Duygulanımlar Öğrenmeyi Nasıl Etkiler?

Öncelikle Öğrenme Nedir?

İnsanoğlunun davranışlarının büyük çoğunluğunu öğrenilmiş davranışlar oluşturur (Senemoğlu, 2009). Öğrenmenin, teorisyenler, araştırmacılar ve uygulamacılar tarafından evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı yoktur (Shuell, 1986; Akt; Schunk, 2009). Bu yüzden birçok tanımı yapılması mümküdür. Bilim adamları tarafından birçok farklı şekilde tanımlanmıştır. Morris, davranışta ya da potansiyel davranışta, yaşantılar ya da tekrarlar yoluyla göreli olarak kalıcı bir değişiklikle sonuçlanan süreç olarak tanımlarken, Zimbardo davranışta ya da davranış potansiyelinde görece tutarlı bir değişikliğe sebep olan tecrübeye dayalı bir süreç olarak tanımlamıştır. Türk Dil Kurumu ise şu şekilde tanımlamaktadır: Öğrenme; “Bilgi edinme, belleme ve beceri kazanmak” için davranışlarda meydana gelen değişimlerdir.

Duygular ve Öğrenme

Öğrenim kazanmak için davranışlarımızda meydana getirdiğimiz değişimler duygular sayesinde daha çabuk motive olur ve ortama, çevreye uyum sağlamamızı kolaylaştırır. Platon’a göre öğrenmenin asıl yapı taşı duygulardır ve duygu olmadan öğrenimim gerçekleşmesi mümkün değildir ve bu konuyu ‘’Öğrenmenin temelinde duygusallık yatar’’ ifadesiyle açıklık getirmektedir. Toronto Üniversitesi psikoloji profesörü Rebeca Todd, duyguların öğrenme üzerindeki etkilerini şu şekilde açıklar:

Yaptığımız araştırmalarda, duygusal olarak uyarıcı şeyleri daha sıradan şeylere göre daha net gördüğümüzü keşfettik. Dahası bir şeyi ilk başta ne kadar canlı algıladığımız veya yaşadığımız onu daha sonra ne kadar canlı hatırlayacağımızı öngörür. Buna “duygusal olarak güçlendirilmiş canlılık” deriz ve bir flaş ampulünün flaşı gibi hafızaya kaydedilen bir olayı aydınlatır. Sonuç olarak duygusal uyarılmanın hafızayı güçlendirdiğini keşfettik. Beyin bir deneyimin duygusal bileşenlerini diğer her unsurdan daha iyi hatırlar.

Bu cümlelerden de anlaşılacağı üzere bireyler duygu yüklü uyaranları diğerlerine kıyasla daha iyi algılamaktadır. Bu yüzden okullarda çocuklara verilecek dersler de çocukların pozitif duyguları daha fazla deneyimleyebilecekleri bir şekilde verilmesi halinde daha kalıcı bir öğrenim gerçekeştireceklerdir.

Öğrenme eyleminde duyguların rolünü inceleyen diğer bir araştırmacı olan D’Mello ‘’Learning and İnstituation’’ dergisinde yayımlanan makalesinde ‘’öğrenmenin duygu yoğunluklu bir deneyim’’ olduğunu ileri sürüryor. D’ Mello’nun üzerinde durduğu diğer bir konu ise bilinenin aksine negatif duyguların öğrenme üzerinde olumlu bir etki oluşturacağı hakkındadır. Arkadaşı Art Grasse ile kafa karışıklı üzerine yaptığı çalışma sonucunda çalışmada yer alan bireylerin, kafa karışıklığı yaşaması sonucu rahatsız edici duygulara kapıldıkları ve bu duyguların akıl yürütme, sorun çözme gibi eylemler üzerine yeniden düşünmesi için motive ettiğini ve sonucunda da kalıcı(derin) öğrenme gerçekleştirdiğini bulmuştur.

 

 


Kaynakça:

  1. Aksoy, M.(2013). Kavram Olarak Hayat Boyu Öğrenme ve Hayat Boyu Öğrenmenin Avrupa Birliği Serüveni
  2. Çelik, S. (2012). Yaşam Boyu Öğrenme Nedir? Kavram ve Kapsami Süreç

 

Badegul Gulesci

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde Psikoloji bölümü 2.sınıf öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Alfred Adler (1870-1937)

Alfred Adlerin'in kariyeri bir insansın aşağılık duygusunun üstesinden gelmeye verilebilecek en güzel örnektir. Kişisel Hayatı Alfred Adler 7 Şubat 1870'te

Kapat