Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Boşanma, hukuksal olarak evlilik sözleşmesinin bitmesi anlamına gelse bile duygusal, psikolojik, sosyal anlamda da kişileri etkileyen ve en iyi koşullarda bile olsa ailenin tüm fertlerinde zorlayıcı bir etki yaratan durumdur. Boşanma olayının gerçekleşmesi ile birlikte çocuk, alıştığı/ büyüdüğü çevreden ayrılabilir ve yeni arkadaşlık, çevre kurması gerekebilir. Yaşadığı evinden ayrılmak zorunda kalabilir. En önemlisi de çocuk, istediği zaman ebeveynlerinden birisiyle görüşemeyebilir. Bu durum anne-baba ilişkisinin aslında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Çünkü, anne baba boşanma döneminde birbirini kırmadığı ve birbirine karşı saygısını kaybetmediği sürece sağlıklı bir dönem olarak atlatılabilir. Bu durum doğal olarak çocuğa da yansır ve böylece çocuk durumdan en az şekilde olumsuz etkilenir. Boşanmayı çocuklara söylemek anne babanın ortak görevidir ve bu görevi birlikte gerçekleştirmeleri gereklidir. Alınan kararın çocuğa iletilmesi, çocuğun yaşına göre farklılık gösterebilir. Okul öncesi dönemde çocuklara çok yalın, öz, kısa ve yetişkinleri ilgilendiren detaylara girmeden açıklamalar yapmak gerekir. Çocuğun yaşı büyüdükçe soruları ve merakı da artacaktır.

Boşanma Olayına Karşı Çocuğun Verebileceği Tepkiler Nelerdir?

İnkar:

İnkar, çocuklar için acıdan kaçınma yöntemi olabilir ve ebeveynlerin tekrar bir araya gelmelerine ilişkin umudun olduğunu gösterir (1*).

Üzüntü ya da depresyon:

Boşanma olayının yaşandığı dönem ve sonrasında çocuğun üzülmesi normal bir tepkidir. Bu durum çocukta, yorgunluk, halsizlik, kilo kaybına neden olabilir. Fakat depresyon ciddi bir sorun olarak ele alınmalı ve her ihtimale karşı tedbirli olunmalıdır. Çocukla özel olarak ilgilenilmesi gerekir.

Suçluluk:

Çocuk, boşanma sebebi olarak kendisini görebilir. Bu yanlış düşünce türleri çocukta suçluluk duygusu yaratabilir. Çocuklar özellikle ebeveynlerinin sadakatleriyle ilgili utanç yaşarlar (1*). Ebeveynlerinin birbirine bağlılık göstermelerini isteyebilirler.

Utanç:

Utanç duygusunu çocuğun dışında öğretmenleri de yaşayabilmektedir. Çocuğun utanma duygusu, boşanmadan sonraki bir yıl boyunca devam edebilmektedir ve bu durum çocukluk döneminde görülen en yaygın tepkiler arasında yer almaktadır (1*).

Kızgınlık:

Boşanma olayına duyulan kızgınlık, özellikle 9-12 yaş aralığındaki çocuklarda görülür. Bu duygu, çocuğun bildiği/sandığı her şeyin çöktüğüne dair hissinden kaynaklanabilir(1*).

Terk edilme korkusu:

Çocuk, “bana kim bakacak?” sorusuyla terk edilme korkusunu yaşayabilir ve velayetini alamayan ebeveyne karşı özlem duygusu geliştirir.

Gerileme (Regresyon):

Gerileme, çocuğun bulunduğu gelişim aşamasında kalması ve ileriye gidememesi veya bulunduğu gelişim aşamasından daha geride kalan gelişim aşamasına dönmesidir. Çocuklarda mızmızlanma, parmak emme, öğretmeninden fazla ilgi bekleme gibi davranışlar gerilemeye örnektir. Bunlara ek olarak çocuğun daha önceden bağımsız davranışlar gösterirken boşanma olayından sonra bağımlı davranışlar sergilemesi yine gerileme diğer adıyla regresyona örnektir (1*).

Fiziksel belirtiler:

Çocuklarda kilo kaybı ya da kilo artışı görülebilir. Wallerstein’e göre ilkokul öğrencilerinde daha çok baş ve karın ağrısı belirtileri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, çocuklar daha duygusal, kırılgan ve ağlamaklı olabilmektedirler (1*). Genel olarak çocuklar, ebeveynleriyle olan ilişkilerine ihtiyaç duyarlar ve onların yanında olmasını isterler.

Boşanma ve Çocuk İlişkisinde Neler Yapılabilir?

Boşanmanın gerçekleştiği dönemde ebeveynleri olarak anne babalar, çocuklarına durumun nedeninin onlar olmadığını, eşler arasında anlaşmazlıklar yaşanabileceğini, aynı evde yaşamanın zor olduğunu anlatmalı ve çocuğun kendisini suçlu hissetmesine engel olmaları gerekir. Ayrıca, anne babalar her ne yaşanırsa yaşansın her zaman çocuklarının yanında olacaklarını onlara anlatmalıdırlar. Çocuk boşanma olayının anne babayı kaybetmek anlamına gelmediğini algılayabilmelidir (2*).

Öğretmenler, boşanma olayının gerçekleştiği dönem ve sonrasında, çocuklarla olan ilişkisinde okuldaki psikolojik danışmanla beraber hareket etmeli ve çocuğa gerekli psikolojik destek sağlanmalıdır. Ayrıca, öğretmen çocukla olan ilişkisinde nötr kalmalı, ailesini çocuğa karşı suçlamamalı ve asıl önemli olanın çocuğun sağlığı olduğunun bilincinde olmalıdır (1*). Ayrıca, çocuğun iyi hissetmesi birincil amaç olmalıdır.

Ebeveynler çocuğuna onu sevdiğini, boşanmanın onun suçu olmadığını söylemelidir. Anne babanın arasında yaşanan tartışmalarda çocuktan taraf tutması istenmemelidir ve çocuğun yanında ebeveynler, eski eşiyle ilgili eleştiri ve suçlamalarda bulunmamalıdır. Eşler birbirinden haberdar olmak veya bilgi almak için arada çocuğunu kullanmamalıdır (2*). En önemlisi de ebeveynler, çocuğunu özenli bir şekilde dinlemeli, onunla konuşmalı ve çocuğunun fikirlerine saygı duymalıdır.


Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Gelişim Psikolojisi , Yrd. Doç. Dr. H. Ergin & Doç. Dr. S. A. Köseoğlu, 8. Basım, Kasım 2017, Nobel Yayıncılık.
  2. http://www.guncedanismanlik.net/index.php?option=com_content&view=article&id=64:bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkileri&catid=21&Itemid=113&lang=tr
  3. Springate, Stegelin, 1999, s.162.
  4. http://www.gripsikiyatri.com/bosanmanin-cocuklara-etkisi/
  5. https://dergipark.org.tr/tr/pub/spcd/issue/21120/227484
  6. Resim OpenClipart-Vectors tarafından Pixabay‘a yüklendi


Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Share on Whatsapp
Whatsapp
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Melike Kurt

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi / Psikolojik Danışma ve Rehberlik

Melike Kurt 24 içerik yazdı. Melike Kurt tarafından yazılan tüm içerikleri gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir