George Floyd: Irkçılık İncelemesi

Dünyaya dokunmak istiyorum

Nefes alamıyorum

Bu sözlerin ikincisi ile tanıdık George Floyd’u. Birincisinin derinliğini, anlamını ve katmak istediği değerleri sorgulama fırsatı edinemeden ‘insanca’ yaşayan bir adamın medyadaki görüntülerine şahit olduk. İnsanca diyorum çünkü hatalarıyla ve doğrularıyla bir değişim serüveni geçiren, hayatın güzel ve kötü yönlerini yaşayan varlık olan bir cana değiniyorum.

Peki, George Floyd Kimdir? (1*)

14 Ekim 1973 tarihinde Kuzey Carolina’da doğmuştur. Anne ve babası ayrıldıktan sonra Teksas’a taşınmışlardır. Mizah yeteneği güçlü biri olarak tanımlanan George Floyd, hayatının belirli dönemlerinde rap müzik ve çeşitli spor aktiviteleri ile ilgilenmiştir. Yaşadığı bölgede yoksulluk, madde kullanımları ve şiddet gibi birçok olumsuz yaşam olaylarının içerisinde yer almıştır. Bu negatif yaşam olaylarının etkisiyle uyuşturucu, hırsızlık, soygun gibi suçlardan bir dönem hapiste kalmış fakat çıktıktan sonra yaşadıklarından ders çıkarmak için maneviyata yönelerek insanlara çeşitli hizmetler veren kurumlarda yer alarak çabaladığı göze çarpmaktadır.

Peki bu insanın insanca yaşama çabalarına vurulan ket, sözü edilen siyah-beyaz ayrımı ve içerideki mutlak şiddetin dışa vurumu neden var?

İnsan denilen varlık duygu, düşünce ve davranışlarının bir bütünüdür. Bu bütünü oluşturan parçalar ve kompleks yapılar duyguları ifade etme, düşünme biçimini ve davranışa dökme şeklini etkilemektedir. Grup içerisinde insanın varlığı ise yeni bir boyut kazanmaktadır. Gruba yönelik düşüncemizi şekillendiren kalıp yargılar belirli özelliklerin grubun tüm üyelerinin sahip olduğuna dair bilişleri oluşturmaktadır. George Floyd’un sahip olduğu grup Afro-Amerikalılardan oluşmakta ve siyah ten rengine sahip insanlara karşı ‘tüm siyahlar tembel, pis, yeteneksiz, basketbolda iyi akademik alanda kötü’ gibi tabu düşüncelerin temelinde yer almaktadır. Tabu düşünceler ise ön yargı oluşturmakta, sosyal mesafe isteğinin artmasına ve stigma (sosyal damgalama) oluşumuna sebep olmaktadır. Önyargı kavramı kişilerin başka kişiler hakkındaki duygularını ve onlara yönelik eylemlerini içermektedir (2*). Dış grubu ötekiler, iç grubu bizim gibi olanlar şeklinde ayırmamıza ve bizim gibi olmayanla mesafe koyulmasına neden olmaktadır. Siyah ırk karşıtı güçlü olumsuz duygular, ayrımcılığı içermekte ve olumsuz eylemlerin sergilenmesine sebep olmaktadır. George Floyd’un ‘Nefes alamıyorum’ sözlerinin duyulmamasının (!) sebebi güçlü stigmatizasyon sonucu ayrımcılığın yardım etmeye yanaşmama davranışının açık bir örneğini sunmaktadır. Irka dayalı ayrımcılık günümüze kadar görülen en kötü kitlesel kıyımların bazılarının başlıca sebebini oluşturmaktadır (2*).

Nedir bu ırk kavramı?

Irk terimi ilk zamanlar fiziksel farklılıklara-fenotipe odaklanmıştır. Yani bireyin ten rengi, saç yapısı, yüz şekli, boyu gibi fiziksel farklılık alanları insanlar tarafından inşa edilmiştir. Daha sonra ise bu kavramın gerçeği yansıtmayan yönleri bulunmuş ve ırkçılık kavramı etnik terim çerçevesinde değişim geçirmiştir. Etnik grup kavramı kültürel farklılıklara odaklanan bir terimi oluşturmaktadır (4*). Kültürel farklılıklarla insanların dışlandığı ve ötekileştirildiği ‘ırksız ırkçılık’ (3*) adı altında yeni bir ırkçılık oluşmuştur. Dönüşen ırkçılık, insanlar ve milletler arasındaki farklılıkları açıklamak için kültürü kullanmakta (4*) ve ırkların bir arada yaşayıp karıştıkça yozlaştıklarını ve toplumların çöküşüne sebebiyet verdiği görüşünü içermektedir. (3*). Bu noktada ise göç olgusu büyük önem taşımaktadır. Biyolojik ırkçılığın hiyerarşiye dayalı sistemin (fiziksel olarak aynı olmayan bizden aşağıdadır görüşü) yerini farklılıkların dezavantaj olduğu, aşağı görmek yerine farka odaklanan yeni ırkçılık maskesinin ırkçılığı devam ettirmek için meşrulaştırıcılara başvuran bir sistemi ortaya koyduğu göze çarpmaktadır. Göç ile gelen insan-grupların farklı olanı dışla mottosu ile ötekileştirildiği bu söylemin en açık örneğini yansıtmaktadır.

Son Söz

Sonuç olarak kalıp yargılar, ön yargılar ve ayrımcılık çerçevesinde farklı olan ırkın-dış grubun dehümanize edilmesi yani insani özelliklerini bertaraf ederek insan dışı bir varlıkmış gibi görülmesi yapılan şiddet davranışlarının meşrulaştırıcı yönünü taşımaktadır. İnsanların zihinlerinde oluşturdukları hayali kategorilerin sonucu ‘Dünyaya dokunmak istiyorum’ diyen bir insanın bu hayalinin önünü açılmayacak üzere kapanmasına sebep olmuştur. Yaşanılanlardan çıkarılması gereken basit ders ise;

İnsanın doğruları ve yanlışlarıyla bir bütün olarak kabul etmek, hatalarında yönlendirmek, doğrularında tebrik edecek tarafı bulmak, sevgi ve şefkat ile dünyaya dokunmasına fırsat vermek olacaktır.

Film Önerileri:

1. Hotel Rwanda

2. American History X

3. Çizgili Pijamalı Çocuk

4. Mississippi Burning         

5. Cennetten Uzak

6. Özgürlüğün Rengi

7. Yeşil Yol

8. Duyguların Rengi

9. Schindler’s List

10. Malcolm X

11. Öldürme Zamanı

12. 12 Yıllık Esaret


Kaynakça:

  1. https://www.nytimes.com/article/george-floyd-who-is.html
  2. Hogg, M. A. ve Vaughan, G.M. (2017). Sosyal Psikoloji (Çev. Yıldız, İ. Ve Gelmez, A.). Ankara: Ütopya Yayınevi
  3. Kaya, E. E., ve Durgun, Ş. Irkçılığın Dönüşümü: Kavramsal ve Kuramsal Bir Analiz. Akademik Hassasiyetler7(13), 79-102.
  4. Çakır, M. Kültürel (Yeni) Irkçılık Nedir? Kuramsal Bir Değerlendirme. Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (6), 11-24.

Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

WhatsApp Grubumuza dahil olup duyuruları kaçırmamak için tıklayın

Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Handesu Asker

NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ MEZUNU

Handesu Asker 19 içerik yazdı. Handesu Asker tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir