Depresif Kişilik Bozukluğu: Bataklığa Doğru Çekilmek

Genel Olarak

Belli belirsiz başlar ancak giderek kendinizi daha da üzgün, gergin, boş hissedersiniz. Eskiden sizi büyüleyen şeyler dikkatinizi dahi çekmez olur. Hobiler, en sevdiğiniz faaliyetler, yakınlarınızla vakit geçirmek, eskisi gibi keyif vermez, hatta birer angaryaya dönüşür. Yorgunluk, bitkinlik, yıpranmışlık, hayattan bezme gibi hisler günün büyük kısmını işgal eder (2*).

Hareketleriniz, zihinsel süreçleriniz adeta ağır çekime girer, düşünceleriniz pekmez gibi koyulaşır. Odaklanmak güçleşir. Eskiden şıp diye çözebildiğiniz sorunlara artık epey kafa yormanız gerekebilir. Hayatın bir daha normale dönüp dönmeyeceği endişesi saatlerce zihninizi meşgul eder. Gece uykuya dalmakta zorlanabilir veya ertesi sabah erkenden uyanabilirsiniz. Hatta tüm günü uyuklayarak geçirebilirsiniz. Kilo alabilir veya kara kara düşünmekten yemek yemeyi unutur hale gelebilirsiniz. Durumla orantısız bir değersizlik veya suçluluk duygusu içine düşebilirsiniz. Kndinizi karamsar ve hayattan zevk almayan bir durumda bulursunuz (4*). Tüm bu semptomlar, 1. Eksen bozukluklarından majör depresyonla ilişkilidir.

Vaka Örneği

”Ne diye uğraşıyorsam…” diyordu Eren, ”Terapiyi daha önce de beş defa denedim ama işe yaramadı. Hiçbir şey işe yaramıyor zaten. Ne ben iyileşiyorum ne de terapistler umursuyor. Gerçi onlar da haklı, ne yapsınlar? Ben olsam ben de kendimden hoşlanmazdım.” Yarı zamanlı çalıştığı video kasetçideki ilk iş arkadaşının önerisiyle terapiye başvurmuştu. Müdürü yavaş çalışmasından ve müşteri ilişkilerine gereken ilgiyi göstermemesinden şikayetçiydi. ”Diğer arkadaşlar bile benden kaçmaya başladı” diyordu Eren (2*).

Eren’in tüm dikkati iç dünyasına yönelmişti. Kiloluydu, yüzü solgundu. Yorgun görünüyor, geceleri düşünmekten uyuyamadığından yakınıyordu. Yavaş konuşuyor, ”can sıkıcı”, ”beyhude”, ”umutsuz” gibi sözcükler kullanıyordu. Verdiği genel izlenim, bir şeylerin değişmesi için son umudunun burası olabileceği yönündeydi.

Eren’in sosyal destek alma imkanı hemen hemen hiç yoktu. Çalıştığı dükkanda birkaç tanıdığı vardı ama onlarla gerçekten arkadaş olduğu söylenemezdi. Bunun sebebi sorulduğunda, insanlarla taban tabana zıt olduğunu söylüyordu. Diğer insanlar dünyayı bir macera olarak görüyordu ama ona göre dünya tehditkar, yalnız, insanı hayal kırıklığına uğratan bir yerdi. ”Bende bir terslik olduğunu, potansiyelimin çok gerisinde kaldığımı seziyorlar, hatta herhalde kokumdan anlıyorlar” diyor ve insanların bu yüzden ondan korkup kaçtıklarına inanıyordu.

Eren dört kardeşin en küçüğüydü. Tüm kardeşleri ondan en az dokuz yaş büyüktü. ”Ortak hiçbir noktamız yok” diye sızlanıyordu. ”Aramızda kuşak farkı var, beni anlamıyorlar. Ben olmasam eksikliğimi bile hissetmezlerdi herhalde. Ben doğmadan önce dört dörtlük bir ailelermiş, ben olmasam da öyle olacaklardı. Değişmeyecek tek şey bu.” Büyük bir hava yolu şirketinde pilot olan babası oğluyla hiç bağ kurmamıştı. Annesi ise başarılı bir emlakçıyken kendi deyişiyle ”Eren için kariyerinden vazgeçmek zorunda kalmıştı” (2*).

Her ne kadar aile bireyleri ona yakın yerlerde yaşasalar da, Eren şu an ailesinden ”kopmuş” durumdaydı. ”Yanlış aileye düşmüşüm” diyordu. ”İletişimimiz sürsün diye çok uğraştım. İlk depresifleştiğim dönemde aramız biraz düzelir gibi olsa da şimdi herkes benden kaçıyor.”

Depresif Kişiliğin Türleri

  • Huysuz Depresif: Memnuniyetsiz biçimde homurdanmasıyla, bitmez tükenmez şikayetleriyle, kronik gerginliğiyle kendini belli eder. Bedensel rahatsızlık ve hastalıklara ilişkin korkular yaygındır (2*).
  • Poz Kesen Depresif: Acı çekmeyi asil bir şey olarak görürler. Kibirli tavırlar içindedirler ve etrafa sürekli caka satarlar. Asortik bir dil kullanırlar, abartılı bir giyim tarzları vardır.
  • Kendini Küçülten Depresif: Bu bireylerde yüzeyin hemen altında pusuya yatmış olağanüstü bir suçluluk duygusunun yanı sıra bu suçluluğu kendilerine çeşitli cezalar vererek hafifletme ihtiyacı görülür.
  • Marazi Depresif: Köklü bir kasvet ve belirgin bir hüzün söz konusudur. Omuzlarını düşürür, bakışlarını çevirir, değirmen taşı gibi ağır gelen başlarını gövdelerinde zor taşırlar.
  • Huzursuz Depresif: Istırap içinde ve gergindirler. Rahatsızlıklarını içe atarak, kendilerine karşı ümitsiz ve hoşnutsuz bir tutum sergileyerek dizginlemeye çalışırlar (2*).

Depresif Kişilik Bozukluğuna Farklı Bakış Açıları

  • Biyolojik Yaklaşım: Depresif kişiliğin gelişiminde ve sürdürülmesinde pay sahibi genetik unsurlar ve genetik yolla miras alınan nörotransmitter tipleri olması muhtemel görünse de, bunların yaşamdaki deneyimlerle karmaşık etkileşimini anlayabilmek için daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır (2*).
  • Psikodinamik Yaklaşım: Egodaki fakirleşmenin melankoliye yol açtığını söyler. Bu kişiler kendilerini değersiz, başarılı olması imkansız, dışlanmayı ve cezalandırılmayı hak etmiş kimseler olarak yansıtırlar.
  • Kişiler Arası Yaklaşım: Bu insanların başkalarınca reddedildiklerini doğru biçimde algıladıklarını ama diğer insanları geri çekenin kendi davranışları olduğunu fark etmediklerini savunur.
  • Bilişsel Yaklaşım: Bu kurama göre depresifler hayatlarının her her alanında karamsardırlar. Umutsuzluk ve çaresizliğin depresif kişiliğin göbeğinde yer aldığını öne sürer (2*).

Belirtileri

DSM-IV Tanı Kriterleri

Erken erişkinlik çağında başlar; depresif biliş ve davranış örüntüsü belirgindir; aşağıdakilerden en az beşi mevcuttur (1*):

  • Genel duygu durumu keyifsiz, hüzünlü, neşesiz, tatsız, mutsuzdur.
  • Kendine dair algısı; yetersiz ve değersiz olduğu inanışı ve düşük özgüvenini merkez alır.
  • Kendine karşı eleştirel, suçlayıcı, aşağılayıcı bir yaklaşımı vardır.
  • Kara kara düşünür, kaygıya meyillidir.
  • Başkalarına karşı olumsuz, eleştirel, yargılayıcı tutum sergiler.
  • Karamsardır.
  • Kendini suçlu veya pişman hissetmeye yatkındır.

Diğer Kişilik Bozukluklarından Farkı

Depresifler bir sürü diğer örüntünün temel özelliklerini taşırlar. Şizoid, çekingen ve depresif kişilerin hepsinin sosyal ortamlardan elini eteğini çekmiş, hayattan zevk alamaz hali vardır. Gel gelelim şizoidler türü ve yoğunluğu fark etmeksizin herhangi bir duyguyu deneyimleme gibi temel bir kapasiteden yoksundurlar. Depresifler mutluluk kavramını anlarlar ama aynı şey şizoidler için geçerli değildir (2*).

Hem çekingenler hem de depresifler sık sık utanç duyar, başarısızlıklarına odaklanır ve bazen kendilerini dünyaya kapatırlar. Ne var ki çekingenler sosyal ilişkiler kurmayı çok isterler fakat diğer insanların gözünde yapısal kusurları olduğuna inanırlar. Depresifler ise pes ederler ve bu acınası hallerinin kaçınılmaz olduğunu düşünürler.

Depresif ve mazoşist birbirine o kadar benzerdir ki bazı yazarlar onları tek bir yapı olarak görür, depresif-mazoşist karakter olarak adlandırır. İkisinde de hoşnutsuzluk ön plandadır. Ama farkları şudur ki depresifler kendilerini hayattan çekerken, mazoşistler kendilerini bilerek sosyal ortamdan çekerek kendi mutsuzluklarına katkı sağlayacak engeller ve başarısızlıklar yaratırlar (2*).

Sınırda kişilikler de ilk başta depresif kişiliği andırsa da sınırda kişilikler son derece çalkantılıdır; duyguları bir anda sevgiden nefrete geçebilir. Depresiflereyse istikrarlı ve pasif bir kasvet egemendir.

Kaygı bozuklukları ve alkol, madde kullanımı da depresyona eşlik ederler (5*).

Sonuç

Depresif kişilik bozukluğundaki olağan duygu ve durumlar hüzünlü ve keyifsiz olmalarıdır. Depresif kişilik tarzında ise kişi kendisinin olumsuz yanlarına odaklansa da bu huyu artık hiçbir şeyden keyif almayacak raddeye varmaz. Bozukluğu olanlar kendilerini değersiz, yetersiz, eksik görürler. Aşırı suçluluk ve pişmanlık yaşarlar. Bu yüzden depresif bozukluğu; normal herkesin hissedebileceği üzüntü, suçluluk, pişmanlık gibi duygularla karıştırmamak gerekir. İntihara meyletmek gibi aşırı durumlarda hastaneye yatış gerekebilir (3*).


Kaynaklar:

  1. Nussbaum, A. (2017), DSM-V Yönelimli Tanısal Görüşme, American Pscyhiatric Publishing, Ankara, Hekimler Yayın Birliği
  2. Millon, T., Grossman, S., Millon C., Meager, S. ve Ramnath, R. (2019), Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları, John Willey&Sons, Inc., İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  3. https://npistanbul.com/eriskin-psikiyatri/manik-depresif-bozukluk
  4. https://www.antalyaterapipsikiyatri.com/makale-depresif-kisilik-bozuklugu-62-251#.XsqNyzoza00
  5. https://www.ozguroner.dr.tr/tani-ve-tedavi-alanlari/depresif-bozukluklar-depresyon.html

Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

WhatsApp Grubumuza dahil olup duyuruları kaçırmamak için tıklayın

Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Mehmet Poyrazoğlu

Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik/ Film, dizi ve kitap bağımlısı

Mehmet Poyrazoğlu 13 içerik yazdı. Mehmet Poyrazoğlu tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir