalitik Yaklaşım Açısından Baba-Oğul İlişkisi:Gişe Memuru ve Beş Vakit Fİlmleri. SineFlozofi Dergisi, 149.

Klinik Psikolog Hatice Merve Misafir

www.haticemervemisafir.com

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Hatice Merve Misafir

Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji mezunu

Hatice Merve Misafir 2 içerik yazdı. Hatice Merve Misafir tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir