Duyguların En Kötü Düşmanı: Umutsuzluk

Umut; dört harften oluşan kısa bir sözcük olmasına rağmen içinde çok büyük anlamlar saklayan sihirli kelime. Umut birçok kişinin yaşama sıkı sıkı sarılmasına sebep olan duygudur. Umut sayesinde hayat yolunda geleceğe dair adımlar atarız, planlar yaparız ve umutlarımız gerçekleştiği takdirde mutlu oluruz. Yaşama güdümüz umut ile aynı doğrultuda ilerler, insanın umudu ne kadar güçlü ise yaşama sıkı sıkı sarılma olasılığı da fazla olur. Tam tersi durumlarda yani umutsuzluk baş gösterdiği zamanlarda geleceğe dair olumsuz beklentiler görülür. Olumsuz beklentilerle birlikte kişi hayattan tat alamaz, yaşama sevinci kalmaz ve kendini hayattan soyutlar. Kısa süreli yaşandığında normal karşılanan bu duygu uzun süreli yaşanırsa çeşitli ruhsal problemlere yol açabilir.

Amerikan Psikoloji Birliği’nin (1997) tanımıyla umutsuzluk; bireyin hareketlerinin sınırlı olup seçeneklerinin az olmasıyla birlikte kişinin enerjisinin kendisini harekete geçiremediği, insandan insana değişen duygu durumudur. Cassidy (1957) umutsuzluk için kişinin kendi durumunun toplumsal, fiziksel ve ruhsal açıdan düzelmeyeceğine inanmasıyla oluşan olumsuz düşünceler olduğunu ifade etmiştir (5*). Bu olumsuz düşünceler bazı zamanlar kritik öneme sahip olabilmektedir çünkü umutsuzluk; intihar düşüncesinde ve girişiminde depresyon ile birlikte kilit role sahiptir. İntihar etme düşüncesine sahip kişi umutsuzluk ve depresyonun etkisiyle kendini çözümü bulunmayan bir durumda hisseder ve tek çaresinin intihar etmek olduğunu zannetmektedir. Yapılan araştırmalar intihar, depresyon ve umutsuzluğun yakın ilişkide olduğunu göstermiş; intihar riskinde umutsuzluğun daha fazla öneme sahip olduğunu ortaya koymuştur (2*).

Umutsuzluk duygusuna sahip insanlar, içinde bulundukları duygu durumu sebebiyle mutluluklarını yaşayamazlar çünkü umutsuzlukları mutluluklarına gölge düşürür. Sahip olunan en ufak mutluluk, korku ve kırılganlıklar sebebiyle kısa sürede yok olur. Bu kişiler başlarına gelen olayları çok büyütürler ve küçük bir olaydan büyük olaylar yaratmaktadırlar. En küçük başarısızlıklarında dahi değersizlik hissine kapılırlar. Bunların sonucunda da memnuniyetsizlik ve umutsuzluk duygu ve düşüncelerde hakim olabilmektedir (6*).

Kahverengi dallardan pembe çiçekler açtığına göre, ümitsizliğe gerek yok.

Hz. Mevlana

Umutsuzluğun Nedenleri ve Belirtileri

Nedenleri

Amerikan Psikoloji Birliği (1997) umutsuzluk duygusunun nedenleri olarak aşağıdaki etmenleri göstermiştir:

  • Çeşitli etkenlere bağlı olarak bireyin etkinliklerinin uzun süre kısıtlanması ve bunun sonucunda ortaya çıkan yalnızlık,
  • Beden sağlığının kötüleşmesi,
  • Uzun süreli stres,
  • Kendini bırakmak,
  • Soyut değerlere ve/veya Tanrı’ya olan inancı kaybetmek (5*).

Belirtileri

Amerikan Psikoloji Birliği’ne göre umutsuzluğun belirtileri şöyle sıralanmıştır:

  • Kötümser içerikli konuşmalar, dilde olumsuz ifadeler,
  • Edilgenlik, konuşmada azalma,
  • Duyguların ifadesinin azalması,
  • İnisiyatif kullanma eksikliği,
  • Dış uyaranlara karşı tepkilerin azalması,
  • Kendisiyle konuşan kişiye ilgisizlik,
  • Umursamaz ve aldırmaz tavırlar,
  • İştahta azalma,
  • Uyku saatlerinde azalma ya da artma,
  • Kişisel bakımına özen göstermeme,
  • Sosyal ortamlardan kaçınma (3*).

Umutsuzluğun Yer Aldığı Psikiyatrik Rahatsızlıklar

1. Umutsuzluk ve Depresyon

Depresyon, bireylerde duygusal, zihinsel, davranışsal ve beden açıdan bitkin ve çökkün olma durumu olarak tanımlanabilir. Depresyondaki kişiler mutsuz, ümitsiz ve karamsar duygulanım içindedirler, zevk alamaz durumda olabilirler. Eskiden yaptıkları aktiviteler onlara cazip gelmez, kişide hüzün duygularıyla birlikle yalnızlık görülür ve herkese yük olduklarını zannedebilmektedirler (4*).

Umutsuzluk ve depresyon çoğu zaman birlikte görülmektedir. Depresif hastaların birçoğu mutsuz ve umutsuz olduklarını belirterek psikiyatriste başvurmuşlardır. Depresif hastaların %78 oranından daha fazlası geleceğe umutsuz baktıklarını dile getirmiştir. Melges (1959), depresyonda temel sorun olarak umutsuzluğu göstermiştir. Umutsuzluğa çaresizlik, değersizlik, kararsızlık, mutsuzluk, suçluluk ve eyleme geçememe gibi sorunların da eşlik ettiği çeşitli araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur (1*).

2. Umutsuzluk ve İntihar

Beck 1963 yılında depresyona sahip hastalarla yaptığı psikoterapiler sonucunda intihar eğilimi olan ve intiharla uğraşan bireylerde umutsuzluk duygusunun hakim olduğunu belirtmiştir. Depresyonla ilgili araştırma yapanların önemli kısmı umutsuzluk duygusunun kişilerde depresyon şiddeti ve intihar eğilimini belirlediğini söylemişlerdir. İntihar girişimi genellikle umutsuzluk duygusundan kaynaklanır ve bireyin çaresizliğine son vermesini amaçlamasıyla gerçekleşir. Eğer kişinin hayatı umutsuzluk üzerine kuruluysa intihar etme riski de önemli oranda artmaktadır (4*).

Gençlerde Umutsuzluk

Umutsuzluk gençlerde oldukça yaygın görülen bir duygudur. Üniversite çağındaki gençlerin iş hayatına biraz daha yaklaşması, ailelerinden ayrılıp bağımsız olmaları ve gelecek kaygısı yaşamaları onları kimi zamanlar umutsuzluğa sevk edebilmektedir. Gençlerde işsizlik sorunu, umutsuzluk duygusunun görülme olasılığını arttırmaktadır çünkü işsizlik sorunuyla beraber gerçekleşen olumsuz duygu durumu bireyi motivasyonel olarak kötü etkilemektedir. Böyle bir duygu durumu içinde bulunan genç birey, kendi özelliklerini olumsuz olarak tanımlar, geleceğe bakış açısı bakımından karamsar olur ve olumsuz yaşantısını değiştirmez (7*).

İşsizliğin psikolojik etkileri ve sonuçlarına bakıldığında gençlerde güven kaybı görülmüş , yaşama sevinçleri azalmış, depresif ruh haline girmiş ve umutsuzluğa kapılmış oldukları görülmüştür. Bununla birlikte kişilerde yalnızlık görülmeye başlanmış ve öz saygılarının zedelenmiş olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca üniversite son sınıfta olup kısa sürede iş hayatına başlayacak olan ama henüz planlama yapmayan gençlerde karamsarlık, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının görüldüğü vurgulanmıştır (8*).


Kaynakça

  1. Dilbaz, N. ve Seber, G. (1993). Umutsuzluk kavramı; Depresyon ve intiharda Önemi. Kriz Dergisi, 1(3): 134-138.
  2. Haran, S. ve Aydın, O. (1995). Depresyon, umutsuzluk, sosyal beğenirlik ve kendini kurgulama düzeyinin intihar fikirleri ile ilişkisi. Kriz Dergisi, 3(1-2): 218-222.
  3. Köktuna, Z. S. (2007). Çözüm odaklı kısa terapi tekniğinin alt sosyo ekonomik seviyedeki kadınların geleceğe umut ile bakabilme ve boyun eğici davranışlarına etkisinin incelenmesi (Yüksek Lisans Tezi, Maltepe Üniversitesi, İstanbul).
  4. Ottekin, N. (2009). Ailelerinden ayrı olarak öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin benlik saygısı ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi (Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Konya).
  5. Tanç, S. (1999). Benlik değeri, umutsuzluk ve kariyer beklentileri (Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul).
  6. Uluhan, E. F. Umutsuzluk ve kronik depresyon. Erişim adresi: http://www.antalyapsikiyatri.com/psikoterapist-emine-filiz-uluhan/umutsuzluk-ve-kronik-depresyon
  7. Üstün, G. ve ark. (2014). Üniversite son sınıf öğrencilerinin iş bulmaya ilişkin umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi. Eğitim Fakültesi Dergisi, 3(2): 200-221.
  8. Yazar Aslan, B. (2015). Genç işsizliğe yönelik alan araştırması: Üniversite öğrencileri arasında kaygı ve umutsuzluk. Çalışma İlişkileri Dergisi, 6(2): 71-86.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Arda Yüksel

Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji Bölümü

Arda Yüksel 8 içerik yazdı. Arda Yüksel tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir