Bir Dilek Hakkınız Olsa Ne Dilerdiniz?

Geçen gün bir yazıda karşıma şöyle bir soru çıktı; bir dilek hakkınız var ama bu dilek hakkını kullanamayacağınız üç durum bulunuyor. Bunlardan ilki; ölmüş birini geri getiremezsin, ikincisi; birini kendine aşık edemezsin, üçüncüsü ise; hafızanı sildiremezsin. Şimdi dile benden ne dilersen…

Bende oturdum ve düşündüm. Aslında belki de bu durum kurallarını saymasaydı, aklıma bunların birini bile söylemek gelmezdi. Belki çok büyük bir ev isterdim, belki bir araba, yüksek akademik başarı, bir çocuk olsaydım o bebek evini isterdim, bir futbolcu olsaydım tarihin en iyi golünü atmayı isterdim, karnım aç olsa kocaman bir sofrada onlarca çeşit yemeği dilerdim.

Bir dilek hakkımı olabildiğince maddiyat üzerine dileklerde bulunarak tüketebilirdim. Hayatım boyunca para sıkıntısı çekmemeyi dilerdim belki de ya da biraz hümanist davranıp herkes eşit olsun da diyebilirdim. Olur ya belki de tek dilek hakkımı bahçedeki yavru kedi için bir süt dileyerek tüketebilirdim.

3 durum kuralını açıkladıktan sonra kendime verebileceğim bir cevap olmadı. Hayatta en sevdiğim insanı kaybetsem onu geri getiremiyordum. Çok aşık olduğum insanın, benim onu sevdiğim gibi beni sevmesini dileyemiyordum. Belki de bir ömür hayatımda izlerini taşıyacağım kötü bir anımı hafızamdan sildiremiyordum. O zaman dilediğim o kocaman evde tek kalır, bir ömür binemeyeceğim arabanın kapıda çürümesini seyreder, aldığım diplomaları paylaşacak kimsem olmadığı için tek başıma kocaman soframda yemeğimi yerdim. Kendimi mutsuz hissetmek için bir sürü sebep sıralamış gibiydim. Doğru bir düşünceye mi sahiptim? Henüz bir fikrim yoktu.

Aslında testin bana sunduğu kuralların en önemlisi, hafızamı sildirmeme izin vermemesiydi. Acımı unutmak beni rahatlatırdı, ama bunu yapamıyordum. Sevdiğim insanı kaybetmenin acısını silemeyecektim. Aşk acıma da bir şey yapamıyordu. Peki bu kurallar olmasa isteyeceğim tek şey acılarımın ortadan kalkması için hafızamı sildirmek mi olacaktı? Eğer benim önüme bu kuralları koymasaydı; hayır, ben yine o lüks eşyaları, hayatları tercih edecektim.

Hafızanızı Sildirmeniz Mümkün Olsa Bunu Yapar Mıydınız?

Bence bunu isterdiniz. Yeni bir hayata geçmek, sıfırlanmak, size ağırlık olan tüm yüklerinizden kurtulmak isterdiniz. Peki siz, yine siz olur muydunuz? Ne yazık ki hayır. Sizi siz yapan her şeyi sildirdiniz. Neler atlattığınızı bilmiyorsunuz. Aileniz kim? Nerede doğdunuz? Nerede büyüdünüz? Okula gittiniz mi? Başarılı mıydınız? Bilmiyorsunuz!.. En sevdiğiniz yemeği hatta vücudunuzda gördüğünüz o yara izinin ne zaman olduğunu bilmiyorsunuz! İlk aşkınızı, ilk utandığınız anı, büyüyünce ne olacaksın dediklerinde ilk verdiğiniz cevabı bilmiyorsunuz! Sizi siz yapan her şey geride kaldı. Ama sıfırlanmak size hala daha güzel geliyor değil mi? Sonuçta olumlu olaylar kadar olumsuzluklarda gitti. Peki onları silmek yerine onlarla yaşamayı kabullendiniz mi hiç? İyi ki bu olayı yaşadım da beni ben yaptı dediniz mi? Bu deneyim bana ders oldu, keşke ilerim iyi kilere döndü, benim büyümemi sağladılar dediniz mi?

Doğru bir düşünce mi diye sormuştuk ya hani? Yanlıştı. Hayatta her zaman her şey isteğimiz gibi olmayacaktır. O yazı bana hayatı yansıtmıştı; gidenlerin geri gelemeyeceğini, sırf siz birini seviyorsunuz diye onunda sizi sevmek zorunda olmadığını, her kötü olayda sıfırlanmak yerine kaldığınız yerden devam etmenin sizi siz yapacağını, hatırlatmaya çalışmıştı. Hayatı kısacık şekilde özetlemişti!

Bir olayın size ne kattığını hatırlayın, sizden ne alıp götürdüğünü değil. Bir deneyim daha kazanmanın haklı gururu olsun içinizde. Her mutsuz olduğunuzda yalnız kalmak istemeyin, yanınızda olmak isteyenlere izin verin. Sizi yargılayanları hayatınızdan gönderin, sadece size daha iyi işler başarabilmeniz için yardım edenleri dinleyin. Gidenlerin arkasından ağlamayın, en mutlu anlardaki tebessüm olsun yüzünüzde. Eğlenmekten korkmayın, mutluluktan kaçmayın. Her acımın tekrarı olur mu demeyin, hayattan tat almayı bilin. Gerçekleşmesi imkansız görünen olayların bile hayalini kurun. Önünüze çıkan şansları görmezden gelmeyin, ufacık bir engelde düştüğünüz yerde kalmayın, ayağa kalkabilecek kadar güçlüsünüz, unutmayın! Eski günlerinizi kıskanmayın, onlar hep güzel olarak kalacaklar. Ve herkesin gidebileceği bir yolu olduğunu unutmayın, kendinize bir yol çizmekten kaçmayın.

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️
Yazımızı okudunuz ve şimdi paylaşma zamanı:
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir