Denemeler

Ayrılığımın Ardından

Uzun zamandır görmediğim bir arkadaşım ile görüştüm bugün. Çok sevdiği kişi ile bir ayrılık yaşadığını biliyordum. Ona nasıl olduğunu sordum. Kendini hala toparlayamadığını, çok üzgün olduğunu, bu durumu atlatmakta zorlandığını, onunla bir daha barışamayacağını söyledi. Yaptığımız bu konuşma bana da bu yazı için bir ilham olmuştu…

Genelde ilişkilerimiz son derece güzel başlar, sadece aşk ilişkilerimizden bahsetmiyorum; iş ilişkilerimiz, okul ilişkilerimiz ve arkadaşlık ilişkilerimiz… Fakat bazen ufak birkaç sorun büyüyerek aşılamayan, durumu olduğundan daha karmaşık hale getirebilen problemlere dönüşebilir. Güzel giden ilişkilerimiz alt üst olabilir. Böyle durumlarda sizin gösterdiğiniz ilk tepki ne oluyor? Doğrusu ben hemen ağlarım. Yalnızlığı severim aslında, tek başıma yaşamayı, tek yürümeyi, sessizliği severim. İnsanlardan uzakta kendimle baş başa kalmayı, bazen bir müziğe ayak uydurup tek başıma dans etmeyi, bazen salıncakta sallanmayı severim. Ama böyle durumlarda yalnızlık her zamankinden daha ağır gelmeye başlar. Gündelik yaptığım tüm işler üzerime yük olur, bazen yataktan çıkmak bile zor gelir, uyumak isteyen vücudum bir o kadar uykuya direnir. Fikir ayrılıklarından oluşan bir bitişte kendimi daha haklı bulmakla birlikte, fikrimi sonuna kadar direttiğim için gurur duyarım kendimle. Ders almayı sevmem hayattan, o öğrettikçe kaçarım ondan, yalnız kalınca başlar sınavım bu sefer de sil baştan her şey başa alınır ve ben yine sınıfta kalırım.

Reklam

Bütün gün arkadaşımla konuştum. Bu ayrılık sürecinin onu ne kadar etkilediğini fark etmemek imkansızdı. Oldukça genç olmasına rağmen sanki ruhu yaşlanmıştı. Ruhundaki kırışıklıkları hissetmek oldukça kötüydü. Etrafa karşı stresli ve öfkeliydi. Âdeta ilişkisinde çözemediği sorunların hıncını hayattan alıyordu. Biten ilişkisi çevresinin de etkilenmesine sebep olmuştu. Arkadaşlarına karşı daha tahammülsüz, okul konusunda daha isteksizdi. Öğrendiğim kadarıyla ailesi ile de birkaç problem yaşamış. Sorunların çıkış noktasının kendisi olduğunu fark etmiş ama bunu kabul etmemişti. Yavaşça ve sesini kısarak bana doğru yaklaştı ve sordu, “Sence doğru mu yapıyorum?”. Derin bir nefes aldım, ciğerlerime dolan havanın rahatlığını hissettikten sonra, “Hayatta her şeyi doğru yapmak mümkün mü?” dedim.

Bu hayatta her duygunun farklı bir tadı var. Kimisi acı, kimisi tatlı, kimisi ekşi. Hayat ufak sürprizler yapar bize. Bazen zorunda bırakılırız bu tatlara bakmak için. İşte o zaman işin içine tesadüfler, sevinçler, ayrılıklar, ölümler ve doğumlar girer…

İlgili Makaleler

Bazen de bir şeyler eksik gibi gelir, ararız, ararız ama bulamayız. Sanki en sevdiğimiz yemek daha tuzsuz, en sevdiğimiz tatlı daha ekşi olur. Bazen tatlar karışır. Mesela çok mutluyken de ağlarız çok üzgünken de. Hayatınızda kimse sonsuza kadar kalıcı değil. Bunu sürekli tekrar etmek doğru değil ama varlığını unutmakta doğru değil. Her anınız için şanslı olduğunuzu hissetmelisiniz. Yaşadığınız her olayın size eksiler ve artılar olarak neler kattığını biliyorsunuz. Baktığınız penceredeki manzara sizin hayal gücünüz; maviye çalan denizi görmek de sizin elinizde, mor lavantaları izlemek de, boş bir duvara bakmak da. Hayatta renklerin olduğunu unutmayın. Kendinizi siyah ya da beyaz diye şartlamayın. Gidenleri bırakın, onlar başka hayatlara başka dersler vermeye gidiyorlar. Ruhunuzu özgürleştirmek varken onu hapsetmeyin. Bazen yan yana baktığınız manzaralar farklıdır. Bunu fark eden taraf pencereyi kapatmak isteyen taraf olur. Bırakın, herkesin penceresi ayrı iken kendinizi o pencereyi de açık tutmak için zorlamayın.

Reklam

Uzun uzun konuştuk. Kendini daha iyi hissediyor gibiydi. Sanki ruhundaki acılar dinmeye başlamıştı. Bulutların arkasına sakladığı güneşi, bana hafifçe göz kırptı. Biraz sonra etrafına baktı. Ağlarken kullandığı mendil yerde duruyordu. 5 gündür yıkamadığı bulaşıkları da epey kötü görünüyordu. Kendine hareketli bir müzik açtı. Perdesini araladı. Uzun zaman sonra nefes alıyor gibiydi. Hayatta olduğunu fark etti. Yaşadığı her şey için anılara, hatıralara ve hayata teşekkür etti. Ve kendini yeni hayatı için akışa bıraktı.

Kendimle yaptığım konuşma iyi gelmiş olmalıydı. Biraz sonra aynanın karşısından çekildim, yerdeki mendili aldım ve bulaşıkları yıkamak içi hareketlendim, kulağım çalan 90’lar popta, kalbim yeni hayatımın heyecanı için küt küt atmaktaydı.

Reklam

Telif Hakkı Bildirimi İçin Tıklayın



Okuduğunuz içerik sevgiyle oluşturulmuştur ❤️

Yağmur Bekdaş

Girne Amerikan Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu