Gone Girl – Film İncelemesi

Gillian Flynn’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve David Fincher tarafından yönetilen Gone Girl (Kayıp Kız) filmi; olumsuz ebeveyn tutumlarını, bu tutumların bireye etkisini ve kişilerarası ilişkilere negatif yansımalarını içermektedir. Ayrıca filmde yer alan toplumsal ögeler ve sosyal medyanın topluma yansımalarını gözler önüne sermektedir.

İnsanlar doğdukları andan itibaren ötekinin varlığına ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden kendimiz ile ilişkimizden çok öteki ile ilişkimize daha fazla önem vermekteyiz. Oysaki benliğimizle kurduğumuz sağlıklı ilişkinin varlığı, öteki ile kurulan iletişime temel oluşturmaktadır. Örneğin,  romantik ilişki süreçlerine başlamadan önce her insanın hayatında birey olarak değer vermesi ve üzerinde durması gereken sihirli kavram ‘sevgi’dir. Çünkü kendinize vermediğiniz bir şeyi etrafınızdakilere veremez ve isteyemezsiniz. Bu yüzden bu sürecin sağlıklı olabilmesi için öncelikle insanın kendisi ile barışık olması gerekmektedir. Çünkü sağlıklı bir romantik ilişki süreci doğru partner seçimiyle değil doğru insan olmakla mümkündür. Fakat bu dört dörtlük bir insan olmak demek değil, olumlu ve olumsuz özellikleriyle bireyin bir bütün halinde var olması ve kendini kabul etmesidir.

Karakter İncelemesi

Amy

Filmde ana karakterimiz olan Amy ile ebeveynlerinin sağlıksız ilişki süreçlerini ve bu ilişkinin Amy’nin hayatını nasıl etkilediğini görmekteyiz. Yüksek standartlar ve başarı odaklı, sevgiyi madde ile vermeye çalışan, çocuklarının isteklerini ve başlı başına kişiliğini tanımayan talepkar ebeveyn Amy’nin kendini kabulünü zorlaştırmaktadır. Muhteşem Amy’nin her zaman kendisinden bir adım önde olduğunu ve normal, kusurlu, gerçek Amy’nin altın çocuğu kıskandığını dile getirerek kendisi ile ilişkisinin sarsıcı olduğunu yansıtmaktadır. Erken dönemde her çocuğun bakım, şefkat, ilgi, onaylanma ve temel ihtiyaçların karşılanması gibi hakları bulunmaktadır. Amy, saf ilgi ve onaylanma alanlarında eksiklikler yaşamakta ve yetişkin hayatına sağlıksız ilişkiler şeklinde yansımaktadır. Özellikle eşi ile flört döneminde kurduğu ilişki ve eşinin ‘Amy Elliot sen muhteşemden de ötesin’ şeklindeki sözleri Muhteşem Amy kitabı ile arasında oluşan olumsuz bağı güçlendirmektedir. Çünkü Amy benliğini bulmak istemekte ve artık kitabı ile anılmak istememektedir. Bu durum da eşi ile arasındaki ilişkinin sağlıklı olduğu ve tam olarak birbirlerine göre oldukları yanılgısına düşürmektedir.

Nick

Amy’nin eşi olan Nick karakterimize gelecek olursak, kendisi filmin ilk başlarında aşk ile hayatına anlam kattığını düşünen ve romantik ilişki sürecine hızlı bir giriş yapan fakat daha sonra karşıdaki insanın ve kendisinin bazı eksikliklerini gören bir kişidir. Bireysel olarak stres yönetimi konusunda eksiklikleri olan Nick’in özellikle işten çıkarılma sürecinde psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini görmekteyiz. Bu süreçten sonra evliliklerinde anlaşmazlıklar başladığını, önceden hoş ve sevimli gelen durumların artık negatif duygular çağrıştırdığını gözlemlemekteyiz.

Nedir Bu Stres Yönetimi?

Stres; biyolojik, psikolojik ve sosyal anlamda bir takım zorlantı ve sınırlanma yaşanmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Stresin algılanış ve başa çıkma biçimleri kişiden kişiye farklılık göstermektedir.

Stres yönetimi kavramı ise farklı alt boyutları ve tekniklerini içermektedir:

  1. Fizyolojik (Kas Gevşetme Teknikleri, Meditasyon, Nefes Egzersizleri gibi teknikler kullanılmaktadır.)
  2. Davranışsal (Etkili Zaman Kullanımı, Etkili Çatışma Çözüm Kullanımı yöntemlerini içermektedir.)
  3. Psikolojik (Algılama ve düşünce biçimlerinin iyileştirilmesi amaçlanmaktadır.)
  4. Çevresel (Çevreye özgü koşulların iyileştirilmesi hedeflenmektedir.)

Karakterimiz Nick işten kovulma sürecinden sonra oluşan belirsizlik durumu ile başa çıkamamıştır. Eşi Amy’nin ise Nick’in özerkliğini zedeleyici söylem ve davranışlar sergilemesi evlilik kurumunu zedeleyici nitelikte olmuştur. Amy ve Nick’in bireysel olarak kendini geliştirme süreçlerinde sıkıntılar yaşamaları, olumsuz olaylar karşısında sağlıksız ve abartılı tepki ve davranışlar sergilemelerine yol açmıştır.

Meraklısına Bilgiler

Her evlilikteki kaçınılmaz sorular: Ne düşünüyorsun? Nasıl hissediyorsun? Birbirimize ne yaptık? Ne yapacağız?

Gone Girl

Evlilik; hayatlarını, acısıyla tatlısıyla beraber geçirmeye söz vermiş iki insanın durağan olmayan yaşantılarını kapsamaktadır. Bu sürece girmeden önce iki insanın aşk kavramını kendince yaşadıklarını ve romantik ilişki basamaklarını olumlu – olumsuz durumlarla geçtiklerini görmekteyiz. John Lee, bu aşkı çok boyutlu bir bakış açısıyla ele almaktadır.

  1. Tutkulu aşk: Aşkın fiziksel çekicilik ve cinsellik yönünü vurgulamaktadır. İlk görüşte aşkın varlığına ve aşık olduğu kişi için her türlü riski göze alabileceğine inanmaktadır.
  2. Oyun gibi aşk: Aşkın eğlenceli, bağlılığı az, daha çok kısa süreli ve başka partnerlerle ilişkiye açık yönünü vurgulamaktadır.
  3. Arkadaşça aşk: Aşkın daha sakin halini vurgulamaktadır. Cinsel çekimden çok ilişkisel dostluğa ve birlikte geçirilen vakitlerin güzelliğine odaklanırlar. Partner ile sıcak paylaşım ön plandadır.
  4. Mantıklı aşk: Oyun gibi aşk ve Arkadaşça aşkın birleşiminden oluşmaktadır. Mantıklı aşkta bireyler partnerlerinden olması gereken belirli özellikler üzerinde dururlar. Bu özellikler daha çok entelektüel, ailevi ve dini gibi alanları içermektedir. İlişkide mantıklı ve gerçekçidirler.
  5. Sahiplenici aşk: Tutkulu aşk ve Oyun gibi aşkın birleşiminden oluşmaktadır. Sahiplenici aşkta güvensizlik ve aşırı kıskanma durumu ön plandadır. Bu aşk türünde bireyler, partnerinin bağlılığını test etmek için sürekli bir çaba içerisindedir. Güçlü cinsel çekim söz konusudur. (Filmde Amy’nin Nick’i test etmek için sürekli hediye haritaları oluşturması buna bir örnek olabilir. Ayrıca ilişkilerinin sorunlu olduğunu bildiği halde Nick’i kaybetmekten korkması ve aşırı bağlanması bu aşk tipinin özelliklerindendir.)
  6. Özgeci aşk: Tutkulu aşk ve Arkadaşça aşkın birleşiminden oluşmaktadır. Özgecilik kavramı, kişinin kendisinden daha çok başkasını düşünmesi ve onun iyiliğini kendi iyiliğinden daha fazla gözetmesi olarak tanımlanmaktadır. Özgeci aşıklar çoğunlukla bu yönde davranışlar sergilemekte ve kendini partnerine feda etmektedir.

Kaynakça:

  1. Atak, H., & Taştan, N. (2012). Romantik ilişkiler ve aşk. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar4(4), 520-546.
  2. Durna, U. (2004). Stres, A ve B tipi kişilik yapısı ve bunlar arasındaki ilişki üzerine bir araştırma. Yönetim ve Ekonomi: Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi11(1), 191-206.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Handesu Asker

NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ MEZUNU

Handesu Asker 23 içerik yazdı. Handesu Asker tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir