Denemeler

Ben Kimim?

Birbirine benzemeyen ve birbirinden farklı görünümler, diller, dinler, ırklar, fiziksel özellikler, cinsiyetler ve daha nice farklılıklar. Her insan farklı birer dünyadır. Bunu şekillendirip biçimlendirdiğimizde kendimizi var etmiş oluyoruz. Varoluşsal yapımızı bir şekilde ortaya koymak için didinip dururuz.  Yalnız kendimizi var etmeye çalışırken bizden olamayanların farkına varamayız. Aziz Veysel Nuroğlu’nun Hükümet Kadın filminde ne güzel söylenmiş, “Bu dünya, senden olmayanlarla hoştur. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sende yaşa. Hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. Değil mi? Veyahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegane şey, benden olmayandır. O yoksa, sen de yoksun. Ne anlamı kalır, ne rengi belli olur, ne de tadın…”. Bu nedenle ben kendimi var ederken benden olmayan farklı düşüncelerin, farklı görünümlerin de benim üzerindeki etkisini de yaşarım.

Ben kim miyim?  Ben duvarları yıkık dökük, eskimeye yüz tutmuş yılların yıprattığı bir evim. Bahçesinde kışlık kömür sobasına odun olacak bir ağacım. Babaannesinin penceresinde kurumaya başlamış bir menekşeyim. Ben yaprak yüzeylerinin ardına gizlenmiş, gün yüzüne çıkmaya korkan bir uğur böceğiyim. Ben gökyüzünde bulutların yeri inletecek kadar yağdığı yağmurum. Ben benden farklı düşünen insanların düşüncelerine saygı duyanım. Aslına bakarsanız itiraf etmek isterim. Ben güçlü durmaya çalışan zaman deresindeki bir saman tanesiyim. Yıkık görünümlü duvarların içinde aile samimiyeti barındıran, kilitli kapılar ardında ki misafir odalarının güzelliğini herkese açmayan, sevgiyi yıkık dökük görünümüne sığdıran evin odalarıyım. Yapraklarının yeniden yeşermesini bekleyen bahçede ki odun olacak ağacın kökleriyim. Babaannesinin penceresindeki menekşeye can suyu olmaya hazır suyum. İnsanlardan korktuğu halde uğur getirmesi için avuçlarına konan, yer yer onların annemin benim için terlik pabuç aldığı uğur böceğinin kendisiyim. Yağmur yüklü bulutların aksine ben gökyüzünde maviliklere, özgürlüklere, güneşin benim için yeni umutlar barındırdığı ufuklara kanat çırpan güvercinin kendisiyim. Ben insanım ve insana saygı duyanım. Yani ben zamanın beni yıpratması ile birlikte yılmayıp, dereye kafa tutan saman tanesiyim. Saman tanesi deyip geçmeyin. Küçük görünümüme sakın aldanmayın. Bir de fırtınanın koptuğu, derenin coştuğu zamanlarda görün beni, bir o yana bir bu yana savrulan ben bir taşın beni tutması ile güç bulurum. Bu durum beni bazen korkutmuyor değil hani… Ama yılmak yok dere istediği kadar coşku ile köpürsün, elbet sakinleşecek. Ben yine ve yeniden zaman deresinin sakinliğinde akan saman tanesi olarak yola devam edeceğim. Demiştim ya ben farklı birer dünyayım. Beni ben yapan şey benden olmayandır.

Reklam

İlgili Makaleler

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın




Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu