Hayallerin Ötesinde (Imagine) Film Analizi

Film, görme duyusu olmayan bir eğitmenin özel bir klinikte çalışırken başından geçenleri anlatıyor. Karakterimiz olan lan idealistliğinden taviz vermeyen ve hayatına da uygulamaktan kaçınmayan bir karakterdir. Filmin analizini yaparken öne çıkan konulara ve dikkat ettiğim mesajlara, durumlara yer vereceğim.

Başlık Başlık Analiz

Duyamıyorsan hayal et, konuşur

Filmdeki ilk yakaladığım düşünce, dış dünya görülemese bile diğer duyularımızı ve hayallerimizi birleştirerek o dünyayı kafamızda canlandırabilmemizdir. Filmdeki eğitmen Ian, klinikteki hastalara da “hayal etme” özelliğini hakikaten kullanabilmeyi öğretmeye çalışmaktadır. Buradaki hayal etmek, filmin isminde olduğu gibi hayallerin de ötesinde bir hayal etme durumudur. Filmdeki eğitmenimiz gerçekten bunu başarabiliyor. Öğrenciler bazen eğitmenin görme yetisi olduğunu düşünüyor çünkü gerçekten de hayal ederek kafasında dünyayı canlandırabiliyor ve hatta görme yetisi olan bir insandan daha çok şey fark edebiliyor: Örneğin Ian ve Eva’nın bir kafeye gittiklerinde Ian’ın “ev yapımı bira” demesi, ikisi yolda giderken Ian’ın adamın ayağında bir iğne olduğunu söylemesi.  Filmde el çırparak, ses çıkararak bazı seslerin frekansından yararlanan eğitmen tüm elde ettiği durumları hayalleriyle birleştirdiğinde çok farklı olmayı başarabiliyor. Filmde geçen bir sözde “Duyamıyorsan hayal et, konuşur.” denilmektedir, bu söz anlatmaya çalıştığım durumun bir özeti halindedir.

Bastonsuz Hayat

Eğitmenimiz bastonsuz bir hayatı hedeflemiş ve ona göre hareket etmektedir. Baston kullanmak bazı yetileri kazanmayı engelleyebiliyor. Hayatta da bazı durumlar çok rahat gelir ve o rahat denilen durumları insanlar daha çok seçerler ama bu durum o kişileri geliştirmeyebilir. Burada eğitmenin vermek istediği mesaj baston kullanarak daha az riskli bir hayat yaşanabilir ama bastonsuz bir şeyleri başarmak daha önemli ve sonunda daha kullanışlı bir hayata ulaştırabilir. Tabii ki hayatımızda her şeyde olduğu gibi risk vardır ve bastonsuz bir hayatın öğreteceği çoktur ama riskleri de fazladır. Bu da kişinin cesareti ve hayattaki idealistliğine bağlı olarak değişebilir. Buradaki “baston” kavramını hayatın bazı durumları için mecazi olarak alabiliriz.

Yeni Sisteme Yönetim Engeli

Diğer bir konu ise “yönetim sınırlaması”dır. Hayatın her aşamasında idealist insanlar hayallerini gerçekleştirebilmek için çaba gösterirler ve bu çabalarında engeller olabilir, işte o engellerin birini de yönetim (sistem) sınırlaması olarak alabiliriz. Bunu film üzerinden değerlendirelim. Filmdeki eğitmen farklı teknikler kullanmak istiyor ve bu tekniklerin öğrencileri daha çok geliştireceğini düşünüyor. Bu teknikleri öğrencilere uygulatırken bir gün klinik yöneticisi onu yanına çağırıp yapılan çalışmalar için gözetici barındırmasını ve ders planı oluşturmasını istiyor. Gözetici olayı Ian’a göre doğru değildir hatta bazı sahnelerde gözeticilerin (yöneticinin bile) gözlerini bağlamalarını istiyor ve bu şekilde derse katılmamaları gerektiğini belirtiyor. Ian’ın eğitim sistemi bu şekildedir ve buna yönetim tarafından sınırlanma konuluyor. Hayatta da bu böyledir. Bazen insanlar bir düşüncesini gerçekleştirmek üzere harekete geçtiklerinde bu kısıtlanıyor. Böylelikle yeni düşünceler ortaya çıkamıyor. Hep aynı teknikler içerisinde dönüp dolaşılıyor. Bir başka örnek ise yöneticinin hastanedeyken klinikteki bir kişiye “bak bu kişi de senin gibiydi şuan ki durumunu görüyorsun” şeklinde söyleyerek bir mesaj iletmeye çalışmıştır. Burada da gördüğümüz gibi kişiye eğer yapmak istersen zarar görürsün denilerek yapmasına engel konuluyor. Yani hayat içerisinde bir girişimde bulunmak bize zarar verir ve yaparsak başaramayız korkusu oluşuyor. Halbuki denememek, deneyerek görebileceğimiz yararlar varsa onları görememize neden olur. Kısacası hayatın bize sunduğu imkanları kısıtlamış oluyoruz.

Başarı İçin Tekrar Tekrar Başarısızlık

Filmdeki bardağa su dökme çalışmasında öğrencilerin ilk başta yapamasalar da daha sonra aşama kat etmeleri onlara başarabilme duygusu vermekte ve mutlu etmektedir. Buradan da hayatta yapmak istediklerimizin ilk denemede gerçekleşmeme durumunun normal olduğunu çıkarabiliriz. Şöyle diyebiliriz: Pes etmek yerine tekrar tekrar denemek ve gerektiğinde farklı teknikler kullanmak başarı oranımızı arttıracaktır.

Hayallerin Ötesinde Bir Beceri

Filmde Ian’ın üzerine gidilmesi ve ona yalancı denilmesi üzerinde biraz durmak gerekiyor. Ian bana göre zor olanı başarıyor çünkü baston kullanmamak ve hayallerin ötesinde hayal etmek onu çok farklı kılıyor. Bir sahnede bir karakterimiz Ian’a karşıdan karşıya geçtin sen görüyorsun ve yalancısın, demişti. Halbuki karakter burada yanılmıştı karşıdan karşıya geçme olayında Ian; ses frekansları, hayal gücü, tahmin yeteneğini birleştirerek karşıdan karşıya geçmişti. Başka bir sahnede ise yakınlarda liman olduğunu belirten Ian’a, çevreye sorduk liman bulunmuyor; sen yalancısın diye tekrar belirtilmişti. Tabii ki her seferinde Ian, ona kendisinin haklı olduğunu ispatlamıştı. Bunlar da gösteriyor ki Ian, görme duyusu olmadan dış çevreyi algılama becersini adeta “hayallerin ötesinde” geliştirmiştir. ve hatta çevresindeki insanlar buna inanamıyor ve inanmakta zorlanıyor.

Hayal Gücünün Gücü

“Hayal gücü” nedir, filmde hayal gücü neden önemlidir, hayal gücü sadece filmdeki insanlar için mi önemli? Hayal gücü, imajinasyon veya imgelem zihinsel görüntüler oluşturabilme veya birinin zihninin içinde kendiliğinden görüntüler üretebilme yetisidir. Filmimiz görme yetisi olmayan kişilerin hayal gücünü kullanarak ne kadar çok şey yapabileceğini göstermektedir. Hayal gücünde zihinsel görüntüler oluşturulabileceği için dış dünyanın da bir görüntüsünü oluşturabiliriz. Filmde dış dünyanın sesi, frekanslar, tahminler ile hayal gücünü birleştirdiğimizde zihinde gerçeğe çok yakın ve hatta bazen detaylı bir dünya oluşabiliyor. Buna örnek olarak Ian’ın bisikleti bulup kornasına basma olayını ve kafede otururken kafenin biraz ötesindeki limanı ve orada neler olduğu hakkında söylemde bulunmasını örnek verebiliriz. Hayal gücü sadece filmde konu alınan insanlar için önemlidir diyemeyiz çünkü hayal gücü insana yeni düşünceler ortaya çıkarttırır, çeşitlilik sunar, çözüm ürettirir, farklı kıldırır.

Bakmak ve Görmek Arasındaki Fark Nedir?

Filmdeki bakıp görememek durumunu açıklayalım. Öncelikle bakmak ve görmek nedir? Bakmak: Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Görmek: Gözün görmesi yoluyla bir şeyin varlığını seçmek (filmde mecazi anlamda da kullanılmıştır: görmek). Verdiğim durumdaki görmek sadece gözle görmek değildir bir şeyleri fark etmek, çevreye hakim olmaktır. Film üzerinden devam edelim. Filmde kafede duran, orda oturan kişilere “yakınlarda bir liman var mı?” sorusu iletiliyor ve tatmin edici bir cevap alınmıyor. Oradaki kişileri Ian, bakıyorlar ama göremiyorlar şeklinde nitelendirmiştir. Yani sadece bakmak işe yaramıyor görmek de gerekiyor bir şeylerin farkında olmak gerekiyor. Hayatımızda, yakınlarımızda, çevremizde veya hep yaşadığımız yerde bile çoğu şeyin farkında olamayabiliyoruz. Hayatın içindeyken hayatın farkında olma durumu çok önemlidir.

Aşağılama

“Aşağılama” kavramı da filmimizin bir sahnesinde yer bulmuştur. Klinik yöneticisi, Ian’a “şu haline bak görmediğin için odanın ortasında dikilmişsin” diyerek küçümsemiştir. Amacı ona yeni teknikleri kullandırmamaktı. Halbuki hep standart üzerinden gidilirse klinikte hastaların yaşam kalitesi artamazdı. Ian’ın taktiği onları gerçek hayatta görme yetisi olan biri gibi yaşamasını sağlamak ve hayallerini kullandırarak kafalarında dış dünyayı canlandırabilmekti. Filmde bu konuya yer verilerek eleştiri yapılmıştır.

Sözün Özü

Sonuç olarak, hayatta görme yetisi olmayan insanların nasıl görebileceği anlatılıyor ve bir birey olarak başkalarına bağımlılığın azaltılması üzerinde duruyor, sınırları genişletmeye olanak sağlıyor yani hep aynı şey içerisinde takılı kalmak değil de farklılıklar oluşturmak açısından film, ışık oluşturuyor. Filmdeki eğitmenimiz de çalıştığı klinikteki hastalara özel tekniklerle başkalarına bağımlılığı azaltmak için ve daha kaliteli bir hayat için çalışmalar yapıyor. Yazarımız görmenin sadece gözle bir nesneyi takip etmek veya bakmak olmadığının altını çiziyor ve bunu görme yetisi olmayan bir eğitmen üzerinden çok güzel bir şekilde aktarmayı başarıyor. Hayatta görme yetisi olup da göremeyen insanlara değiniliyor. Eğitmen hayatı karanlık olan insanlar üzerinde çeşitli uygulamalarla ışık olmaya çalışıyor. Ortak bir kanı oluşturacak olursak hayallerin ötesinde bir hayal bizim zihin dünyamızı çeşitlendiriyor. Hayatın her aşamasında risklere, engellere rağmen gidilecek yoldan şaşmama durumuna değiniliyor. Yazarımız da film içerisinde bu konuya bağımlı kalarak izleyicinin de bundan bir mesaj çıkarması üzerinde durmaktadır. Filmin sonunda limanda yakalanan işten çıkarılmış ve orada farklı bir işe alınmak üzere bekletilen eğitmen ve klinikteki genç, polis tarafından alınıp hastaneye götürülüyor. Hastanede klinik yöneticisi, eğitmenin bölgeyi terk etmesini istiyor ve eğitmen de terk etmek üzere hazırlanıp gidiyor. Buradaki durumda da görüyoruz ki görme duyuları olmayan klinikteki hastalara çok daha kaliteli bir hayat sunabilecek eğitmene değer verilmediği ve yapacağı çalışmaların engellendiği görülüyor. Filmin yazarı standartlar içinde sınırlandırılan ve ileriye gitmesine izin verilmeyen hayata eleştiriler getiriyor bu filmde. Kısacası film, hayallerin ötesinde bir hayal ile standartların aşılmasını ve görme duyusu olmayan insanlara ışık olunması; buradan da diğer insanların kendileri için bir ders çıkarması gerekliliğini vurguluyor.

Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

WhatsApp Grubumuza dahil olup duyuruları kaçırmamak için tıklayın

Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Share on Whatsapp
Whatsapp
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Ahmet Kılgi

İstanbul Kültür Üniversitesi psikoloji mezunudur.

Ahmet Kılgi 74 içerik yazdı. Ahmet Kılgi tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir