Çok Kültürlü Dünyada Psikoterapi

Psikoterapide var olan sistemler kültürel açıdan birbirinden farklı olan bireyler için uygun mudur? Birçok terapötik yönelim, bireysel farklılıklara saygı duyulmasını ve bu farklılıkların kabullenilmesini gerektirir. Ancak batı  toplumunun bir ürünü olarak, psikoterapinin baskın modelleri, tek kültürlü bir bakış açısını benimsemektedir. Bu bağlamda, bu modeller  temel kültürleri desteklerken, çok kültürlü dünya görüşlerini dışarıda tutarlar. Ne yazık ki, tek kültürlü bir psikoterapi sıklıkla etnik merkezciliği teşvik eder. Kişinin dünya  görüşünün, özünde  diğer görüşlerden  daha üstün ve daha istenilir olması inancı olan etnik merkezciliği(Leininger 1978), terapistlerin kendi değerlerini ve tavırlarını kültürel açıdan  farklı  altyapılara sahip olan danışanlarına yansıttığı durumlarda, psikoterapiyi  tehlikeye sokabilir. Bu yüzden, bilim insanları ve uzmanlar, temel psikoterapinin çok kültürlü uygulabilirliğini sorgulamışlardır(Bernal , Bonilla&Belido, 1995; Sue, Binghan, Porche-Burke&Vasquez, 1999). Çok kültürlü psikoterapiler, bu konulara birer cevap niteliğinde otaya çıkmıştır.

Çok kültürlü psikoterapilerin destekleyicileri, kültürel duyarlılığı  yani kültürel farklılığın farkında olmayı, buna saygı duymayı  ve takdir etmeyi savunur. Farklılığa değer vermek, var olan psikoterapötik modellerin ve varsayımların dikkatli bir şekilde incelenmesine teşvik eder; çünkü sağlık, hastalık, iyileşme, normallik  ve anormallik  kavramları, bu modellerin içine kültürel olarak işlenmiştir. Bu yüzden, çok kültürlü psikoterapistler, hem danışanlarına hem de kendilerine ait dünya görüşünü incelerler.

Dünya görüşü kavramı, kişilerin evren hakkındaki fikirlerini ve inançlarını ifade eder.

Çok kültürlü psikoterapistler kendilerini  incelediklerinde, profesyonel bir sosyalleşmemeye ya da potansiyel ön yargılara sahip olup olmadıklarına bakarlar. Tek kültürlü egemen psikoterapi; kendi bağlamının, tarihin ve politikanın dışında olma eğilimindedir. Temel psikoterapi, tarihi ve sosyopolitik bağlamları incelemediğinde, kişilerin  hayatlarındaki güç ve öncelik hakkı konularının rolünü göz ardı etmiş olur. Çok kültürlü psikoterapistler; etnik köken, ırk , cinsiyet, sosyal sınıf, cinsel eğilim, yaş, din, uyruk, yetenek/engel, dil, yerleşim yeri, ideoloji ve diğer majinal gruplara üyelik gibi çeşitli özelliklere dayanan güç farklılıklarını göz önünde bulundururlar. Çok kültürlü psikoterapistler, değişimi kucaklamak için güçlenmeyi ve sosyal adaleti teşvik ederler. Eksiklikler üzerine odaklanmak yerine, güçlü yanları pekiştirirler.

Çok kültürlülük, sosyopolitik ve sivil hak hareketinin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Psikoterapinin çok kültürlü kuramları, beyaz olmayan bireylerin sorunlarından yola çıktı ve sonrasında cinsiyet, cinsel yönelim, sınıf, din, maneviyat, yaş, beceri, engel açısından bütün çeşitlikleri kapsamaya başladı. Gerçekte psikolojide dönüşümcü bir güç olarak görülen çok kültürlülük, psikoterapinin öncüsü konumundadır. Her türlü klinik müdahaleyi zenginleştirmek için tasarlanmış, kavramsal ve pratik metotlar içerir. Çok kültürlü psikoterapiler, adaptasyon ve gelişimi kolaylaştırır; çünkü çeşitli ve karmaşık çevrelerin yönetimine odaklanırlar. Çok kültürlü kuramlar, bağlama yaptıkları vurgu sayesinde değişimle başa çıkma ve böylelikle dönüşüm ve evrimi geliştirme yeteneğimizi geliştirirler.

Önerilen Yazı:  Boşluk Hissi Nedir? Neyin Habercisidir?

Çok kültürlü psikoterapiler, kültürel yeterlik gelişimini hayat boyu süren bir süreç olarak görürler. Esnekliği geliştirerek, çoğulcu ve bütüncül yaklaşımların  uygulamaya aktarılmasını kolaylaştırırlar. Her insani görüşme, doğada çok kültürlü olduğundan, çok kültürlü psikoterapiler de bütün bireylerle ilgilidir (Sue&Sue,2008). Çok kültürlü psikoterapiler; farklılıklar, benzerlikler ve güç eşitsizliklerini etkili bir şekilde yönetme konusunda araçlar önerirler. Son olarak çok kültürlü kuramlar, toplumumuzun küreselleşmesine ayak uydurmasını kolaylaştırır. Hepimizin çıktığı çok kültürlü yolculuk için bir pusula sunar.


Referanslar:

  1. Raymond J. Corsini, Danny Wedding, Modern Psikoterapiler, Çok Kültürlü Psikoterapiler/Lillian Comas-Diaz
  2. https://www.researchgate.net/publication/49696256_Multicultural_Approaches_in_Psychotherapy_A_Rejoinder (Erişim Tarihi: 25.02.2019)


Feyza Nur Dalyaprak

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ/ İNGİLİZCE PSİKOLOJİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Günümüzde insanların çoğu, çocukları çok fazla etiketleyerek kalıpyargılar oluşturabiliyorlar. Bu durum çocukta, "Bana yaramaz diyorlarsa demek ki ben yaramazım" anlayışı

Kapat