Bir Yolculuk Hatırası

Bu sefer öyle bir yazı yazayım ki içimize bahar gelsin istedim. Okuyanlar mutlu olsun ben yazarken huzur dolayım istedim. Düşündüm, düşündüm, düşündüm… Güzel konular bulamadım ya da doğru kelimeleri seçemedim. Derin bir nefes aldım. Madem bu sefer bir konu bulamamıştım o zaman bu seferde hayatın içinde olanlardan bahsetmek istedim…

Birkaç gün önce bir yolculuk yaptım. Yolculuk yaparken çevremdeki insanları izlemeyi pek severim. Türlü türlü hikayeler çıkar her bir yolculuktan. Bazen hiç tanımadığınız bir insan yan koltuğunuzda 12 saat eşlik eder size, bazen unutulmuş bir bavul çok sonradan gelir aklınıza, bazen bir teyze hiç tanımadığınız bir komşusundan bahseder saatlerce… Uçağımın sabah saatlerinde olmasından kaynaklı hafif uykulu, biraz somurtkan ve asık suratlı bir şekilde geldim havaalanına. Çok geçmeden birbirlerine bir şey anlatmaya çalışan bir çift geçti yanımdan. Beni fark edememiş olacaklar ki yanımdan geçerken bana yavaşça çarptılar. Asık suratlı halimle onlara doğru dönüp; özür beklediğimi belli edecek mimikler sergiledim. Özür dilemelerinin ardından önlerinde oluşan bilet sırasına girdiler, birbirlerine anlatmaya çalıştıkları her ne ise oldukça yüksek bir sesle konuşmaya başladılar. Birbirlerini dinlemeyi tercih etmemeleri, ses tonlarının şiddetlenmesine yol açtı. Sıra onlara geldiğinde aralarındaki gergin sohbeti görevliye de taşımışlardı. Bilet ile ilgilenen görevli oldukça anlayışlı davranmaya çalışsa da biraz sonra o da ses tonundaki oynamalara dikkat edemedi. Onları uzaktan izlemek oldukça ilginçti…

Biraz sonra acele ile koşan bir adam ve onu takip eden bir kadın gördüm. Bilirsiniz, havaalanları ve otogarlar en kalabalık yerlerden sayılırlar. Onlarca hikâyeye ev sahibi olurlar; kimisi çocuğunu kazandığı okula göndermek için heyecan içinde bekler İstanbul’da bir Ekim akşamında, kimisi vedalaşmayı bekler, saatlerin geçmesini hiç istemeden soğuk bir Şubat Ankara ayazında… Koşan adamın arkasından bağırmayı denedi kadın önce, sesini duyuramayacağını anladığında vazgeçti. Belli ki aceleleri vardı. İçimden uçaklarını kaçıracaklarını düşündüm. Biraz sitem ettim. Kendi kendime söylendim. İnsanlardan sıralarını almak için izin istediklerini el ve vücut hareketlerinden anlamıştım, onları duymam zordu aramızda oldukça kalabalık insan topluluğu ve o insanların birbirinden ilginç hikayeleri vardı. Biraz sonra aramızdaki her bir birey için kafamın içinde türlü türlü hikayeler üretmeye başladım; belki doğum yapan bir akrabasına giden bir aile vardı önümde, ya da askerliğini yapmak için heyecan içinde bekleyen genç delikanlı, belki de uzun süredir ertelediği o planı gerçekleştirmek isteyen bir maceraperest… Bu kadar insanın önüne geçmek için sıra istemeleri beni oldukça sinirlendirmişti. Uçağını kaçırmak istemiyorsan biraz daha erken çıksaydın dedi içim, belki trafiğe takılmıştır dedi daha içim. Kendimle kavgam başlamıştı. İnsanları anlamakla, onları yargılamak arasında gidip gelirdim. Bu ikilemin yorgun savaşçısı hep ben olurdum. Verdiğim kararlar mutlaka yanlış çıkar, keşke ilerle dolu hayatıma bir yenisini eklerdim… Biraz sonra hikayelere tekrar daldım. Daldığım hikayelerin içinde kaybolurken, ağlamaklı bir sesin bağırması ile gerçek dünyaya dönüş sağladım. Kadın ağlamaklı olan ses tonunu yükselttikçe, sesi titriyor, sesi titredikçe anlatmaya çalıştığı şeyler zorlaşıyordu. Konuştuğu, güler yüzlü kadın onu anlamış olmalı ki sırasını telaşlı adama ve kadına verdi.

Merak duygusu şu an sahip olduğumuz birçok yeniliğin başı aslında. Bende ne zaman bir şeyi merak etsem kendimi bununla kandırırdım. Sıra bana geldiğinde işlemlerimi hallettim. Uçağımın kapısına gittiğimde; az önceki güler yüzlü kadını gördüm. Somurtkanlığımı kapatmak için yüzümde sahte bir tebessümle yanına gidip neden kadın ve adama sırasını verdiğini sordum. Böyle bir soruyu beklemiyor olmalı ki birkaç saniye cevap vermeden sadece yüzüme baktı. Beni tanıyıp tanımadığını çıkarması birkaç saniyesini daha aldı. Daha fazla zorlanmaması için sessizliği bozdum ve beni tanımadığını onları uzaktan izlediğimi sadece merak ettiğim için sorduğumu söyledim. Kadına söz hakkı vermeden sözlerime devam ettim; insanların ne kadar sorumsuz olduğundan bahsettim. Tatile gittiklerinden emindim. Kadın elinde küçük bir çanta tutuyordu. Demek ki son dakika alınmış bir tatil kararı idi, hazırlanmak için gerekli zamanı bulamamışlardı. Belki de bilet fiyatlarının uygun olduğunu görünce kaçırmamak için almışlardı. Uçağı kaçırmamak için daha erken davranabilirlerdi veya bir sonraki uçağı alabilirlerdi böylece kimsenin sırasını almalarına gerek kalmazdı, diye ukala bir tavır içinde cümlelerimi devam ettirdim. Kadın devam eden cümlelerimin arasına girip nefes aldığım bir andan yararlandı. ”Hasta olan kızlarının yanına gittiklerini bileti burada aldıklarını ve acelelerinin bu yüzden kaynaklandığını” söyledi. Utandım… O anlattı ben daha çok utandım…   

Yukarıdaki anlattığım hikâyeye bir de uzaktan bakalım mı ne dersiniz? Aslında hepimiz birbirimizin aynasıydık. Benim başlattığım bu mutsuzluk ve huzursuzluk bir şekilde etrafımdaki insanlar tarafından kopyalanmıştı. Özür beklediğim o çifte sergilediğim olumsuz tavır onların birbirlerine de aynı tavrı sergilemesine sebep olmuştu ve ardından bilet görevlisine de… İnsanlara gösterdiğimiz tepkiler hayatımızın akşını değiştirmeyecek gibi dursa da bir şekilde bizleri etkiliyorlar. Havaalanları, otogarlar sadece vedalara ya da kavuşmalara değil böyle derslere de öncülük edebiliyorlar.

Özür dilemek yapılan bir yanlışın, yanlışlığını kanıtlamak değildi. O ailenin acele etmek için gerekli sebepleri olabilirdi ve empati duygusu içimde hep yeşermeliydi. Kendi içimde verdiğim savaşın yine yenileni ben olmuş gibi gözüküyordum. Ama bu sefer aslında içimde çok önemli bir şeyi yenmiştim; ön yargımı… Ön yargımı yenen empati duygum daha güçlü doğdu içimde. Önemli bir savaşın kazananıydı o. Bana bu satırları o yazdırdı. İçinize baharlar getiremedim belki bu yazımda ama istedim ki; günlük hayatımızda sorgulamadan yaptığımız onca davranış, sebeplerini bilmeden gösterdiğimiz onca tavır kaldırılıp rafa konsun. Yerlerini baharları içimize getirecek duygular alsın.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Share on Whatsapp
Whatsapp
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Yağmur Bekdaş

Girne Amerikan Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü

    Yağmur Bekdaş 14 içerik yazdı. Yağmur Bekdaş tarafından yazılan tüm içerikleri gör

    Bir Yolculuk Hatırası” için 4 yorum

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir